GÜNEŞİN AĞIDI

ONUNCU BÖLÜM

Yazar:

GÜNEŞİN AĞIDI - Tuğçe Sarıgül kitap kapağı
GÜNEŞİN AĞIDI kitap kapağı

Ben Aslında O Değilim Yulduz Hatun'un sesi yeniden dikkatimi topladı. "...Prenses Linhua." Başımı kaldırdım. Kadın dikkatle bana bakıyordu. "Düşünceli görünüyorsun. Eğer sizin için sorun olan bir durum varsa lütfen benimle paylaşın ." Bir an mahcup oldum. Sanki derste öğretmenine yakalanmış genç bir kız gibi hissettim. Karşımdaki kadından oldukça büyük olmama rağmen kadın beni bir şekilde acemi bir kız gibi hissettiriyordu. "Sanırım biraz yorgunum. Oldukça uzun bir yoldu," dedim kibar olduğunu düşündüğüm bir tavırla ama Shuyu'nun keskin nefes alışını Mei'nin ise burnunu çekişini duyunca yine yanlış bir şey söylediğimi anladım. Yahu ben bu zamanda doğru bir şekilde konuşamayacak mıydım? Az önce kaba olacak ne söylemiştim ki? Yulduz Hatun karşısında sanki bir çocuk varmış gibi dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. "Yemeklerde bize eşlik etmek zorunda değilsiniz. Ne de olsa yeni aileye katıldınız. Önümüzdeki üç gün boyunca Kağana hizmet etmeniz yeterli olacaktır. Şimdi dinlenmek için herkes çekilebilir." Aylun sessizce başını eğdi. "Emredersiniz." Alçin de aynı şekilde eğildi ama bu kez bakışları bana kaydığında yüzündeki küçümseyici ifade tamamen kaybolmamıştı. Ben ise Shu Yu'nun desteğiyle yürümeye başlamıştım. Yulduz Hatun'a vedalaşmak amacıyla yaptığım garip eğilme hareketi kadını kısa süreliğine şaşırtmıştı ama benim aklım çoktan başka bir yere gitmişti. Önümüzdeki üç gün boyunca Kağan'a hizmet etmeniz yeterli olacaktır. Yürümeye devam ederken gözlerim yavaş yavaş büyüdü. Bir dakika. Ben neden o adama hizmet etmek zorundaydım? Sonra dün geceki konuşmamız aklıma geldi. "Bunu yarın yapamaz mıyız?" O cümleyi söylerken ertesi gün bu bedende olmayacağımı düşünmüştüm ama kader belli ki benimle dalga geçiyordu çünkü ertesi gün olmuştu. Ve ben hâlâ buradaydım. Kollarımı hemen göğsümde kavuşturdum ve başımı deli gibi salladım. Saçlarıma takılı boncuklar birbirine çarparak şakırdadı. Hayır. Olmazdı. Kesinlikle olmazdı. Ben modern bir kadındım. Bu kadar kadını olan adamla nasıl olabilirdim. Tamam belki ilişkilerimde hep aldatılmıştım ama bu durumda göz göre göre kendimi ateşe atamazdım. Zaten beni düşmanı olarak gören iki kişi vardı. Entrikanın kelime anlamını bile tam olarak bilmeyen ben kesinlikle onlarla baş edemezdim. Benim sorun çıkarmayacak biri olduğuma inanmaları gerekiyordu. "Prensesim?" Shuyu'nun sesi beni kendime getirdi. "Bir şey yok." Aslında çok şey vardı. Ama bunları açıklamaya çalışırsam muhtemelen beni şamanlara teslim ederlerdi. Tam yeniden yürümeye başlamıştım ki karnımın içinde korkunç bir sancı hissettim. Bir anda olduğum yerde durdum. Sonra ikinci sancı geldi. Ardından bağırsaklarımdan öyle yüksek bir gurultu yükseldi ki yakındaki muhafızlardan biri dönüp bana baktı. Yüzüme ateş bastı. Hayır. Hayır, olamazdı. Bu ağrıyı tanıyordum. Bir elimle karnımı tuttum. "Prensesim!" Shuyu hemen koluma girdi. "Neyiniz var?" "Karnım..." dedim dişlerimin arasından. "Karnım resmen bana ihanet ediyor." Kadın gözlerini kırpıştırdı. Belli ki ne demek istediğimi anlamamıştı. Bir kramp daha girince iki büklüm oldum. "Neden bana bunu yapıyorsun?" Shuyu'nun kaşları çatıldı. "Yemekte et yemediniz değil mi?" Acıyla ona baktım. "Ne demek yemediniz mi? Elbette yedim." Kadının yüzündeki ifade değişti. O ifadeyi görünce içime kötü bir his çöktü. "Prensesim..." dedi dikkatli bir sesle. "Et sizin bünyenize iyi gelmiyor." Ardından bağırsaklarım yeniden guruldadı. Bu kez daha yüksek. Sanki içimde mahsur kalmış bir ejderha özgürlüğünü ilan ediyordu. Gözlerimi kapattım. Demek bu kadının bedenine et yaramıyordu. Yemek yemeği en çokta et yemeği seven bana bu nasıl yapılırdı? Üstelik bu sabah kahvaltısında önüme gelen her şeyi mideye indirmiştim. Harika. Gerçekten harika. Bin üç yüz yıl geçmişe gidiyorum. Bir kağanla evleniyorum. Saray entrikalarının ortasına düşüyorum. Ve beni öldürmeye çalışan şey düşmanlar değil... Bağırsaklarım oluyor. "Acele tuvalete gitmem lazım." Shuyu'nun gözleri büyüdü. Hızla başını salladı ama hareket etmek yerin…

Bölümün tamamını WritePad'de oku