GÜNEŞİN AĞIDI

DOKUZUNCU BÖLÜM

Yazar:

GÜNEŞİN AĞIDI - Tuğçe Sarıgül kitap kapağı
GÜNEŞİN AĞIDI kitap kapağı

Mümkünse Yaşamak İstiyorum Yulduz Hatun'un sözleri odanın içinde asılı kaldı. Bir an sessizlik oldu. Dışarıdaki avludan suyun hafif sesi geliyor, rüzgâr ipek perdeleri usulca hareket ettiriyordu. Küçük Tuvu annesinin yanında oturmuş bizi izlemeye devam ediyordu. Kağanın varisinin meraklı bakışları üzerimdeydi. Tam ne söyleyeceğimi düşünürken dışarıdan ayak sesleri duyuldu. Perdenin arkasından hizmetçinin sesi duyuldu. "Yulduz Hatun cariyeler geldi." Yulduz Hatun başını kapıya çevirdi. “Girsinler.” Sanırım diğerleri ile tanışacaktım. En azından bana da oturacak bir yer göstermelerini beklerdim ama sanırım bu görüşme bitene kadar ayakta beklemek zorunda kalacaktım. Kendi bedenim olsa kesinlikle sorun olmazdı ama bu kadın tam anlamıyla prensesti ve şimdiden bacaklarım ağrımaya başlamıştı. Bu kadının aslında benim geçmişim olduğuna hala inanamıyordum. Perdeler iki yana açıldı. İçeri ilk giren kadın oldukça güzeldi. Beline kadar uzanan koyu kahverengi saçları ince örgülerle süslenmişti. Buğday tenliydi ve gözlerinin kenarında yılların bıraktığı hafif çizgiler vardı. Ne yaşlı görünüyordu ne de genç kız gibi. Daha çok hayatı görmüş bir kadının sakinliği vardı üzerinde. Yanında ise yaklaşık on yaşlarında bir kız çocuğu yürüyordu. Kızın siyah saçları iki örgü halinde omzuna düşüyordu. Meraklı gözleriyle etrafa bakıyordu. Kadını görünce hafızamda hizmetçilerin anlattıkları canlandı. Aylun. Kitan diyarından gelen ilk cariye. Axie Shi daha genç bir savaşçı olduğu yıllarda ona verilmişti. Bu kadar kadının arasında kağana en uzun süre eşlik eden oydu. Yanında duran ve ince bir söğüt dalı gibi görünen kız ise Sarin olmalıydı. Kızın gözleri babasınınkiler kadar koyu değildi ama yüz hatlarında belirgin bir benzerlik vardı. Büyüdüğünde insanın nefesini kesecek kadar güzel olacaktı emindim. Onların arkasından ikinci kadın içeri girdi. Onu görür görmez ilk fark ettiğim şey karnı oldu. Hamileliği artık saklanamayacak kadar belirgindi. Kadın sarışına yakın açık kahverengi saçlara sahipti. Çekik gözleri ve yüksek elmacık kemikleri vardı. Yüzünde yumuşak ama dikkatli bir ifade bulunuyordu. Bu da Alçin'di. Büyük savaş öncesinde yapılan ittifakı güçlendirmek amacıyla gönderilen kadın. İki kadın da önce Yulduz Hatun'a saygılarını sundular. Hareketleri kusursuzdu. Bir kadının bu kadar incelikle davranabileceğine daha önce şahit olmamıştım. Sonra gözleri bana döndü. Odadaki hava fark edilir şekilde değişti. Sonuçta ben yabancıydım. Daha dün gelmiştim. Yinede kağandan çocuk sahibi olan bu kadınların arasında en zayıf ama tehlikeli olan da bendim. Ve bir gecede dengeleri değiştirme potansiyeline sahip bir Wei prensesiydim. Aman ne harika. Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum. Sarin annesinin arkasından kafasını uzatıp beni incelemeye başlamıştı. Çocukların diplomasi diye bir derdi olmaması ne güzel şeydi. Alçin, belirginleşen karnının üzerinde ellerini birleştirmişti. Hareketleri saygılıydı ama temkinliydi de. Sanki içgüdüsel olarak doğmamış çocuğunu koruyordu. Bakışları zaman zaman bana kayıyor, ardından tekrar yere iniyordu. Korktuğunu söylemek doğru olmazdı; daha çok dikkatli davranıyordu. Bu saraya yeni gelen Wei prensesinin onun ve çocuğunun hayatında nasıl bir değişiklik yaratacağını henüz bilmiyordu. Onlara zarar verecek değildim ama bunu bilemezdi. Aylun ise çok daha sakindi. Aralarında en tehlikeli olanın o olduğunu düşünmeden edemedim. Bir insanın ifadesi anlaşılmıyorsa ona karşı temkinli olmak en iyisiydi. Kitanlı kadın, otağın bir köşesinde kızı Sarin'in yanında duruyordu. Ne gergin görünüyordu ne de özellikle sıcak davranıyordu. Yılların verdiği bir dinginlik vardı üzerinde. Bu saraya benden çok önce gelmiş, savaşlar, doğumlar ve siyasi değişimler görmüştü. Böyle bir kadının paniğe kapılması kolay değildi. Bakışlarım istemsizce Yulduz Hatun'a kaydı. Az önce fark etmediğim bir şey şimdi daha belirgindi. Yorgundu. Çok yorgun. İlk karşılaştığımızda sahip olduğu o güçlü ve vakur duruş hâlâ yerindeydi ama yüzü bunu ele veriyordu. Tenindeki…

Bölümün tamamını WritePad'de oku