Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı"

KAN GÖLÜ

Yazar:

Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" – Zilan Erbek Arıkan kitap kapağı
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" – Zilan Erbek Arıkan kitap kapağı

Bölüm görselleri

Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 1
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 1
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 2
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 2
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 3
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 3
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 4
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 4
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 5
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - KAN GÖLÜ bölüm görseli 5

Merhaba sevgili okurlar, Yeni bir bölümle karşınızdayım. Yorum ve eleştirilerinizi eksik etmeyin lütfen. Unutmayın ki ilerlemek için size ihtiyacım var. Instagram : zilan_erbek_arikan Sevgiyle kalın 🥀 Keyifli okumalar dilerim... ❃❃❃❃ Bir Hafta Önce YEKTA Kapanmış göz kapaklarımı, arabanın sarsılmasıyla, araladım. Bakışlarım cama yansıyan ağaçların görüntülerini buldu. Uykudan yeni uyandığım için bir süre sersemledim. Ağaçların, gözlerimin önüne serilen, gövdelerini izledim. Kafamı yasladığım koltuktan kaldırmadan ağaçların dallarındaki renk karmaşasını gözlemledim. Dallardaki yaprakların yeşil, turuncu ve kırmızı tonlarının huzuruna kapıldım. Uykumu almış olmanın verdiği huzur ve gözlerimin önüne serilen bu muhteşem manzara karşısında esnedim. Kollarımı önüme uzatıp havaya kaldırdım. Ön koltuktan gelen babamın "Uyandın demek uykucu!" gür sesiyle ellerimi dizlerime indirirken gülümseyerek bakışlarımı camdan ayırdım. Aracı büyük bir dikkatle kullanan babamla göz göze gelebilmek adına arka koltukta sağa doğru yönelip, üçlü koltuğu ortaladım. Bir elimi babamın oturduğu koltuğa diğerini anneminkine koyarken başımı öne doğru uzatıp, sesimi tatlı çıkarmaya çalışarak "Prensesiniz uyandı!" dedim. Babamın gülerken kısılan kahverengi gözleri dikiz aynasından beni buldu. Annem, kemerin el verdiği kadar, arkasını dönerek sağ eliyle yanağımı sıkmaya çalışıyordu. Geriye doğru kaçarken kıkırdadım. Sırtım koltukla birleştiğinde "Camları açın sevgili ailem, mis gibi havayı içimize çekmeliyiz!" dedim. Babam lafımı ikiletmeden dört camı da açarken rüzgâr ve temiz hava içeri hücum etti. Açık olan saçlarım etrafa uçuşarak görüş açımı engelliyordu. Saçlarımla ve rüzgârla büyük bir savaş verip sonunda saçlarımı topuz yaptığımda zafer kazanmışçasına gülümsedim. Zafer nidalarımı gülücüklerle etrafa sıçrattım. Gülüşümü dikiz aynasından takip eden babamın kahverengi gözleri kısıldı. Ardından da anneme muzipçe bir bakış yolladı. Annem bakışlarını sesli bir gülüş ile karşıladı. Ailemin gülüşlerini büyük bir keyifle dinledim. Babam gülümsemesi kesilince anneme kısa bir bakış atıp "23 yaşına geldi, hâlâ büyümedi! Biz nerde hata yaptık?" dedi. Annem tebessüm edip bana bakarken "Bence ne yaptıysak çok güzel yapmışız," dedi. Annemin sevgi yüklü bakışlarını sevecen bir gülümseme ile karşıladım. Annem göz kırptıktan sonra müzik açtı. Aileme kısa bir bakış attıktan sonra arkadaşlarımla değil de onlarla çıktığım mezuniyet tatili için oldukça memnundum. Kalbimde yükselen mutluluk ve huzur nidaları eşliğinde ön camdan dışarıya baktım. Dağda kıvrılarak ilerleyen topraklı yolun ve gözlerimin önüne serilen müthiş manzaranın keyfini çıkardım. Yüzümüzde tebessümler, burnumuzda temiz hava ve tenimizde dolanan rüzgârın okşamaları eşliğinde yola devam ettik. Yarım saatlik yolculuğun ardından aracımız kamp yapacağımız yerde durduğunda hızla araçtan indim. Aile rutinimiz haline gelen, Karadeniz Bölgesi şelale kenarı kamplarına bu sene de oldukça hevesle gelmiştik. Heyecanla şelaleye koştum. Şelalenin yanına ulaşıp taşların arasından büyük bir dikkatle geçtim. Şelalenin dağ arasından akan görüntüsüne bakmak için, boynumu sırtıma doğru kırarak, bakışlarımı kaldırdım. Rüzgârın bana taşıdığı su tanelerinin yüzüme çarpmasının huzurunu yaşarken, suyun kokusunu ve kulaklarıma dolan sesini büyük bir mutlulukla karşıladım. Yukarıdan büyük bir hızla düşen suyun yere çarpmasını, daha sonra sığ sulara dönmesini ve kış olmasına rağmen gökyüzündeki güneşi avantaj bildim. Üzerimdeki uzun kollu bluzumdan ve altımdaki pantolonumdan kurtulup suya atladım. Suyun serinliği vücudumu karşılarken gözlerimi açtım. Pek de derin olmayan akarsuyun altına doğru daldım. Suyun derinliklerinde ters dönüp yüzümü suyun yüzeyine doğru çevirdim. Güneş ışınlarının suyun altına dalışını ve belli bir süre sonra kayboluşunu inceledim. İçime dolan huzuru bölen, ciğerlerimden yükselen nefes istekleri oldu. Ayağımla yere vurarak yukarı doğru yüzdüm. Kafam suyun yüzeyine çıktığında, derin birkaç nefes aldım. Küçüklüğ…

Bölümün tamamını WritePad'de oku