GÜNEŞİN AĞIDI

ALTINCI BÖLÜM

Yazar:

GÜNEŞİN AĞIDI - Tuğçe Sarıgül kitap kapağı
GÜNEŞİN AĞIDI kitap kapağı

NE OLURSA OLSUN TATİL YAPACAĞIM! Burnuma gelen koku yüzünden kaşlarım hafifçe çatıldı. Bu… alışık olduğum bir koku değildi. Ne sabahları beni yataktan kazıyan o sert filtre kahve kokusuydu ne de banyodan gelen yapay şampuan kokusu. Daha ağır, katmanlı ama garip şekilde zihni sakinleştirici bir şeydi. Yanmış sedir ağacı, güneşte ısınmış sıcak kürk ve hafif bir tütsü kokusu birbirine karışıyordu. Sanki bin yıllık el yazmalarıyla dolu eski bir kütüphane ile karlar altındaki bir dağ evinin tam arasında, zamansız bir yerdeydim. Derin bir nefes daha aldım. Ciğerlerime dolan hava sıcaktı. Güven vericiydi.Yastığa biraz daha gömülürken gözlerimi aralamadan önce aklımdan tek bir düşünce geçti: Hayatımda ilk kez bir alarm sesiyle, kurumsal bir şirketin bitmek belmeyen bildirimleriyle uyanmamıştım. Bu inanılmazdı. Cumartesi falan olmalıydı ya da bilinçaltım bana harika bir şaka yapıyordu. Dudaklarımda belli belirsiz, memnun bir gülümseme oluştu. Göz kapaklarım hâlâ bir ton ağırlığındaymış gibi ağırdı. Odanın içi karanlıktı ama tamamen zifiri değil; kalın perdelerin, muhtemelen keçe veya ağır kumaşların arasından ince bir sabah ışığı süzülüyor olmalıydı çünkü gözlerimin önünde loş, gri bir aydınlık vardı. Tam bu huzurlu teslimiyetle tekrar uykuya dalacakken, hemen yanımda yoğun bir sıcaklık hissettim. Birinin varlığı. Bir erkeğin gölgesi. Yavaşça kaşlarımı gevşettim. Doğru ya… Rüyam hâlâ devam ediyordu. Dün gece gördüğüm o devasa, gerçekçi rüyanın ikinci perdesindeydim herhalde. İçimden küçük, memnun bir ses çıktı. Açıkçası haftada kırk beş saat mesai yapan, plaza hayatının stresinden saçları dökülen biri olarak bu kadar uzun ve kaliteli süren bir rüyayı sonuna kadar hak etmiştim. Bilinçaltım yıllarca fazla cimri davranmıştı, sonunda bütçe ayırıp bana yüksek prodüksiyonlu bir dönem dizisi sunuyordu anlaşılan. Üstelik bu rüyanın başrol oyuncusu da inanılmazdı. Uyku sersemi halde hafifçe dönüp önümde duran sıcak bedene biraz daha yaklaştım. Adam sırtı bana dönük yatıyordu. Uzun, gece karası saçlarının bir kısmı yastığa ve geniş omuzlarına dağılmıştı. Omuzları o kadar genişti ki, ince iç kıyafetinin altından bile gergin, sert kasları, bir savaşçının hatları netçe belli oluyordu. Bir an için, hayatımda hiç hissetmediğim kadar korunaklı ve huzurlu hissettim. Sonra hiç düşünmeden, rüya görmenin verdiği o pervasız cesaretle kolumu beline doladım ve yanağımı o sıcak, sert sırtına yasladım. “Hmm…” diye mırıldandım uykulu bir neşeyle. “Ne güzel, ne gerçekçi bir rüya ama bu…” Adamın bedeni dokunuşumla birlikte anında bir yay gibi gerildi. Kaslarının altımdaki kasılışını hissettim. Bir saniye sonra, hiç de yumuşak olmayan sert bir hamleyle kolumu kavrayıp beni geri itti. Bu ani ve kaba hareketten ötürü beklemediğim bir an dudaklarımdan hayret nidası döküldü. “Ah!” diye istemsizce doğruldum yatakta. Sırtım açıkta kalınca odanın soğuk havası tenime çarptı. Ve işte o an… Beynimdeki o uyuşuk çarklar nihayet dönmeye, acı gerçekleri önüme sermeye başladı. Gözlerim ardına kadar açıldı. Loş oda.Duvarları kaplayan, üzerinde av sahneleri işlenmiş ağır kürkler ve kalın keçeler. Yatağın üzerindeki koyu kırmızı, ipek ve yün karışımı ağır örtüler. Odanın ortasındaki bronz mangalda yanan kömürlerin kulak tırmalayan hafif çıtırtısı…, Ve yatağın diğer tarafında, kaskatı yatan bir adam. Axie Shi Kağan. Bir anda içime çekilen o soğuk havayla bütün uykum, uyuşukluğum buharlaştı. Kalbim göğüs kafesimi patlatmak ister gibi deli gibi atmaya başladı. Dağınık saçlarım yüzüme, gözlerime girmişti ama umurumda bile değildi. Şok içinde, sesimin titremesine engel olamayarak sordum . “Ben… Ben neden hâlâ buradayım?” Adam bana dönmedi bile. Hâlâ yatağın kenarında, sırtı bana dönük yatıyordu. Ayağa kalkmak için hamle yaparken sırt kaslarının deri altında nasıl hareket ettiğini görebiliyordum. Derin, pürüzsüz ve ürkütücü derecede sakin bir sesle konuştu., “Nerede olacaktın ki?” Ağzım bir karış açıldı ama mantıklı tek bir kelime bile dökülmedi dudaklarımdan. Çünkü… gerçekten verecek b…

Bölümün tamamını WritePad'de oku