0.1
Yazar: Yakamoz rüzgarı

İthaf; Ruhun zarafetini benimseyip, bedenin kusurlarını görmezden gelen tüm temiz kalplilere.... Başladığımız tarihi bırakabilirsiniz💖 Vitaminsiz: Bizim üst kattaki Saniye teyze 60 yaşına gelince dakika mı olacak? Siz: Saçma saçma konuşup benim sinirlerimi bozma Tuna. Vitaminsiz: Seninle de dalga geçilmiyor abla. Siz: Nerdesin? Abim seninle mi? Vitaminsiz: Ateşhan abi gelmiş görevden on beş günlüğüne onunla baraber dükkanda oturuyoruz. 14:19 Siz: Gelirken kakao ve süt getirmeyi unutma. 14:39 Vitaminsiz: Neden??? Siz: Getir işte. Canım pasta yapmak istemiş olamaz mı? Vitaminsiz: Kesin öyledir. Seni tanıyorsam yaptığın herşeyin altında bir şey vardır. Vitaminsiz: Yoksa zehir mi katacaksın pastanın içine? Siz: Akıl sağlığın yerinde mi Tuna? Vitaminsiz: Tıp okuyorum ben abla ayıp ediyorsun. Siz: Saniye teyzenin çayını dolduracağım işine git vitaminsiz. Demliği mutfaktan alıp oturma odasındaki annemlerin yanına gittim. Saniye teyze oturmuş kara kara halının motiflerini ezberliyordu. Bitirmiş olduğu çay bardağına zifiri karanlık dem koyup üstüne de biraz tatlansın diye sıcak su ekledim. O böyle seviyordu. Malum Rizeli olunca da çaysız yaşayamıyordu. Önüme gelen iki bardakla birine açık diğerine de ne açık ne de koyu orta demde çay doldurdum. Artık ezberlemiş olduğum için kimse çayını nasıl doldurmam gerektiğini söylemiyordu. Kübra teyze bu garip sessizliği bozdu. Tabii oğlu gelmişti keyfine diyecek yoktu. "Saniye teyze sen bir kötü oldun sanki geldiğinden beri konuşmuyorsun?" Annem de aynı şekilde hak verdi. Biz üç katlı bir apartmanda oturuyorduk. En üst katta Saniye teyze, ikinci katta biz, en alt katta da Kübra teyze ve kızı Duru oturuyordu. Eşi onları bırakıp gittiği için tektiler. Ateşhan asker olduğu ve Hakkari'de görev yaptığı için yılın belirli belirsiz günleri buraya geliyordu. Saniye teyze içindeki fırtınayı dışarı vurmayı başardı. "Ooo hiç sorma kizum. Başuma neler geldi bi bilsen." Annemler atlarken ben de önümdeki tuzlu fıstıktan bir kaç tane aldım. Gelsin Saniye teyze ve köydeki yılan gelini serisi. "Bu kot kafali var ya Allah oni bilduğu gibi etsun he. Bunun başuma açmaduğu iş kalmadi. Pay bunun var ya bi tane yilandan 2 salilse sonra doğmuş karisi. O bunu etti çöpek da." Gülmemek için kendimi zor tuttum. Çok komik ve hararetli konuşuyordu. Annemler merakla baktılar. "Ne yaptı yine?" "Geçen gün arayi beni. Ana ben ne ettum. Pay dedum yine bi şey etti da. Daha demesine kalmadan beynime kan siçradi. Bi de cülüyi. Kahkaha atayi kot kafali." Çayından yudum aldı ve dertli dertli devam etti. "Ana ben inekleri sattum şini Nerimanla gidiyruk Bodrum'a. Dedum, ne ettunuz? Bak daha şimdiden yureğum bulandi. Habu uşak bana ne iş etti. Ole da o gün bugundur nefesum tikaniyi." Bu sefer gerçekten çok sıkıntıydı. Saniye teyze en çok önemlerine değer veriridi. Zaten köy onun için her şeydi. Oğlu ve oğlunun eşi sayesinde kadın İstanbul'da hapis hayatı yaşıyordu. Özgürlüğünü elinden almışlardı. "Aa iyi de kendi parasıyla gitsin ne diye ineklerini satıyorlar?" Kübra teyzeye haklı haklı baktım. "Yok Allah beni alacak sonra bilecek bu akul yoksunu değerumi. İçum gitti da. Rabbum sen habulara akil ver." Amin dedim içimden. Benimle baraber annemler de dedi. "İmtihan da Saniye teyze senin imtihanın bu." Bana baktı Saniye teyze. "He doğri diysun kızım habu kot kafalilara bi dua et da duzelsunler." Kafa salladım. "Asena içerden tatlıyı getirsene kızım" Anneme kafa sallayıp yine mutfağa geçeceğim sırada Saniye teyze yine uyuz kıl olduğum bir konudan giriş yaptı. "Pay bak akluma ne geldi. Asena kizum sen niye evlenmiysun?" Göz devirdim. Bu konudan nefret ediyorum. "İstemiyorum şu an Saniye teyze." Elini ağzına kapattı. "Yoksa sevdalun mi var diyeceğum sen ole şeyler etmezsun. Hafız kizsun da." Kafamı sabır çekercesine salladım. "Saniye teyze şu anlık evlilik gibi bir düşüncem yok." Şimdi bana köyden birini ayarlardı. Aman kalsın. Sevdalım yok diye yüreğimi boş sanıyolar. Tam mutfağa gireceğim sırada anneme sessiz konuştuğunu zannederek güleceği…