HATIRA DEFTERİ

I.PART: MELEĞİN LANETİ ŞEYTANIN KALBİ

Yazar:

HATIRA DEFTERİ – Liyasalll kitap kapağı
HATIRA DEFTERİ – Liyasalll kitap kapağı

1996 - Moskova Kristal bir bardağın yanıması ve bir kurnazın asası kadar aldatıcıydı. Her şeyin bir zamanı vardı belki de onun için. Oyunlar oynamak en büyük önceliğiydi. Şimdiyse onun için birinci öncelik kaderin yadsınamaz cilvesiydi. Dominic Alvaro. Masanın hemen karşısında abisinin yanındaydı. “Küçük bir oyun oynadığının farkında değil miyiz sanıyorsun Konstantin?” Oblov Marakonov, elindeki bıçakla keskin bir çizgi çekmişti o an masaya. Lanet dedi kendisine lanetin büyük bir başlangıcı. “Oyun oynadığımı düşünüyorsan…” gözlerini adamdan ayırmadı. “Düşünmeye devam et. Sadece elinde olanlara sıkıca tutun.” “Elimde olan şeyleri tahmin dahi edemezsin ve bunu düşünemezsin bile. Aşağıdan geldiğini kurallar hakkında bir sik bilmediğini buradaki herkes şahit.” Gülerek prosunu parmaklarının arasında sıkıca tuttu. “Kural bilmediğim doğru.” Dudakları ağırca kıvrıldı. Masada olan kişilerin gözleri onlardaydı. Her biri bir atak bekliyordu. Ya da bir emir. Dominic, gözlerini kırpmadan Oblov’a bakıyordu. Gerilimin farkında olmak bu masa için en kötüsüydü. “Ama bu seni ellerimle öldürmeme engel değil.” Her şey saniyesinde olmuştu. Sandalyenin çekilmesi bile anlıktı. O geniş bedenin üzerine bir gölge gibi çökmesi Dominic’i ayağa kaldırmaya yetmişti. Her ne kadar emir beklesede kendine hakim olamıyordu. Alex Makarovic, olayları sakinlikle izliyor arkadaşına bakıp gülüyordu. Adamın boğazını iki eliyle tuttu ve sıkmaya başladı. Hırıltılı sesler odayı ölüm sessizliğine boğdu. “Elinde olan her şeyi ellerimle alıyorum Oblov.” Sırıtarak gözlerinin içine baktı. Adamın geniş vücuduna karşı öyle hiddet dolu şekilde abanıyordu ki çoğu kişi bu kudretin Konstanin Alvaro da nasıl olduğunu sorgulayamadan edemedi. Adam saniyeler içerisinde boğuk şekilde soluk bırakarak canını verdi. Elleri koltuğun her iki yanına düştü ve başı bir kukla misali dengesizce arkaya doğru savruldu. “Herkes.” Eliyle gömleğinin yakalarını düzeltti. “Kimin yanında olduğunu bilse iyi olur.” Gözlerini her birisinin üzerinde dolaştırdı. “Aksi takdirde elinizdekileri almam saniyelerimi almaz.” Eliyle kapıda duran kişilere işaret verdi. “Oblov artık aramızda yok.” Dominic, abisine gurula bakıyordu. “Onun yerinde artık Dominic Alvaro oturacak.” Kaşlarını kaldırıp Salantor’a baktı. “İtirazı olan?” Kimseden tek bir ses dahi çıkmazken kardeşinin sandalyesini çekerek oturmasını istedi. Domonic, ona verilen bu emirle ve göğsündeki o garip soğuklukla oturdu. “Anlaşacağımızı biliyordum.” Başını omzuna eğdi. “Güzel bir toplantıydı.” Ardına bakmadan odadan ayrılmasıyla Alex gözlerini kısıp sigarasını yaktı. *** İSTANBUL - 2026 Nil Salkım Kasım. Yaprakların teker teker yere düşmesiyle rüzgar uzun ağaçlar sağ sola savurdu. Elimi kazağımın uçlarına atıp düzelttim bu hissi seviyordum daha fazlasıysa buraya duyduğum büyük sevgiydi. Doğduğumdan bu yana burada olmamda buna bir etkendi elbette ama her nedense sanki her daim burada olmasamda döneceğim bir evim vardı. Evim diyeceğim bir yerin olması büyük bir lütuftu. Mila’nın bacaklarıma sürtünmesiyle gülümseyerek kahve bardağımı penceremin kenarına koyarak eğilip Mila’yı kucağıma aldım. Yumuşak siyah tüylerini okşayıp başını öptüğümde miyavlayarak kucağımdan inmek için kıpırdandı. Kıkırdayıp onu tekrar yerine bıraktığımda gök gürültüsünün sesiyle irkilip yutkundum. Perdemi çekerek kahvemle odamın köşesinde bulunan elbise dolabıma ilerledim. Eteğimi ve üzerime giyeceğim body ve deri ceketi yatağımın üzerine savurarak üzerimdekileri çıkartıp giyinmeye başladım. Saçlarımı dağınık topuz şeklinde toplayarak aynadaki aksimle göz göze geldim. Uzun zamandır orada gördüğüm kişi hayallerini gerçekleştiren ve babasına söz veren kişiydi. Dudaklarıma sürdüğüm bordo ruj ve hafif allıkla evden hızlı şekilde çıktım. Arabada duyulan zil sesiyle ekrana bakıp gördüğüm isimle gülümsedim. “Günaydın!” Şakıdı. “Selam.” Dediğimde gülerek, “bugün birileriyle Rusya’ya kaçıyoruz sanki?” “Daha akşama çok var sanki?” Bavullarımı her ne kadar toplamış olsamda kendimi buradan ayrılm…

Bölümün tamamını WritePad'de oku