A-9
Yazar: A İlke Sandıklı

Merhaba yorum ve hit bırakmayı unutmayın lütfen. O öğle vakti, adamın aniden kalkıp içeriye girmesinin üzerinden tam dört gün geçmişti. Birbirleri ile göz teması dahi kurmadıkları dört koca gün. Cansu, onu fazlasıyla kışkırttığını biliyordu. Fakat zerre pişmanlık hissetmiyordu. Hadsizlik etmiş, sınırını aşmıştı. Geçen günlerde vücudundaki ezik ve çürüklerin acısına bir de regl ağrısı eklenmiş onun için tam bir kabusa dönüşmüştü. Fakat bu sabah başkaydı. Kendini daha sağlıklı ve zinde hissediyordu . Hatta öyle ki; tıka basa doldurduğu kirli sepetini kucaklayıp odasından çıkmış ve ortak banyodaki çamaşır makinesinin önünde diz çökmüştü. Bunu Evren gibi biri kullanabiliyorsa kendi de kullanabilirdi. Ne kadar zor olabilirdi ki sonuçta? Diploma falan aranıyor değildi ya! Makinenin kapağını açtığında gülümsedi. İlk aşama tamamdı. Sonra sepetindeki çamaşırları avuçlayıp boş makineye tıktı. Hepsinin sığmış olması da keyfini yerine getirmişti. Fakat asıl zor kısım bundan sonrasıydı. Dizlerinin üzerinden kalkıp etrafına bakınırken ruhsuz gözleri üstteki rafı buldu. Rafta sıra sıra dizili deterjanları gördüğünde kısa bir an duraksadı. Bunların hepsini mi kullanması gerekiyordu? Yavaşça yutkunurken elini en yakınındaki deterjana uzattı ve raftan çekip incelemeye başladı. Üstünde renkliler için yazıyordu. Renksiz çamaşır mı vardı? Bir an şeffaf transparan cropları aklına geldi. Demek ki onların deterjanı farklı , diye düşündü. Deterjanın kapağını açmaya yeltendiğinde hemen arkasından gelen sesle olduğu yerde sıçradı. " Siktir. Napıyorsun? " Evren uykusuz olduğunu düşündüren yorgun bakışlarıyla, genç kadının elindeki deterjana bakmayı kesip makinanın içindeki çamaşırlara yöneldi. Kadın şaşkınlıkla ne yaptığını anlamaya çalışırken o, elini makineye sokup beyazları çıkartmaya başlamıştı. Cansu, adamın elinde kendi dantelli külotunu gördüğünde sinirle ileriye atıldı. " Napıyorsun ya sapık mısın! " Evren ona ters bir bakış atıp tüm beyazları ayıkladıktan sonra hepsini, önünde duran boş kirli sepetinin içine bırakmıştı. " Renkliler ve beyazlar ayrı yıkanır. " Kadın ona kafası karışık bir şekilde bakmaya devam ederken uzanıp elindeki deterjanı da aldı ve kapağını açıp makinenin deterjan bölmesine yeterli miktarda döktü. Sonra makineyi çalıştırdı ve deterjanı rafa geri kaldırdı. Cansu tüm bunları küçük bir çocuk saflığı ile izlerken rafın diğer tarafındaki deterjanı işaret edip eklemişti. " Beyaz çamaşırların için bunu kullan. " Genç kadın ona yanıt vermezken, o da bir teşekkür beklentisi içinde değildi zaten. Arkasını döndü ve geldiği kadar sessiz adımlarla banyodan çıktı. Cansu ise arkasından bakakalmıştı. Bu neydi şimdi? Bir zeytin dalı mıydı yoksa kendisini rencide etmek için yakaladığı bir fırsat mıydı? Kaşları çatılırken sesli bir nefes verdi. " Siktiğimin evine hizmetçi alsan ölürsün... " diye söylenerek banyodan çıktı. Mutfaktan gelen sesleri işittiğinde o tarafa yönelmişti. Birkaç adım sonra peynirli omlet kokusu da burnuna doluşuverdi. Belli ki Evren beyin kahvaltı saatiydi. İçeriye girip sözde kocasının ne yaptığına bakarken Evren onun geldiğini işitmiş fakat umursamamıştı. Kollarını göğsünde kavuşturup öylece dikildi bir süre. Adam, üzerindeki beyaz bol tişörtü ve gri eşofman altıyla belki de ilk defa bir çalışan değil de, bu evde yaşayan biri gibi görünmüştü gözüne. Saçları her zamankinin aksine dağınıktı. Yataktan kalktığı gibi yüzünü yıkamış ve mutfağa damlamıştı. Tavanın içindeki omleti havada çevirdiğinde genç kadın tek kaşını kaldırdı. " Yemek yapabiliyor musun? " Evren bunun üzerine yalnızca baş sallamıştı. Cansu gözlerini devirmeden edemedi. Çocuk gibi küsmüş müydü şimdi yani? İyi, o halde kendisine aptal dediği için o da küssündü... Fakat günlerdir yatağında öylece yatmaktan çok bunalmıştı ve şu an ona uyup trip falan atmak istemiyordu. Üstelik merakı da ağır basmıştı. Bir adım atarak ona yaklaştı. " Kimden öğrendin? " Evren bu soru üzerine başını çevirip kadının gözlerine bakmıştı. Hiçbir art niyet olmaksızın yalnızca merak…