GÜNEŞİN AĞIDI

BİRİNCİ BÖLÜM

Yazar:

GÜNEŞİN AĞIDI - Tuğçe Sarıgül kitap kapağı
GÜNEŞİN AĞIDI kitap kapağı

Ne yani bu gerçek mi? Önümdeki dosyaya bakarken baş ağrımın şiddetlendiğini hissettim. Şakaklarım zonkluyordu. Bugün hiç bitmeyecek gibiydi; üstelik daha haftanın ilk günüydü. Klimanın tekdüze uğultusu, klavyelerin sinir bozucu tıkırtıları ve ofisin ağır kahve kokusu midemi bulandırıyordu. Bu ofisten kaçmak istiyordum. Reels kaydırırken gördüğüm o doğaya, kırsala dönmek ve gün ortasında koşturmadan güneşin altında durduğum anlar yaşamak istiyordum. Bir yere geç kalacağım endişesi ya da eve yorgun dönmeden gün batımının o büyülü anının keyfini çıkarmak istiyordum. “Nevin Hanım, dinliyor musunuz acaba?” Müdürümün sesi ofisin içinden ince bir bıçak gibi sıyrılıp kulağıma ulaştığında içimden derin bir nefes çektim. O sesi duyduğum anda insanın kanı gerçekten çekiliyordu. “Dinliyorum, Cansu Hanım,” dedim mümkün olduğunca sakin bir ses tonuyla. Öfkelenmeyecektim. Bu işe ihtiyacım vardı. Ailemin yanına dönüp o küçük şehirde sıkışıp kalmak istemiyordum. Bu yüzden, kariyer olarak benden pek de parlak olmayan bir kadının kendi hayatındaki mutsuzluğu çalışanlarından çıkarmasını sessizce sineye çekiyordum. Cansu Hanım kollarını göğsünde birleştirip masama doğru biraz daha eğildi. Burnumun direğini sızlatan ağır parfüm kokusu baş ağrımı artırdı. “Dinliyorsanız neden hâlâ bu dosyalar burada duruyor?” dedi kaşlarını kaldırarak. “Ben size bunların yarın sabaha hazır olması gerektiğini söylemedim mi?” “Raporların yarısını tamamladım. Finans bölümünden—” “Bahane dinlemek istemiyorum.” Sözümü öyle hızlı kesti ki dudaklarım aralık kaldı. “Finans bölümü geç göndermiş, sistem yavaşmış, mail düşmemiş… Hep aynı şeyler.” Parmak uçlarıyla masamdaki dosyaya vurdu. Tırnaklarının masaya çıkan sesi sinirimi bozdu. “Toplantıya bir saat kaldı ve ben hâlâ sunumun son hâlini göremiyorum. Şimdi söyleyin bana Nevin Hanım, ben yönetime ne anlatacağım?” “Eksik veriler olmadan tabloyu tamamlayamam.” Cansu Hanım küçümseyen bir kahkaha attı. “İlginç. Gerçekten çok ilginç.” Başını yana eğdi. “Ben sizin yerinizde olsam çözüm üretirdim. Ama tabii herkes aynı tempoya ayak uyduramıyor.” Dilim dişlerimin arasına sıkıştı. Bir şey söylersem işten atılabilirdim. Belki de sadece kelimelerle de kalmayabilirdim. Sakin olmak için derin bir nefes aldım. Kadın bilgisayar ekranıma şöyle bir baktıktan sonra dudak büktü. “Bir de bu renkleri kim seçti? Bu sunum şirket raporu mu çocuk doğum günü davetiyesi mi belli değil.” “Geçen hafta özellikle bu tasarımı istemiştiniz.” Cansu Hanım’ın yüzü bir anlığına gerildi ama hemen toparlandı. “Demek şimdi suçu bana atıyoruz?” dedi ince bir tebessümle. “Profesyonellik gerçekten zor bir şey.” İçimden ona bilgisayar monitörünü fırlatmayı geçirdim. “O dosyaları bir saat içinde masamda istiyorum,” dedi sertçe. “Gerekirse öğle yemeğine çıkmayın. Zaten masa başında oturuyorsunuz, çok acıkmazsınız.” Son cümlesini söylerken bakışlarını bilerek üzerimde gezdirdi. Aşağılayıcı imayı anlamamak mümkün değildi. Topuklu ayakkabıları zeminde sert sert yankılanırken arkasını dönüp yürümeye başladı. Son anda durup tekrar bana baktı. “Ha bir de Nevin Hanım…” "Evet?" “Bu sefer hata istemiyorum. Çünkü sizin hatalarınızı düzeltmek benim iş tanımımda yok.” Sonra saçlarını omzunun üzerinden savurup odasına doğru yürüdü. Ben ise masamda öylece kalıp zonklayan başımla ekrana bakmaya devam ettim. Günün bir an önce bitmesini istiyordum. İçimde garip bir huzursuzluk vardı; sanki bugün yalnızca kötü geçmiyor, aynı zamanda beni görünmez bir yere doğru itiyordu. Akşam kanlı dolunay yükselecekti. Ve ben, birkaç gün önce eski kitaplar satan bir dükkânda rastladığım o tuhaf ritüeli deneyecektim. Kitabın sayfaları sararmıştı, kenarlarında anlamını bilmediğim semboller vardı. “Kanlı dolunay gecesinde yapılan geçmiş yaşam ritüeli” başlığını gördüğüm andan beri aklımdan çıkaramıyordum. Normalde böyle şeylere inanmazdım ama son zamanlarda hayatım… yanlış hissettiriyordu. Sanki ait olmadığım bir yerde yaşıyordum. Sanki olmam gereken kişi ben değildim. Belki de geçmiş yaşamımda daha far…

Bölümün tamamını WritePad'de oku