G-7
Yazar: A İlke Sandıklı

Ertesi gün genç kadın şiddetli bir baş ağrısı ile uyandığında, kendisine sert bir kahve yapmak üzere odasından çıkmıştı. Evin ıssızlığı, fark ettiği ilk şey oldu. Evren normalde de gürültülü biri değildi fakat anlaşılan o ki şu an evde değildi. Cansu yine de emin olabilmek adına onun odası dahil olmak üzere her yere bakındı. Sonrasında ise yalnız olmanın getirdiği huzur ile mutfağa girdi. Ruhsuz bakışları tezgahın üzerinde duran kahve makinasını bulduğunda kısa biran düşündü. Bu makinaları kullanmayı Yağız'ın evinde öğrenmişti. Pek bir zorluğu yoktu. Yine de her Allah'ın günü bunu yapmak zorunda kalmak düşüncesi onu çileden çıkartmaya yetmişti. Kaşları derince çatıldığında başındaki sızı kendini daha çok hissettirdi ve genç kadın usulca tezgaha yaklaştı. Yaklaşık kırk beş dakika kadar sonra eve gelen vegan pizza siparişini, normal koşullarda arka tarafta duran korumadan teslim almıştı. Kutuyu orta sehpaya yerleştirip pizzasından en büyük dilimi kopartırken bir yandan da Yağız'ı arıyordu. Telefon üçüncü çalışta açıldı. Belli ki o da yeni uyanmıştı. " Naber? " Yağız'ın esneme sesini işitti. " Zom oldum. " " Hadi kalk da bana gel. Sana kahve yapayım. " Adam bir süre düşündü. " Vay be, artık sen beni davet ediyorsun ha? " Cansu pizzasından aldığı ısırığı çiğnerken, kabalık ettiğini umursamaksızın konuştu. " Evet gel de gelin evimi gör. " deyip güldü. Buna karşılık Yağız da kıkırdamıştı. " İyi tamam, konum at. " Genç kadın telefonu kapatıp, arkadaşına evlerinin konumunu gönderirken onu korumadan nasıl geçireceğini düşünmeye başlamıştı. Sonuçta dün gece eve getirdiği adamı eve soktuğu için bugün bir korumaları işten çıkartılmıştı. Ona döktüğü gibi dil dökse dahi diğer korumayı ikna edemeyeceğine neredeyse emindi. Acaba kovmakla mı tehdit etseydi? Cansu bu tarz düşünceler içerisinde boğulmuş giderken, kilide sokulan anahtar sesini bile duymamıştı. Bu yüzden de Evren salona girdiğinde anlık bir korkuyla çığlığı bastı. Genç adam ellerini havaya kaldırıp olduğu yerde durduğunda genç kadın da baş parmağını damağına bastırmıştı. " Aklımı aldın. " " Sesimi duymuşsundur diye düşünmüştüm. " Cansu başını iki yana sallarken bacaklarını koltuktan aşağı indirdi ve ayağa kalktı. " Arkadaşım gelecek. " demesine kalmadan çalan telefon sesi aralarındaki gergin bakışmayı bölmüştü. Evren kaşları çatık bir vaziyette cebinden çıkarttığı telefona bakarken Cansu'nun da telefonuna mesaj bildirimleri gelmişti. " Söyle? " Evren karşı tarafı dinledi ve bir cevap vermeden aramayı sonlandırdı. Genç kadın da o sırada Yağız'dan gelen mesajlara bakıyordu. Anlaşılan o ki, Yağız kapıdaki koruma engeline takılmıştı. Evren önden Cansu arkadan salondan çıkıp holü geçtiklerinde, Cansu çoktan söylenmeye başlamıştı bile. " Sakın sorun çıkartmaya kalkma. O kadar yol geldi çocuk. " Fakat Evren onu dinlemiyordu. Kapıyı açtı ve evden çıkıp korumanın yanında dikilen kumral çocuğa yaklaştı. " Kimlik kontrolü yaptın mı? " Koruma başını sallamakla yetindi. Yağız'ın gözleri Cansu'yu bulduğunda gergince gülümsemişti. " Bu hep yaptığınız bir prosedür mü? " Cansu mahcup bir şekilde omuz silkerken Evren ve Yağız'ın yanında yerini almıştı. " Zararı yok, kaç yıllık arkadaşım. Bırak girsin. " dedi sabırsızca. Yağız, bakışlarını o ikisi arasında gezdirirken Evren şakaklarını ovalıyordu. " Sana evime kimse girmeyecek dedim, nesini almıyor kafan? " diye sinirle soludu. Bu tavrı genç kadını daha da sinirlendirmişti. " Burası benim de evim! " diye adeta haykırdı. O esnada Yağız araya girmişti. " Aa sen damatsın. " derken elini arkadaşça uzattı " Yağız ben, hoş sen çoktan biliyorsundur. " Evren kendisine uzatılan ele kısa bir bakış atıp gözlerini yeniden Cansu'nun öfkeli mavilerine çevirmişti. " Arkadaşını gönder hadi. " Cansu onun bu babasıvari dikdatör tavrı karşısında iyice çileden çıkarken Evren korumaya görevine dönmesi için başıyla emir vermişti. Genç kadın sinirle soluyarak parmaklarıyla kırarcasına sıktığı telefonunun rehberine girdi ve hızla babasının numarasını aradı. Telefon çok ge…