Güneş Yanığı

3. Bölüm

Yazar:

Güneş Yanığı – Almiss kitap kapağı
Güneş Yanığı – Almiss kitap kapağı

Bölüm görselleri

Güneş Yanığı - 3. Bölüm bölüm görseli 1
Güneş Yanığı - 3. Bölüm bölüm görseli 1

Bir Fincan Kahve 🐚🌊🌸 O göz kırpış... Bir insanın tek bir mimiği, bir başkasının zihninde nasıl bu kadar uzun süre asılı kalabilirdi ki? Sarp arkasını dönüp zeytinliğe doğru uzanan patikadan adımlarken, ben olduğum yerde çakılı kalmış gibiydim. Elindeki zımpara takozunu arka cebine sıkıştırmış, geniş omuzlarını hafifçe esneterek yürüyüşü bile o kadar rahattı ki, sanki az önce kalbimin ritmini altüst eden o sözleri söyleyen kendisi değilmiş gibiydi. “Çardak bittiğinde...” demişti. Tam olarak ne demek istemişti ki? Yani çardak bitince Neyran Teyzem mi dönecekti, yoksa o gittiğinde aramızdaki bu garip, henüz adı konmamış çekim de mi bitecekti? Ya da... Belki de çardak bittiğinde asıl her şey yeni başlayacaktı? Aklımdaki soruların uğultusuyla yüzümün ısındığını hissederken, arkamdan gelen hafif öksürük sesiyle irkildim. "Pardon, uzay boşluğuna mesaj mı gönderiyoruz Gece Hanım?" Pencerenin pervazına iki dirseğini birden dayamış, gözlerini kısarak bana bakan Damla’yla göz göze geldim. Hemen arkasında Selin belirdi. Selin’in elinde o hiç eksik etmediği soğuk kahve bardağı vardı ama gözlerindeki o muzip ifade, en az Damla’nınki kadar belirgindi. "Hiç," dedim, sesimin titrememesine özen göstererek. Yüzüme uyduruktan bir gülümseme yerleştirip içeri doğru birkaç adım attım. "Çardağın zımparası bitmek üzereymiş de, onu konuşuyorduk." "Hııı, çardak..." dedi Damla, kelimeyi iyice yayarak. Pencereden atlayacakmış gibi öne eğildi. "Biz de pencereden izlerken dedik ki, 'Acaba Neyran Teyze burayı bir mimara mı emanet etti, yoksa kalbini zımparalatmak isteyen birine mi?' O göz kırpma neydi öyle Gece? Kızım adam resmen sana yürümüyor, direkt çardak kuruyor!" Selin hafifçe güldü, kahvesinden bir yudum alırken arkadaki berjere yaslandı. "Damla abartma adam sadece işini yapıyor... Demek isterdim ama hayır, haklı. Sarp Karadağ pek kimseye öyle göz kırpıp arkasını dönüp gidecek bir tip değil. Kasabada herkes onun ne kadar mesafeli olduğunu söyler. Atölyesinden çıkmaz, akşamları zeytinlikle uğraşır, kendi halinde takılır. Ama sana karşı bir ayrıcalık var sanki, ne dersin Mimar Hanım?" "Saçmalamayın kızlar," dedim hızla içeri girip mutfak tezgahına yönelirken. Yanaklarımın alev alev yandığını hissettirmemek için hemen arkamı döndüm ve kettle’ın düğmesine bastım. "Adam Neyran Teyzem’e söz verdiği için geliyor. Pansiyonun tadilatı, çardak falan... Sonuçta sorumluluk sahibi biri. Hem ben buraya iki haftalığına kafamı dinlemeye, teyzemin pansiyonuna göz kulak olmaya geldim. Aşk meşk arayacak durumda değilim." "Ayy yesinler senin profesyonel mimar duruşunu!" Damla mutfağa süzülüp yanıma geldi, koluma hafifçe vurdu. "Kızım çocuk 26 yaşında, kendi ahşap atölyesi var, elinden her iş geliyor, üstüne bir de kasabanın en köklü zeytinliğinin varisi. Ve en önemlisi... O kollarındaki kaslar zımpara yapmaktan mı öyle duruyor yoksa genetik mi, ben çözemedim! Ayrıca bu sabah f falında ne çıktığını hatırlatmama gerek var mı? 'Yakınında tahta kokusu olan bir adam...' dedimdi size!" "Damla, adam marangoz/tasarımcı elbette tahta kokacak!" dedi Selin salondan seslenerek. Ama sesindeki eğlenen ton her şeyi özetliyordu. "Ama Gece, yine de dikkat et. Bu Ege havaları adama çabuk çarpar. Bir bakmışsın zeytin ağaçlarının arasında hayallere ddalmışsın." Kızların bu takılmaları içimdeki o tatlı telaşı daha da büyüttü. Kettle kaynayınca fincanlara sıcak suyu boşalttım. Gerçekten de içimde anlam veremediğim, kelebeklerin kanat çırpışına benzeyen bir kıpırtı vardı. Sarp'la tanışalı şunun şurasında iki gün olmuştu ama onu her gördüğümde, kokusundaki o çam ve toprak karışımı kokuyu her içime çektiğimde kasabadaki zaman yavaşlıyor gibiydi. Ertesi sabah kasabaya derin bir sessizlik hâkimdi. Güneş henüz zeytin ağaçlarının tepelerine yeni vuruyor, denizden hafif, serin bir meltem esiyordu. Kızlar hâlâ üst kattaki odalarında mışıl mışıl uyuyordu. Damla dün gece geç saatlere kadar tarot kartlarıyla Efe’nin haritasını çıkarmaya çalıştığı için sızıp kalmıştı; Selin ise bilgisayarında bitirmes…

Bölümün tamamını WritePad'de oku