Ön Söz
Yazar: Rümeysa Books

Ön Söz “Nalan, Natalya ablana giderken çöpü atmayı unutma.” Genç kadın, babasının sözüne karşılık yüksek sesle ‘tamam’ cevabını vererek, çöp kutularında duran çöpleri toplayıp evden çıktı. Elinde poşetlerle - oturduğu sokağın üst sokağında duran çöp tenekelerine - çöpleri atmak için yokuş yukarı yürümeye başladı. Yürüdükçe arkasından gelen adımlarım hissediyordu. İçinden geçen gün gelip babasına saldıran adamların olduğunu düşünerek küfretti. Çaktırmadan hızını arttırınca arkasındaki adımlar da arttı. Tam üst sokağa dönecekken aniden durup, arkasına dönerek uçan tekmeyi savurdu. “Küçük Hanım, biziz.” diye acıyla karnını tutan adamla duruldu. “Temel abi, neden sinsice takip ediyorsunuz ki? O adamlar sandım sizi.” Diye cevap verdi Nalan. “Cemrehan Usta, bizi dün gece kovdu. Haliyle patrondan azar yememek için sessizce takip etmek zorundaydık.” Nalan durup, elini beline atarak sordu. “Babam sizi neden kovdu?” Temel Bey de doğrulup arkasındaki iki gence kaybolun işareti verdi. “Mahalledekilerin bizden rahatsız olduğunu, sizin tedirgin olduğunuzu, patronun yardımına ihtiyacı olmadığını söyleyerek kovdu.” Nalan, duyduklarına hak vererek soğuk yüz ifadesini korumaya devam etti. Tedirgin olduğu doğruydu ancak asıl rahatsızlığı; istediği gibi rahat edememekti. “Madem sizi kovdu, beni takip etmenize gerek kalmadı. Acil durum olmadığı sürece, lütfen takip etmeyin. Ayrıca kendimi gayet iyi koruyabilen bir kadınım. İki abime de bu sözlerimi kelimesi kelimesine iletin. Şimdi dağılabilirsiniz!” Temel Bey ve diğerleri sessizce geri adımlarla çekildiler. Nalan da sabır çekerek üst sokağa ilerledi. Çöpleri attıktan sonra evinin olduğu sokağa geri döndü. Natalya ablanın binasına geçiş yaptıktan sonra kapının önüne geldi. Zile basınca “Geldim...” diye bir ince ses duyuldu. Kapıyı açan Melissa ile gülümseyerek süt kardeşinin yanaklarını sıkarak eve girdi. “Natalya ablam, iyi misin?” Salonun kenarında hasta yatağına çevrilmiş üçlü koltuğunda uzanan Natalya Abla’ya ilerledi. Natalya Hanım da kenara oturan kızın saçlarının uçlarını severek, önceki günden daha iyi olduğunu söyledi. Natalya Hanım önceki gün hafif bir trafik kazası geçirmiş, sağ bacağından kırıklar meydana gelmişti. Dün de tansiyon hastalığından dolayı rahatsızlanmıştı, lakin bugün biraz daha toparlanmıştı. “İyi olmana çok sevindim. En yakın zamanda ayağa kalkacaksın, inanıyorum.” Nalan, Natalya Hanım’ın elini sıkıp gülümsedi. O sırada iki kadın izleyen Melissa gözlerini devirerek başını iki yana salladı. Bu iki kadının hareketlerinin yapmacık olduğunu net biliyordu. Biraz sonra kavga etmeyeceklermiş gibi davranmalarına inanmamaya seçmişti. “Nalan gelebilir misin?” Nalan ikiletmeden arkadaşının arkasına ilerledi. Mutfağa çeken Melissa ile kollarını birbirine dolayarak göğsünde birleştirdi. “Kazanın sebebini öğrendim. Suçlu annem değil; birileri bilerek anneme zarar vermeye çalışmış. Özellikle onun senin yanına geleceğini biliyormuşçasına…” Melissa’nın bu sözleriyle Nalan’ın gülen yüzü düştü, kirpikleri art arda kıpırdadı. Karşısındaki yüzü birkaç defa süzüp durumun ciddiyetinden emin olunca kollarını çözdü ve ellerini masaya dayadı. Melissa derin bir nefes alarak devam etti: “Nalan, hepimiz tehlikedeyiz. Kimin bizden ne istediğini bilmiyorum ama bu işin sonu kötüye varacak diye çok korkuyorum.” Nalan’ın aklından bir isim geçmişti ama emin olmak için abisine danışması gerektiğini düşündü. Telefonu pantolonun cebinden çıkarıp Selçuk abisini aradı. —Efendim abim? —Abi, seninle konuşmak gereken bir husus var. Neredesin şimdi? —Şey, Nalan seni müsait olunca arayayım çünkü bir anlaşmanın ortasındayım. —Anlaşıldı abi, sonra ara beni. —Tamamdır, sesinden belli bir sorun olduğu. —Görüşürüz. —Görüşürüz. Selçuk abisinden sonraki şıkı Sencer abisi olmuştu. Lakin ona da ulaşamayınca ofladı. “Selçuk abin ne diyor?” diye sordu Melissa meraklı ve endişeli ses tonuyla. “Müsait olunca arayacakmış.” deyince Melissa da ofladı. Kapı zili çalınca Melissa açmaya giderken Nalan aklındaki kişiye hesap sormak i…