Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı"

Her Son Bir Başlangıçtır

Yazar:

Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" - Zilan Erbek Arıkan kitap kapağı
Harese : Soğuk Bedenler "Ölüm Dansı" kitap kapağı

Merhaba sevgili okurlar, KİTABIM BASILDI! Bu platformda ücretsiz bir ön okuma olabilmesi için bölümleri paylaşıyorum. Yorum ve eleştirilerinizi eksik etmeyin lütfen. Instagram : zilan_erbek_arikan Sevgiyle kalın 🥀 Keyifli okumalar dilerim... Bahoz, telefondaki sesin kesilmesinin hemen ardından, havanın dondurucu ayazına aldırmadan, evin kapısına yöneldi. Kapıyı açarken eli bir anlığına beline gitti ve silahının orada olmadığını fark etti. Kalbi, kendisine duyduğu öfke ile atarken kapıyı açık bırakıp yatak odasına koştu. Merdiveni hızla adımlayarak ulaştığında, yatağının başucunda duran silahını hemen eline aldı. Bedeni evden çıkmak için hızla kapıya doğru yönelirken, kalbi esrarengiz bir şekilde kaybolan insanların sırrını çözecek olmanın verdiği heyecanla atıyordu. Dışarı çıktığında yüzüne tokat gibi çarpan bir ayazla karşılaştı. Ayaz ona eve dönüp ceketini almasını buyururken, kapıyı çekip arabasına koştu. Gözleri, ayazın soğuk elleriyle yaptığı sert dokunuşlar yüzünden dolarken, burnu ayazın yumruklarına direnemeyip akmaya başladı. Cipine yöneldi, üşümüş elleriyle ceplerini yoklayıp anahtarı bulmaya çalıştı. Sonunda anahtarı arka cebinde buldu. Peşini bırakmayan aksilikler yüzünden sinirleri bozulmuştu. Sanki evrende bir şeyler onun bir an önce, ihbarda söylenen ormana gitmesini engelliyordu. Sakinleşmeye çalışarak cipe bindi. Kontağı çevirip aracı çalıştırdı. İçinde aylardır peşinde olduğu kayıp insanları bulacak olmanın sevinci vardı. Araç engebeli patikada ilerlerken düşüncelerinin kıvrımına bu olayın başlangıcı ve ilerleyişi sızdı. Yaklaşık dört ay önce polis karakoluna beş kişinin kayıp ihbarı düşmüştü. İstanbul Emniyet Müdürlüğüne, bakanlık tarafından ulaştırılan ihbar polis karakolunu harekete geçirdi. Karadeniz Bölgesi'nde bulunan, Rize iline bağlı, Dipsiz Kuyu köyü civarında kayıp olan insanları bulması için görevlendirilen jandarma komutanı olayla ilgili birkaç aydır soruşturma yürütmesine rağmen bir sonuca varamamış olduğundan, kayıp insanların ailelerinin yaptığı baskıya dayanamayarak, olayı İç İşleri Bakanlığına yönlendirmişti. Bakanlık ise olayların daha da büyümemesi açısından Emniyet Genel Müdürlüğünden jandarmaya yardım etmesini istemişti. Emniyet Genel Müdürlüğü ise İstanbul Emniyet Müdürlüğüne olayı yönlendirmişti. Polisler, kayıp insanları bulmak için seferber olurken çok geçmeden gelen, aynı bölgede kaybolan, arkadaş grubu ihbarı karakolun gündemine bir bomba gibi oturmuştu. Polis bu kayıp ihbarları ile uğraşırken birkaç hafta içinde on beşinci kayıp haberi gelmiş, bir gelişme olmadığını gören ailelerin gazetecilere ulaşması ile olay ülke gündemine girmişti. Bakanlıktan gelen baskılar sonucunda Emniyet Genel Müdürü, cinayet bürosuna bağlı başkomiser Bahoz'a ve ekibine kayıp kişilerin son görüldüğü yer olan, Karadeniz sahil kıyısındaki, Dipsiz Kuyu köyüne gitmeleri ve olayı sessizlik içerisinde soruşturmaları için emir verdi. Bu emrin hemen ardından Bahoz köye yerleşti ve ekibini ise civar köylere dağıtarak olayı soruşturmaya başladı. Bulundukları bölgenin coğrafi koşulları gereğince, ekibiyle görüşmelerini telefon üzerinden yapıyordu. Yine coğrafi koşullar gereğince ve köylerde bulunmayan telekom kutuları sebebiyle telsiz kullanmıyorlardı. Ekibinin her bir üyesinin bulunduğu köyler birbirinden orman ile ayrılıyordu. Her bir köy birbirinden en az üç saatlik uzaklıkta yer alıyordu. Ekip üyeleri birbirleriyle yüz yüze görüşebilmek için dağların arasından geçen orman patikalarını kullanmak zorunda kalıyorlardı. Ekibin bulunduğu her köy yalnızca bir Jandarma Komutanlığına bağlıydı. Bu komutanlık ise, köylerin sahil boyunca yatay bir şekilde konuşlanmasından kaynaklı olarak, her bir köye yaklaşık olarak dört saatlik uzaklıkta bulunuyordu. Bahoz, jandarma komutanı ile olan iletişimini de telefonu aracılığıyla sağlıyordu. Haftanın bir günü ekibi ve jandarma komutanı ile telefon konferansı yaparak durum değerlendirmesinde bulunuyorlardı. Bugüne kadar bütün köy halkıyla konuştu. Aylardır ulaştığı her ipucu ise…

Bölümün tamamını WritePad'de oku