GÜNEŞİN AĞIDI

ON BİRİNCİ BÖLÜM

Yazar:

GÜNEŞİN AĞIDI - Tuğçe Sarıgül kitap kapağı
GÜNEŞİN AĞIDI kitap kapağı

Kurtuluş için Önce Bedel Ödemek Gerekir Küçük prens yatağın yanında dikiliyordu. Üzerinde koyu mavi renkli ince bir kaftan vardı. Belindeki küçük kemer bile muhtemelen pahabiçilemez bir tarihi eserdi. Ama şu an ne bir şad gibi ne de bir hükümdarın oğlu gibi görünüyordu. Daha çok yakalanmış bir çocuk gibiydi. "Kapıdaki muhafızlar seni içeri mi aldı?" diye sordum. Shuyu'nun kapıda olduğuna emindim. İçeri girmek istese bile bir şekilde Shuyu'da onunla beraber içeri girerdi. Tuvu birkaç saniye düşündü. "Hayır," dedi sakin bir ifadeyle. "Hayır mı?" Başını salladı. Sonra bakışları yan tarafa kaydı. "Pencereden geldim." Odanın diğer ucundaki pencereye baktım. Sonra tekrar ona baktım. Sonra tekrar pencereye. "Sen beş yaşındasın," dedim hayretler içerisinde. Çünkü oda yerden yüksekti. Merdiven dışında bir şey olmadan bu yaşta bir çocuğun kolaylıkla tırmanması şaşırmama neden oldu. "Evet." "Ve hiç sorun yaşamadan pencereden tırmandın." "Evet." Bir an sessizlik oldu. Bu çocuk ileride kesin başına bela açacaktı. Yastığa biraz daha yaslandım. "Tamam. Şimdi asıl soruya gelelim. Neden buraya geldin?" Tuvu'nun yüzündeki ifade değişti. Az önceki çocukça rahatlık kayboldu. Küçük ellerini arkasında birleştirdi. Gözleri yere indi. İlk kez yaşına uygun görünüyordu. "Ben..." diye başladı. Sonra sustu. Odanın içindeki sessizlik uzadı. Uzaktan rüzgârın sesi duyuluyorken penceredeki ince perdeler hafifçe dalgalanıyordu. Onu konuşturmak için acele ettirmek istemiyordum. Kendi halinde bir savaş veriyor gibi görünüyordu. Tuvu sonunda başını kaldırdı. Ne söyleyeceğini bilmiyordum ama sonunda bana "Annemi üzecek misin?" diye soracağını tahmin edemezdim. Kaşlarım hafifçe kalktı. Bunu nereden çıkarmıştı şimdi? "Anneni üzeceğimden mi korkuyorsun?" diye sordum kısık bir sesle. Bir erkek çocuğunun içine dert olup odama pencereden tırmanacak kadar nasıl içine dert olmuştu bu? Biri ona bir şey mi söylemişti? Başını salladı. Sonra birkaç adım daha yaklaştı. "Bugün hizmetçiler konuşuyordu." İçimden derin bir iç çektim. Tamam. İşte tarihte olsa dedikodu geliyor. Bu insanların konuşurken dikkat etmeleri gerekmez mi? Sonuçta o bir prens ve başka bir varis yok. Eğer pencereden tırmanırken başına bir şey gelseydi Kağan hem varissiz kaldırdı hem de benim başım belaya girerdi. Bir dakika. Benim başım belaya girerdi belki ama Kağan gerçekten varissiz kalır mıydı? Ne de olsa hamile bıraktığı bir kadın vardı ve Cariye Alçin'in küçümseyici tavrı karnındaki çocuğun erkek olabileceğine inandığının göstergesi olabilirdi. Bazı insanlar gerçekten acımasız oluyordu. "Hizmetçiler ne diyordu?" Küçük prens tekrar gözlerini kaçırdı. Sanki duyduklarını söylemek istemiyormuş gibiydi. "Yeni prensesin çok güzel olduğunu söylediler." Bir an durdu. Sonra yüzünde anlayamadığım bir ifade belirdi. Beş yaşındaki bir çocuğun güzellik kavramıyla pek ilgilenmeyeceğini düşünüyordum ama belli ki duyduğu her şeyi dikkatle aklında tutmuştu. "Baş Hatun'un hasta olduğunu da söylediler." derken sesi alçalmıştı. Kalbim hafifçe sıkıştı. Yulduz Hatun'un yüzü gözümün önüne geldi. Sarılaşmış teni, yorgun gözleri, zorda olsa dik durmaya çalışan bedeni. Beş yaşındaki bir çocuk bile annesinin iyi olmadığını fark edecek kadar büyümüştü. Tuvu devam etti. "Sonra Kağan Ata'nın artık senin sarayına geleceğini söylediler. Bunun hasta olan baş hatunu daha da üzeceğini ve bunun onu daha da hasta edeceğini...", Sözlerini bitirdikten sonra sessizlik çöktü. Çocuk başını eğdi. Ayaklarının ucuyla halının kenarını ittiriyordu. O anda fark ettim. Bu konuşmayı yapmak istemiyordu ama belli ki bütün gün duydukları kafasının içinde dönüp durmuştu. Ben ise yastığa yaslanmış halde ona bakıyordum. Birkaç saat önce saray entrikalarıyla uğraşmaktan korkarken şimdi karşımda duran çocuk bütün bu meseleleri benden çok daha gerçek yaşıyordu. Tuvu yeniden konuştu. Bu kez sesi neredeyse fısıltı gibiydi. "Annem zaten hasta." Küçük yüzündeki ciddi ifade ilk kez dağıldı. Yerine yalnızca bir çocuğun endişesi kaldı. "Gece bazen öksürüyor." Bakışl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku