🪽 DÜŞMEK 🪽
Yazar: Lea Andrea

İnsanoğlunun var olduğu Dünya gezegenine bir melek düşüyor. Bir göktaşı gibi iniyor Dünya’ya. Kalkmak için kendisiyle ve bu dünyaya ait olmayan ruhani bedeniyle mücadele ederek epey çaba harcıyor. Bunu başaramazken nerede olduğunu anlamak için çevresine bakındığında, o düşerken kırılmaya başlayan kanatlarının acıdığını ve gücünü kaybettiğini hissediyor. Meleğin tüm bedeni acı çekiyor. Kesik bir nefes alma ihtiyacı hisseden düşmüş melek, biraz daha çaba harcayarak bedenini nihayet ayağa kaldırabildiğinde sırtındaki beyaz kanatların da bedeniyle beraber açıldığını hissediyor. Bir tarlada olduğunu fark ediyor. Alabildiğine yeşil olan alanda çeşit çeşit çiçekler ve bitkiler var. Burnuna gelen kokularla birlikte düşmüş melek, burasının doğa ana olduğunu düşünüyor. Güzel doğa ananın kokusu da eşsiz bir parfümü andırıyor. Düşmek için en iyi yer burası olmalı , diye düşünüyor istemsizce. Tanrı her zamanki gibi merhametli davranmış olmalı. Acısını umursamadan yavaşça yürümeye başlıyor. Attığı her adımda, kanatlarından birer birer düşüyor beyaz tüyler lakin yürümeye devam ediyor melek. Nereye yürüdüğünü bilmeden… Sonsuz alanın içerisinde yürüdükçe parmakları, isimlerini bildiği ama düşüşten sağ çıkan zihnine geri getirmekte zorlandığı çiçeklere yavaşça dokunuyor. Gözüne çarpan spesifik bir çiçek, hafızasında bir ismin yankılanmasına neden olduğunda melek birdenbire duruyor. Önünde dikildiği çiçeğin ismini hatırlıyor. Bir gül. Gülü almadan sadece kokluyor. Dünya’daki en güzel çiçeği kokladığını düşünüyor. Kırmızı bir gül. Güller, aşkı temsil eder , diye düşünüyor aniden. Aşk . Bunu mu hissetmesi gerekiyor? Görevi, aşk mı? Yoksa başka bir şey mi? Dünya’da ne yapması gerekiyor? Papatyalara geçiyor. Bir papatyayı koklarken az öncekinden daha farklı hissediyor. Papatyalar, güllerden daha farklı kokuyor. Dudakları yukarı kıvrılınca yüzünde ufak bir tebessüm oluşuyor. Melek, gülümsüyor. Papatyaları koklamak onu mutlu ediyor. Mutlu mu? Bu, aşktan daha iyi. Kendisini mutlu hissediyor. Belki de insanoğlunu anlamak için görevi budur, mutlu olmaktır. Ama hayır, insanlar her zaman mutlu değildir. Aslında insanlar genelde mutsuzdur ancak melek bunu henüz bilmiyor. Kanatlarındaki tüyler düşmeye devam ediyor ve düşerken de griye dönüşüp yavaşça kül oluyorlar. Görünüşe göre de bu tüylerin ait oldukları melek, görevini tamamlayana kadar da durmayacaklar. Düşecekler, düşecekler ve düşecekler. Tıpkı Dünya’ya düşen melek gibi… Laylah kanatlarını yavaşça ve sessizce kaybediyor. Ancak düşmüş melek, yoluna devam ediyor. Yürüyor, yürüyor ve yoluna devam ediyor. Dünya dönüyor ve düşmüş melek yoluna devam ediyor. Her yeri arıyor. Ta ki… Renkleri, en az onunkiler kadar karmaşık ve gri olan bir adam ona rastlayana dek…