Güneş Batana Dek

2- Ateş başı

Yazar:

Güneş Batana Dek – ⭐️ kitap kapağı
Güneş Batana Dek – ⭐️ kitap kapağı

“Bazı güzellikler gözle görülmez; bir insanın sessizce yanında kalışında, hiç söylemeden seni anlayışında saklıdır.” _ Ateşin etrafındaki sohbet ilerledikçe ortam daha da samimileşti. Birileri gitar çalmaya başlamıştı. Tanımadığım birkaç kişi şarkılara eşlik ediyor, bazıları alkış tutuyor, bazıları da kumların üzerinde dans ediyordu. Denizin üzerinden gelen serin rüzgâr ateşin sıcaklığını dengeliyordu. Alya çoktan Ege'yle sohbete dalmıştı. Ege gerçekten konuşmayı seven biriydi. Anlattığı her hikâyeyi mimikleriyle süslüyor, kendi anlattığı şeye en çok yine kendisi gülüyordu. Sol kulağındaki tek taş pırlanta küpe, ateşin ışığında ara ara parlıyordu. Baran ise Ege'nin tam tersiydi. Az konuşuyor ama konuştuğunda herkes gülüyordu. Ben ise fark etmeden yanımda oturan Deniz'e göz ucuyla bakıyordum. Elinde bir bira şişesi vardı. Hatırladığım kadarıyla bu, oturduğumuzdan beri açtığı üçüncü şişeydi. İlkini sohbet ederken bitirmişti. İkincisini gitar sesleri yükselirken. Şimdi ise üçüncüsünün yarısına gelmişti bile. Ege bunu fark etmiş olacak ki başını iki yana salladı. "Oğlum, biraz yavaş iç." Deniz sadece omzunu silkti. Elindeki şişeyi hafifçe havaya kaldırdı. Sanki boş ver der gibi. Sonra hiçbir şey söylemeden şişeyi dudaklarına götürdü birkaç uzun yudumda neredeyse yarısını bitirdi. Alya'nın gözleri büyüdü. Bana doğru eğilip kısık sesle fısıldadı. "Bu üçüncü değil mi?" "Evet." "Nasıl bu kadar rahat içiyor?" Omuz silktim. "Bilmiyorum." Baran kahkaha atarak başını salladı. "Aslı'yla olan ayrılığı hâlâ sindiremiyorsun oğlum. Sakin ol biraz." Deniz'in yüzündeki ifade bir anlığına değişti. Çok kısa sürdü ama fark etmemek imkânsızdı. Gülümsemesi silinmişti. Ege hemen Baran'a döndü. "Oğlum sus ya." Baran iki elini havaya kaldırdı. "Tamam, tamam." Deniz birkaç saniye ateşe baktı. Sonra şişeyi dizine yaslayıp sakin bir sesle konuştu. "O konu bende bitti kardeşim." Ses tonu öyle sakindi ki inanıp inanmamam gerektiğini anlayamadım. Baran bu kez hiçbir şey söylemedi. Sadece anlamış gibi başını salladı. Konu da kendiliğinden kapandı. Ben ise istemeden Deniz'e baktım. İlk kez onu bu kadar yakından inceleme fırsatım oluyordu. Üzerinde beyaz keten bir şort vardı. Lacivert keten gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmıştı ilk iki düğmesi açıktı. Rüzgâr estikçe gömleğinin yakası hafifçe hareket ediyor, ateşin turuncu ışığı bronz tenine vuruyordu. Saçları hâlâ biraz dağınıktı. Muhtemelen akşam duş aldıktan sonra bile tamamen düzelmemişti. Koyu kumral saçlarının arasına düşen birkaç tutam, ara ara alnına geliyor, o da alışkanlıkla eliyle geriye itiyordu. Kehribar gözleri ise ateşi izlerken olduğundan daha koyu görünüyordu. Garip bir şekilde üzgün durmuyordu ama mutlu da değildi. Sanki içinde konuşmadığı bir sürü şey vardı. Tam o sırada başını bana çevirdi. Bakışlarımız aniden kesişti. Bu kez hazırlıksız yakalanan bendim yakalandığımı anlamış olmalıydı. Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. "Ne oldu?" Sesi sakindi. Bir an afalladım. "Bir şey olmadı." "Emin misin?" "Şey..." İstemeden gülümsedim. "Sadece..." Cümlemin devamını getiremedim. Deniz kaşını hafifçe kaldırdı. "Sadece?" Başımı iki yana sallayıp gülmeye başladım. "Boş ver." O da sessizce güldü. "Peki." İçimde tuhaf bir utanmışlık hissi vardı. Hayatımda ilk defa birini bu kadar dalgın dalgın izlerken yakalanıyordum. Ve işin en kötü tarafı bunu fark etmiş olmasıydı. Ateş çıtırdamaya devam ederken ben gözlerimi yeniden alevlere çevirdim. Ama nedense, birkaç saniye önce duyduğum o sakin ses hâlâ kulağımda yankılanıyordu. "O konu bende bitti kardeşim." Bunu söylerken gerçekten inanıyor muydu... Yoksa sadece kendini mi ikna etmeye çalışıyordu? Bunu henüz bilmiyordum. Bilmeme de gerek varmıydı ki sanki? Ateşin başındaki sohbet yeniden eski neşesine dönmüştü. Ege, az önce yaşanan gerginliği unutturmak istercesine yeni bir konu açmış, Alya da onun anlattıklarına kahkahalarla karşılık vermeye başlamıştı. Baran arada sırada laf atıyor, herkesin gülmesine neden oluyordu. Deniz ise sessizdi. Elin…

Bölümün tamamını WritePad'de oku