SARI YAPRAK
Yazar: mavikalemm

‘’Güneşin penceremden süzülmesiyle uyandım. Bugün günlerden pazartesi yeni hayatımın ilk günü… Geçmişi ardıma bırakıp yeni hayatıma adım attığım ilk günündeyim. İçimde heyecan ile endişe bir oluyor artık kim kazanırsa. Geçmişimi unutmak için uyanıyorum tekrardan. Ama bu uyanış diğerlerinden farklı , hissediyorum beni ben edecek zorluklarımın kolay yanı olacak bir ödül. Bazen insan her şeyi ardına bırakıp gitmek ister ya ben de öyleydim düne kadar şimdi ise bir şeyleri başarmış olmanın kıpırtısıyla günüme ışık olacağım. Bu kalabalık şehre Ankara’dan katılıyorum daha 2 gün olmuştur. Yeni atandığım ve yeni görevime başlayacağım günüm. Kulağa saf temiz geliyor! Şimdi görelim kim daha korkak kim daha cesaretli kim daha kovalayacak İstanbul?’’ Hazal aklından geçenlere son bir gülücük atıp kenara çekti. Okulunun ilk gününe geç kalamamak için hazırlanmaya kalktı. Takımı giymişti, çantasını hazırlıyordu ki koridordan ses gelmişti. “Hazal Eyüp sofra hazır hadi kalkın geç kalacaksınız.” Annesi Asiye hanım, kızını ve oğlunu kahvaltıya çağırmıştı. Erkenden kalkıp doyurucu sofra kurmuştu. Hazal çantasına son olarak kalemini koydu. “ Tamam geliyorum.” Hazal kalemini yerleştirdikten sonra kardeşi Eyüp’ün odasına doğru yol aldı. Kapıyı çalmadan içeriye dalar. “ Eee yuh! Ne oluyor alacağın mı var?” Eyüp sakin bir şekilde ablasıyla şakalaşıyordu hem de sabah sabah. Erkenden uyanmış yatağını toparlamıştı. Sofraya çağırılmayı bekliyordu herhalde. Elinde telefon ile ablasına şaşkınlıkla bakıyordu. “ He alacağım da var vereceğimde. Kalk artık kocaman herif oldun annemiz sofraya çağırıyor zahmet olmasa arzını yerine getirir mısınız?” Hazal Eyüp ile tatlı tartışmalar yapmayı seviyordu eğleniyordu. Tabii ne kadar tatlıysa şüpheli. “ Tamam ya dediğini yerine getireceğim annemin. Çat kapı gelme müsait olamayabilirdim alışma ha!” Hazal şaşkınlıkla kardeşinin rahatsız oluşunu dinledi. Biliyordu Eyüp’ün erkenden kalkıp hazır olacağını. Çünkü kardeşinin sorumluluk sahibi olduğunu biliyordu bu yüzden çat kapı girmişti. “ Çok konuşma hadi mutfağa.” Hazal mutfağa geçmişti arkasından Eyüp geldi hep birlikte sofraya oturdular. Asiye hanım çayları döküyordu. “ Kocaman oldunuz hala okula gitmeniz için uğurluyorum sizi bu kapıdan. Alın çayları için sonra okula.” Hazal içten gülmüştü. Asiye hanım şikayet ederek de tebrik eden bir kadındı. Hazal hemen anlamıştı. “Dimi ya hâlâ acaba hangimiz ne için gidiyor okula. Bakayım? Aaa benmişim.'' Hazal gülmüştü. Asiye hanım çayı koyduktan sonra gülümseme patlattı. “Tabii ya sen muallim kızım.” Hazal bunu işittiğinde içi rahatlamıştı. Çünkü bu kadar zorluklara rağmen anca böyleleri muallim olabilirdi yani insanlığı bilinçlendirebilecek muallim! “ Muallim oldum ya başka da bir şey istemem. Ne eksik ne fazla! Hazal’ın küçüklük hayaliydi öğretmen olmak. Lise yıllarında kitap okumayı ve şiir yazmaktan hoşlandığı için Edebiyat Öğretmenliği istiyordu. Olamamıştı başta ailesinin desteği yoktu çünkü. Hızlı düşüp geç kalkan kişiydi o. Bunca zaman içerisinde ne kadar felaket durumlar yaşandıysa bunu hayalini yaşayarak telafi edecekti kendine. Eyüp çayını yudumladıktan sonra “ Aynı okula gideceğiz abla. Kimse bilmesin kardeş olduğumuzu. Uğraşamam zorbalıklarla.” Hazal yemeğini yuttuktan sonra “ Nasıl bilecekler kardeş olduğumuzu belki ben senin dersine girmem.” Eyüp kaşlarını çatarak “ Evet belki girmezsin haklısın ama hani ben diyim de. Aynı anda çıkmayalım kimse bizi yan yana görmesin. Sen beni dinle ne olur?” Hazal kırmak istemiyordu Eyüp’ü. O da belki kendince haklıydı. “ İyi tamam dediğin gibi olsun tabii bence işe yaramayacak elbet öğrenecekler.” “ Öğrensinler bakalım nasıl öğreneceklerse.” Eyüp kahvaltısını etmişti erkenden gitmek için kalkmıştı sofradan. Annesi yolcu etmişti onu . Asiye hanım sofraya tekrardan oturmuştu. Hazal yemeğini yani en sevdiği yemeği menemeni gömüyordu. “ Yavaş kız” Hazal annesine bakıp haklısın bakışı atmıştı. Yavaş yavaş yemeye geçti. Derken telefonu çaldı. Arayan lise dostu Nazlı idi. “Alo Nazlı nasıls…