3.bölüm"acil çizim"
Yazar: 𝘈𝘺𝘴̧𝘦 °𓇼🌊⋆🐚🫧

Baktım. Çok uzaklara baktım. Bir gemi vardı o baktığım uzak yerde minicik görünüyordu oysaki uzakta olduğu için öyleydi. Tekrardan gelen bildirim sesi ile irkildim. Yine umursamadım Kim beni önemsiyorda ben onları sayıp sevicektim Bu zamana kadar çevremdeki insanlara karşı hep böyleydim. Seversem tam sever silersem tam silerdim. Karşımdaki insanı sevmesemde saygı duyardım ben. Mora doğru çevirdim kafamı tam o esnada telefonum çalmaya başladı Sanırım gelen mesejlar indirimle alakalı değildi. Ekranı açtım ve numaraya baktım ısrarla çalıyordu. Açtım. "Alo" dedim tok bir sesle. "Alo" Bu tanıdığım bir sesdi evet bu oydu. "Müsaitsen telafi yemeğine çağırmak istiyorum seni" dedi "Bir dakika sen benim numaramı nereden buldun?" "Buldum bir şekilde"dedi. "Peki. Nerede buluşuyoruz o zaman" diye sordum. "Bana gel" dedi sanki volkanı patlamış bir dağ alevi gibi sımsıcak çıkıyordu sesi. "Yani şey ben evde bir şeyler hazırladım yeriz sonra itersen dolaşmaya çıkabiliriz" "Tamamdır. Konum at geleyim" "Benim almamı ister misin?" "Yok artık daha neler gelirim ben yeşilli kızı ayağıma mı çağırayım bide öküz herifler gibi" dedim. Kıkırdadığını duyar gibi oldum muhtemelen yaptığım benzetme komiğine gitmişti. "Tamam görüşürüz o zaman" dedi. "Görüşelim o zaman" deyip kapattım telefonu. Yüzümde büyük bir sırıtma oluştu. Gelen mesajların ondan olması ve mesajlarına bakmayınca aramış olması cidden düşünceli bir kız dı bence. Gün batıyordu usulca. Bir süre daha oturup denizin sonsuz güzelliğini izledikten sonra yola koyulduk. Aslında böyle bir şey beklemiyordum Tamam telafi edeceğini söylemişti ama unutup gider diye düşünüyordum ama beni yanılttı. O farklı birsiydi bunu ilk gördüğüm anda hissetmiştim aslında. Taksiden indim aslında evi benimkine çok uzak sayılmazmış ama yinede yürüyüp bekletmek istemedim onu. Kenarda bir pastane gördüm şoföre burada inmem gerektiğini söyleyip tutan miktarı ödeyip kedimi aldım ve pastaneye doğru yürüdüm. Eli boş gidecek halim yoktu ya Buğra efendiye yakışır bir hareket değildi eli boş gitmek. "Kolay gelsin soslu kurabiyelerin hepsinden azar azar alabilirmiyim?" diyerek istediğim kurabiyelerden alacağımı belirttim kasada duran göbekli adama. "Hay hay hemen vereyim"dedi adam. Hepsinden azar azar koydu ve fiyatını belirterek onayladıktan sonra kutuyu sarmaya başladı. Parasını ödeyip aldım elime karton mukavvadan olan çantayı. Konumu tekrar açarak evin yerine baktım az ilerdeydi. Yürüdüm. Eve yaklaşınca sebepsizce zile basmak yada kapıya vurmak yerine mesaj atmak istedim *Geldim kapıdayım :)* Ne gülen yüz mü atmıştım ben? Bunu düşünmeye vakit kalmadan kapı hemen açıldı. Gülümsedi ve elimde tuttuğum çantaya baktı. "Hoşgeldin" "Ay dur seni unutmamam lazım hoşgeldiniz"dedi Mora doğru eğilerek kafasını okşadığında. Gülümseyerek"hoşbuldum" dedim Mora bakarak"yani hoşbulduk" "Ne gerek vardı buna" diyerek elimdeki mukavva çantayı aldı. "İçimden geldi sohbet ederken yeriz diye düşündüm" Yaprak içeriye doğru ilerlerken bende peşinden gittim. "Açsan hemen başlayabiliriz" "Fark etmez birazdan da yiyebiliriz" "Nasılsın Buğra" dedi ve devam etti Bir durgun gördüm seni bişey olmadı dimi?" "Yok canım durgunluk kim ben kim Sadece işlerim vardı onlarla uğraştım malum havalarda sıcak çarpıldım heralde" dedim kendimi tutamayıp kahkaha atarken. Oda benim kadar olmasada hafif bir kahkaha attı. "Tek derdin yorgunluk olsun aman" "Sen nasılsın" "İyiyim aynı sıradan bir hayatın döngüsü içinde yaşayıp gidiyorum" "Mor kafa gel buraya" diyerek sesimi yükselttiğimde Mor da yaprak da ikisi aynı anda irkildiler. Gülümseyerek "hedefim sen değildin kusura bakma yaprak"dedim Ufak bir tebessümle geçiştirdi. "Mor tam bir peynir tutkunu sanırım içerideki sofrada peynirle yapılmış yemekler var ve duramıyor" "Boşver yesin var bize yetecek kadar" dedi. Biz? Sahi biz demişken daha tanışalı çok olmayan insanlar olarak sanki yıllardır tanıyormuşuz gibi takılıyorduk. Kafamı çevirip etrafı incelemeye başladım hoş bir evi vardı. Sağ tarafta ışıldayan taş ya da boncuk be…