Güneş Yanığı

7. Bölüm

Yazar:

Güneş Yanığı – Almiss kitap kapağı
Güneş Yanığı – Almiss kitap kapağı

Bölüm görselleri

Güneş Yanığı - 7. Bölüm bölüm görseli 1
Güneş Yanığı - 7. Bölüm bölüm görseli 1
Güneş Yanığı - 7. Bölüm bölüm görseli 2
Güneş Yanığı - 7. Bölüm bölüm görseli 2

🤌🏻👇🏻⭐️ Bölüm şarkısıııı https://youtu.be/sjW1AR4ltys?si=KpYmHYWtOIPp-HLJ 🌸🐚🌊 Sarp’ın dudakları kulağımın hemen altında, nefesi tenimi alev alev yakarken mutfağın kapısından gelen anahtar sesiyle ikimiz de irkilerek geri çekildik. "Biz geldik! Pazardan nefis incirler aldık!" Damla’nın şen şakrak sesi koridorda yankılanırken Sarp elindeki tornavidayı alelacele tezgaha bıraktı, ben ise arkamı dönüp sanki rafı kontrol ediyormuş gibi yaptım. Yanaklarımın kırmızılığını gizlemek imkansızdı. Mutfak kapısında beliren Damla ve Selin, Sarp’ı ve benim kızarmış yüzümü görünce adımlarını yavaşlattılar. Damla’nın gözleri muzipçe kısıldı. "Aaa... Sarp? Sen ne zaman geldin?" Sarp öksürerek boğazını temizledi, her zamanki o ağırbaşlı tavrına bürünmeye çalışarak elindeki alet çantasını topladı. "Gözünüz aydın, rafı hallettim. Menteşe de gıcırdamıyor artık," dedi. Bakışları tek bir saniye bana kaydı; gözlerinde hâlâ az önceki fırtınanın izleri vardı. "Ben atölyeye geçiyorum. Akşam kasaba meydanında festival var, hazırlıklara yardım edeceğim." "Sağ ol Sarp," dedi Selin gülümseyerek. Sarp mutfaktan çıkarken yanımdan geçerken omzu hafifçe omzuma çarptı. Kulağıma doğru sadece benim duyabileceğim bir fısıltıyla, "Yarım kalan hesabımızı akşam festivalde kapatırız, Gece Hanım," dedi ve gitti. O gittiğinde dizlerimin bağı çözülmüş gibi tezgaha tutundum. Damla hemen yanıma bitip elini alnıma koydu. "Gece! Kızım sen yanıyorsun! Mutfakta raf mı tamir ettiniz yoksa yangın mı çıkardınız?" "Sus Damla," diye mırıldandım nefes nefese. "Sadece... rafı tutuyordum." Akşamüstü kasaba meydanı tam bir panayır yerine dönmüştü. Rengarenk ışıklar begonvilli sokaklara asılmış, taze deniz ürünleri ve karamel kokusu havaya karışmıştı. Neyran Teyzemin yokluğunda pansiyonu temsil etmek için biz de minik bir stant açmış, teyzemin tarifleriyle hazırladığımız ev yapımı kurabiyeleri ve buzlu limonataları satmaya başlamıştık. Selin standın bir köşesinde taze nane yapraklarını bardağa yerleştirirken bakışları sürekli karşı taraftaki ahşap stantta, sakince ahşap fenerleri dizen Rüzgar’a kayıyordu. "Gözlerin fenerlerde kaldı Selin," dedi Damla gülerek. "İn aşağı da bir baksana şunlara, belli ki adam da seni süzüp duruyor." Selin yanakları pembeleşerek başını eğdi. "Öyle bakmıyorum Damla, sadece... çok yetenekli görünürken bile ne kadar mütevazı duruyor, ona takıldım." "Aman evet evet, 'sadece mütevazılığına takıldım'..." Damla tezgaha yaslanıp gözlerini devirdi. Tam o sırada masaya bir gölge düştü. "Umarım bu leziz limonatalarınızdan kasabanın en yakışıklı erkeklerine indirim vardır?" Efe, elinde iki tane patlamış mısır poşetiyle stanta yanaşmıştı. Gözleri doğrudan Damla’daydı. Damla havalı bir şekilde kollarını kavuşturdu. "İndirim mi? Beyefendi, burası Ege’nin en seçkin limonatası! Hak eden tam fiyat öder." "Öyle mi?" Efe tezgahın üzerinden eğilip Damla’ya göz kırptı. "Peki ben bu mısırları seninle paylaşsam, bir bardak limonataya fitleşir miyiz?" Damla hafifçe kıkırdadı, o imalı ve eğlenceli bakışlarından birini fırlattı. "Mısırın hepsini bana verirsen düşünürüm Efe." Efe hiç düşünmeden poşeti Damla’nın önüne bıraktı. "Anlaştık. Zaten sana bakmaktan mısır yemeye fırsat bulamıyordum." O sırada Rüzgar da ağır adımlarla stantlarına yaklaştı. Elinde ahşaptan oyulmuş, üzerinde zarif bir deniz kabuğu figürü olan küçük bir ayraç vardı. Doğrudan Selin’e uzattı. "Meydanda gezerken gördüm... kitap okumayı sevdiğini söylemiştin. Belki işine yarar," dedi Rüzgar. Sesi o kadar yumuşak ve içtendi ki Selin elindeki bardağı neredeyse düşürüyordu. Selin ayracı alırken parmakları Rüzgar’ın eline değdi. "Rüzgar... bu çok güzel! Çok teşekkür ederim, gerçekten düşünmen yeterdi..." İkisinin arasında sessiz ama buram buram duygusallık kokan bir bakışma başladı. Ben ise bir yanda Damla ve Efe’nin atışmalarını, diğer yanda Selin ve Rüzgar’ın tatlı çekimini izlerken içimdeki o heyecan dalgasıyla baş başaydım. Çünkü meydandaki kalabalığın arasından sıyrılıp doğrudan bizim standa doğru yürüyen Sarp’ı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku