BÖLÜM 3
Yazar: Ece

Peri Seyir'in güncesinden... 13.09.2020 Sevgili günlük, Bugün gözlerimi açtığımda, mis kokulu babam arkamdaydı. Onun hafif hırıltılı sesiyle uyandım. Sol kolu karnıma dolanmıştı ve beni sımsıkı tutuyordu, başı saçlarıma gömülüydü ve boğuk nefesi saçlarımı çekiyordu. Ona günaydın demeden ayaklandım, dönüp suratına baktığımda ağladığını gördüm, göz altları şişmişti. Ben okulda ağladığımda insanlar göz altlarımdan anlardı ağladığımı, bende oradan anlamıştım. Sevgili günlük, sorarım sana. Babalar neden ağlar? Ben babamı sinirlendirdim mi acaba? Yatakta bir süre sol elini gezdirdi babam sonra aniden sıçradı yerinden, gözlerime baktı. Gözleri saçlarımı savurup karıştıran, okula yürürken sinirimi bozan rüzgâr gibiydi. Huysuz, gıcık ve korkunç . Aslında babamın gözleri çok güzeldi, ela. Ama o güzel gözleri bana hiç rengi kadar güzel bakmamıştı. Acaba ben mi anlamıyordum? Sonra bir anda yataktan kalktı ve bana doğru hızlı hızlı yaklaştı, yere eğilip başımı kollarımla kapattım. Okulda iri bir çocuk vardı, Cem Karaman. O da bana böyle gelir, sonra kafama kafama vururdu. Bende babam öyle gelince korktum, ya o da kafama vursaydı? Gözlerime yine aynı bakışı attı babam, ardından çatık kaşları ile geriye doğru çekildi. Arkasını dönüp odadan çıktı. Yine ne yapmıştım da o kalın kaşlarını çatmıştı? Sevgili günlük, babam çok korkunç bir insandı. Sevgili günlük, annemin günlüğünü buldum geçen günlerde, babamı canavarmış gibi anlatıyordu. Masallardaki kötü kahramanlar gibi. Aslında masal da hiç okunmamıştı bana. Okunmuş muydu? Ay dur bir bakayım, okunduysa yazmışımdır. Okunmuş… Peki ya ben neden hatırlayamadım, sevgili günlük? Acaba babam bu yüzden mi kızıyor bana? Babamı unutuyor muyum ben? Öğretmenimiz hep hayırlı evlat olun, ailenizi üzmeyin diyor. Benim ailem zaten yarım, sorumluluğum az. Herkes iki üç kişiyi memnun etmeliyken ben sadece bir kişiyi memnun etmeliyim. Onu da beceremiyor muyum, sevgili günlük? Ben hayırsız bir evlat mıyım, sevgili günlük? Sana unutmamak için yazıyorum, bugün de babamı çok seviyorum ama sanırım o yine sinirli bana. Sorarım sana, sevgili günlük. Babam beni seviyor mu? Eğer öyleyse, neden buraya hiç yazmamışım? Peri Seyir’in güncesinden… 14.09.2020 Sevgili günlük, Dün babamın iş yerine gittim. Babama defalarca aynı soruyu sordum ama cevap vermedi, sadece yine kaşlarını çattı ve o sinir olduğum rüzgâr gibi baktı suratıma. Sadece basit bir soru sormuştum halbuki! Okulumun önünde her gün ezmemek için çaba sarf ettiğim karıncaların üstüne yemin ederim ki! Sorum şuydu: “Buradaki tüm çocuklar neden kel baba?” Acaba kızmasının nedeni aralarındaki en tatlı olan Ceren ablamın saçları olması mıydı? Ceren ablama haksızlık mı etmiştim? Galiba öyle yapmıştım. Sevgili günlük, Ceren ablamın saçları çooook güzel. Pespembe. Aslında pembe rengini sevmem, pespembeyi hiiç sevmem ama Ceren ablama çooooook yakışıyor! Babam bana cevap vermeden Ceren ablama bıraktı beni, biz de beraber oyun oynadık. Kuaförcülük. O saçlarıyla oynanmasını çok seviyor! Sürekli kıkırdıyor ama bir yandan da alnına bağlı olan kısımdan saçlarını tutuyor ben onları örerken. Canını acıtıp acıtmadığımı sorduğumda ise hayır diyor. Acaba canını mı acıtıyorum? Sonra oturduk ve beraber onun ansiklopedilerinden okuduk. Aman aman! Atları çok seviyor sevgili günlük, ileride olur da babamın istediği gibi derslerimde başarılı olup para kazanırsam ilk olarak Ceren ablama at alacağım! Ona da söz verdim. Çok sevindi ve o incecik kollarına kıyasen sımsıkı sıktı yanaklarımı. Biraz canımı acıttı bu davranışı ama o saçlarının acıdığını söylemiyorsa benim de yanaklarımın acıdığını söylememe gerek yoktu. Değil mi, sevgili günlük? Akşama doğruya galiba akşamüstü deniyor, unuttum. Sana unutmamak için yazarken bile unutuyorum sevgili günlük. Neyse, akşamüstü. Babamla işten çıkarken babama dedim ki: “İnsanların saçları rengarenk olabilir mi?” Babam ise bana tuhaf tuhaf baktı yine, gözleri yaz ayında girip neredeyse beni boğmaya çalışan deniz kadar dalgalı ve puslu duruyordu ama dudakları…