HEP ARKANDAYDIM 1

GİRİŞ

Yazar:

HEP ARKANDAYDIM 1 - Ece kitap kapağı
HEP ARKANDAYDIM 1 kitap kapağı

Aras Poyraz Seyir, 3 Ekim 2010 Toplantı odasında sunum yapıyordum. Jestlerim kendimden emin olduğumu belli ederken mimiklerim ise tam aksine karmakarışıktı. Eşim, Pelin Seyir. Kendisi dokuz ay bir günlük hamileydi. Bu durumda işe gitmem çok aptalca olsa da lösemi vakfının genel kurucusu olarak çocuklar adına toplantılar düzenlemeliydim. Kurtuluşları için çabalamalıydım. Toplantı bitişinde uçak moduna almış olduğum telefonumu elime aldım. Uçak modunu kapatıp ekran şifresini çözdüğümde gözlerim telefonun parlaklığıyla kısıldı, parlaklığı azaltırken üstten gelen aramayı fark ettim. Kübra Karakurt. Pelin’in yakın arkadaşı. Çağrıyı yanıtladım. “Efendim Kübra?” “Aras. Aras abi,” nefes nefeseydi, “Pelin öğlen doğum yaptı.” Başıma kaynar sular döküldü, “Ne,” sesim yükseldi, “Neden şu an haberim oluyor Kübra? Pelin nerede? Kızım iyi mi? Hangi hastanedesiniz?” “Kızın iyi, doğumhanede. Merkezdeki hastanedeyiz. Benim de yeni haberim oldu,” bir yere koşuyor gibiydi. Konuşacağı sırada araya girdim, “Sen neredesin, sesin nefes nefese? Bir şey mi oldu kızıma Kübra?” “Hayır abi, kızın iyi. Yemin ederim, sadece… Pelin.” Çoktan arabayla yola çıkmıştım, Pelin’in adını duyduğumda kırmızı ışığı fark etmedim ve son anda sertçe frene bastım. “Ne oldu Pelin’e?” diye haykırdım başımı direksiyona eğerken, kırmızı ışık yeşile döndüğünde korna sesini arttırarak hızla sürmeye başladım arabayı. “Pelin yok, abi. Pelin yok. Doktor bana açılmamasını rica ettiği bir mektup verdi, hâlâ açmadım. Sana yazılmış ama Pelin yok abi.” “Ne mektubu? Ne demek Pelin yok Kübra?” “Abi…” Telefonu kapattığımda çoktan hastaneye gelmiştim, nasıl sürdüğümü bende bilmiyordum. Yedi tane kazayı son anda atlatmıştım. Kübra hastane kapısından çıkıp bana doğru koştu ve önümde tökezledi, bileklerini tutup onu sabitlediğimde ağladığını fark ettim. “Yalan söylüyorsun, Pelin öldü değil mi?” dedim sesim kısılırken. “Hayır!” diye haykırdı ve yumruk yaptığım ellerimin arasına bir mektup sıkıştırdı, “Aç oku. Ben içeri tekrardan bakacağım. Kızını merak etme, doğumhanede güvende, istesen de göremezsin.” Başımı salladığımda Kübra arkasını dönüp tekrar hastaneye girdi, kanım donuyordu. Titreyen ellerimle mektubu açtım ve içindeki kâğıdı çıkardım. Sevgili Poyraz, Bu mektup eline ulaştıysa, doktorun iyi niyetli biri olduğunu düşünüyorum. Adına gerçekten sevindim, yoksa benimle ilgili hiçbir şey duyamayacaktın. Gözlüklü, yeşil gözlü Okan’a teşekkürlerimi ilet lütfen. Mektubun asıl amacı… Biz. Sen ve ben. Belki bu ilişkide en çok sen uğraştın, en çok sen zarar gördün. Ben ise… kendimi bir türlü sevgiye layık göremedim, belki de sevmeyi bilmedim. Sana karşı hissettiklerim karmaşık; bazen korku, bazen kızgınlık, bazen de derin bir yalnızlık. Seni gerçekten sevmedim, belki de sevmenin ne olduğunu bilmiyordum. Çocuğumuzu doğurmak istediğimden çok emin değildim, korktum. Ama sonra onun, seninle büyüyeceğini düşündüm ve bir umut ışığı gördüm. O, bizden geriye kalan en değerli parça. Senden uzaklaşmak zorundayım, bunu bilmeni istedim. Fotoğraflarımızı, anılarımızı yaktım. Kendimden iz bırakmayı sevmedim; ama bu, senden tamamen kopmak için. Neden bu kadar kırgınım sana? Çünkü sen, benim beklediğimden daha farklıydın. Özgüvenin eksikti, merhametin bazen beni zayıf hissettirdi. Babam gibi sert olmayı bekledim senden ama sen hep başka bir yoldaydın. Hasta olmama rağmen beni sevdin; ben ise kendimi korumaya çalıştım. Seni hiç sevmedim demek zor geliyor, ama hissettiklerim karmaşık. Sen ise beni çok sevdin, belki de fazlasıyla. Seni kullandım, belki de kendimi korumak için böyle davrandım. Bedenimi sana verdim, bazen en samimi halimiz buydu. Parandan sonra en çok ona değer verdim. Son satırlarımı yazarken, içimde küçük bir umut taşıyorum. Eğer hala içinden geliyorsa, kızımıza o ismi vermeni diliyorum. Çünkü seninle kurduğum, belki de gerçekleşmesini en çok istediğim hayal, onun ismini kulağına fısıldayacağın andı. Peri. Beni sevdiğin kadar sev; işte yapabildiğin tek şey bu. Senden nefret etmiyorum. Yalnızca artık…

Bölümün tamamını WritePad'de oku