Ham. Kül. İştah.

0|1 Alba’nın Hamlığı

Yazar:

Ham. Kül. İştah. - milna kitap kapağı
Ham. Kül. İştah. kitap kapağı

İŞTE BURADASINIZ! * Helin, dev sahnenin bir ucunda, gölgelerin üst üste yığıldığı karanlık bir köşede tek başına duruyordu. Derin bir nefes alarak omuzlarını dikleştirdi. Bu sahneye sayısız kez çıkmıştı; gözlerine artık güvenmese de ayak parmak uçları sahnenin hafızasını taşımaya devam ediyordu. Zeminin sınırlarını, ahşabın ince damarlarını, yüzeydeki kavisleri... Karanlığın onu yanıltamayacağı kadar iyi biliyordu. Piyanodan yükselen ilk nota, pointlerin içinde sıkışan parmak uçlarını yukarıya doğru uzamaya zorladı. Ve birkaç büyük sıçrayış ile sahnenin tam ortasına yerleşti. Kollarını ağır bir rüzgârı kucaklar gibi iki yana açtı. Bedeniyle birlikte başı da yavaşça yukarıya doğru uzandı. Sahnenin tepesine yerleştirilmiş spotların ısısı tenine dokunuyordu. Gözlerine iliklenen o ince perde hafifledi; sanki karanlık, zihninin içinde dalgalanarak inceldi. Piyano tuşlarının üzerindeki parmaklar hızlandı. Zemin, ayaklarının altında atan bir nabza dönüşmüştü. Bu hissi seviyordu; müzik, bedeninin her zerresine sızıyor, narin bedeni boşluğa kolayca teslim oluyordu. Kendi ekseninde dönmeye başladı. Sanki etrafındaki her şey ayaklanmış onunla birlikte dönüyordu. Bu his küçük Helin’e aitti. İçinden, yıllarca tekrarladığı, aynı cümle geçti: “Bir anlığına, her şeyin seninle birlikte döndüğünü düşünebilirsin ama durduğunda her şeyin yerinde kalacağına inanmak zorundasın.” Bu cümle, küçük Helin’in bir öğretisiydi. Dönüş bittikten sonra yaşadığı baş dönmesi geçici bir yanılgı yarattığını kendine hatırlatıyordu. Bu sayede gerçekliğe olan güveni ile dansına kusursuz bir şekilde devam ediyordu. Dönüşü hızlandı, bedeniyle çizdiği görünmez halkaların sayısı arttı. Özgürlük tam şu an onun bedeninde derin bir oyuk açmış ve göz alıcı bir ışık gibi yayılıyordu. Tam bu esnada zihninde bir çatlak açıldı; o gece, çatlaktan kusursuz bir şekilde sızdı. Yangının genzini yakan is kokusu, nefesini kesen dumanın ağırlığı, bedenine dolanıp hareketlerini kısıtlayan uzun, ağır tüller tüm gerçekliğiyle birlikte onunlaydı. Parmak uçlarının üzerinde, boynu hafif arkaya doğru uzanmışken bir heykel gibi dondu. Hayır bu bir final değildi, müzik henüz bitmemişti. Hareket etmesi lazımdı. Ama geçmişi gelecek adımlarını birer birer yutmaya başlamıştı. Zihni ona bir oyun oynuyordu; ayakları zemine mühürlenmiş, bedeni o korkunç ana hapsolmuştu. Piyanonun tuşlarından dökülen notalar, artık birer melodi değil, yangın alarm sesi gibi kulaklarında çınlıyordu. O geceki yangının yakıcı ısısı spot ışıklarının yardımıyla yeniden tenini yalamaya başladı. Boğazında biriken duman nefes almasını zorlaştırıyordu. Her şey aynıydı; o ana birçok kez gitmişti neler olacağını biliyordu. Kaçmaya çalışırsa ayaklarına dolanan ağır tülleri hissedecekti. Korkuyla büyüyen gözlerine yakıcı duman kolayca girecek yönünü bulmakta zorlanacaktı. Yere yığıldığında ise alevlerin ilk temas ettiği yer sol bacağı olacaktı. "Hareket et," diye fısıldadı içindeki alevlerin arasında kalan o eski balerin, telaşlı ve ısrarcıydı. "Eğer durursan, ateş seni gerçekten yakacak." Helin bu sese direndi ve hareketsiz bir şekilde kalmayı başardı. Parmak uçlarında titreyen bedeni, bir yıkımın eşiğinde asılı kalmış gribiydi. Müzik bitti, ayaklarını yavaşça yer ile buluşturdu. İzleyici koltuklarının olduğu taraftan tek bir çift elin çıkardığı, ağır ve ritmik bir alkış sesi boş salonda yankılanarak Helin’e ulaştı. Helin’in göğsü, sanki az önce o alevlerin arasından gerçekten koşarak çıkmışçasına hızla inip kalkıyordu. Yoksa bu alkış sesi de o geceye mi aitti. Helin, o anı her hatırladığında, bedenindeki yanık izlerinden doğan sızıyı hissediyordu. Vücudu kaskatı kesilmişti ama başını sesin geldiği yöne doğru çevirmeyi başardı. Görmeyen gözleri, dev salondaki kırmızı koltukların birine kilitlendi. "Kim var orada?" diye sordu. Az önce yaşadığı içsel yıkımdan dolayı sesi titremişti. Birinin onu izlemesinden çok, geçmişinin ortaya çıkardığı kırılgan yanına tanıklık edilmiş olması onu huzursuz ediyordu. "Mükemmel bir duruş," dedi Bar…

Bölümün tamamını WritePad'de oku