Hayat
Yazar: gizemli_kıızz

Balımm keyifli okumalar WhatsApp kanalımıza gelmek istermisisinn. https://whatsapp.com/channel/0029VbDMn9wHwXb4OqjWrL1E Chrome aratt ve geell Sokak lambasının sönmesiyle etrafımızı karanlık yuttu. Refleksle birkaç adım geri çekildim. "Az önce neydi o?" dedim, nefesimi hâlâ toparlayamamışken. Atlas omzunun üzerinden depoya baktı. "Burada konuşamayız." "Hayır, tam da burada konuşacağız." "Buna vaktimiz yok." Kolumdan tutmaya çalıştı. Elini sertçe geri ittim. "Yeter artık! Kim olduğunu bilmiyorum. Beni neden buraya getirdiğini bilmiyorum. İçeride ne vardı onu da bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey, beş dakika önce hayatım gayet normaldi." Atlas acı bir gülümsemeyle başını salladı. "Hayır, Ali." Sesi ilk kez bu kadar sakindi. "Hayatın uzun zamandır normal değildi. Sen sadece öyle olduğuna inandırıldın." Sözleri mideme yumruk gibi oturdu. Tam cevap verecekken, deponun içinden metalin ezildiğini andıran korkunç bir ses yükseldi. İkimiz de aynı anda sustuk. Ses bir kez daha geldi. Bu kez daha yakından... Atlas'ın yüzündeki ifade bir anda değişti. "Koş." "Yine mi?" "Bu kez gerçekten." Beni beklemedi. Arkasını dönüp dar sokağa doğru koşmaya başladı. Bir an tereddüt ettim. Mantığım burada kalıp her şeyi anlamaya çalışmam gerektiğini söylüyordu. Ama içgüdülerim... İçgüdülerim bana kaçmam gerektiğini haykırıyordu. Peşinden koştum. Ayakkabılarım ıslak kaldırım taşlarına vururken nefesim düzensizleşmişti. "Nereye gidiyoruz?" diye bağırdım. "Güvenli bir yere." "Böyle bir yer gerçekten var mı?" Atlas cevap vermedi. Üç sokak geçtikten sonra eski görünümlü, küçük bir apartmanın önünde durdu. Cebinden anahtar çıkardı. Kapıyı açtı. "İçeri." "Bu senin evin mi?" "Eskiden." "Eskiden ne demek?" "Gir, anlatacağım." Apartmanın üçüncü katına kadar tek kelime konuşmadık. Kapıyı açınca içeride loş bir ışık bizi karşıladı. Ev şaşırtıcı derecede düzenliydi. Eski ahşap kitaplıklar... Duvarlarda haritalar... Masanın üzerinde dağınık notlar... Ve karşı duvarda asılı tek bir fotoğraf. Fotoğrafta üç kişi vardı. Atlas... Ben... Ve tanımadığım genç bir kadın. Fotoğrafa doğru yürüdüm. "Bu..." Parmağımla kendimi gösterdim. "Bu fotoğraf ne zaman çekildi?" Atlas mutfaktan iki bardak su getirirken kısa bir an durdu. "Yaklaşık iki yıl önce." Başımı hızla ona çevirdim. "İmkânsız." "Neden?" "Çünkü seni bugün tanıdım." "Bunu sanıyorsun." Elimdeki bardak titredi. "Bu nasıl mümkün olabilir?" Atlas masanın kenarına yaslandı. "Çünkü iki yıl önce olanlardan sonra hafızan silindi." "O kadar kolay değil." "Kolay olduğunu söylemedim." "Ciddi misin sen?" "Ciddiyim." Odanın sessizliği ağırlaştı. Bir kez daha fotoğrafa baktım. Yüzümdeki ifade doğaldı. Atlas'ın omzu bana değiyordu. Fotoğraftaki kadının gülümsemesi ise tuhaf şekilde tanıdık geliyordu. Onu tanımıyordum. Ama sanki özlüyordum. Balım WhatsApp kanalımıza gelmek istermisiinn??? Umarım begenersin "Neden..." diye fısıldadım. "Neden onu görünce içim acıyor?" Atlas cevap vermedi. Gözlerini kaçırdı. İşte o an ilk kez korktum. Çünkü Atlas'ın sessizliği, söyleyeceği her cevaptan daha ürkütücüydü.