GÜNAHKÂR

G-4

Yazar:

GÜNAHKÂR – A İlke Sandıklı kitap kapağı
GÜNAHKÂR – A İlke Sandıklı kitap kapağı

Hit ve yorum bırakmayı unutmayın :) Cansu bir yandan homurdanıyor bir yandan da köşkün merdivenlerini iniyordu. Bu sabah müstakbel eşi ile yeni evlerine gidecek ve babasının kendileri için hazırladığı yeni ortama bakacaktı. Bunu zerre kadar istemese de dün akşamki savaşta açık bir şekilde mağlup gelmişti. Elindeki çantanın içinden arabasının anahtarını çıkartırken korumaların açtığı kapıdan çıktı. Hiçbirine tek bir kelime dahi sarf etme gereği duymadan. Fakat onların da herhangi bir nezaket beklentisi yoktu zaten. Birçoğu Cansu'yu ergenliğinden beri bilirdi. O hep böyleydi işte. Genç kadın garaja yöneldiğinde, her zamankinin aksine vücudunu sarıp sarmalayan bir takım elbise yerine, son derece salaş siyah bir tişört ve kot pantolon giymiş olan adamı buldu bakışları. Onu tepeden tırnağa beğeni ile süzmeden edemedi. Bakışları özellikle de kot pantolonun daha da güzel gösterdiği sıkı kalçalarında oyalandı. Herhangi bir gece kulübünde karşılaşmış olsalar yarım saati bulmaz, mekanın tuvaletlerinden birinde götürürdü onu. Buna çok emindi. Fakat şu an hissettiği tek şey mide bulantısıydı. Göz temasından özenle kaçınırken anahtarını elinde çevirdi. " Beni takip et. " Adam onun emrini umursamazken bahçe kapısının hemen önündeki arabasını işaret etti. " Benimkiyle gidiyoruz. " Cansu bu tavra şaşırarak duraksadığında Evren çoktan ilerlemeye başlamıştı. Genç kadın arkasından afallayarak bakarken kendini tutamadı. " Sen bana emir mi verdin az önce? " Bugüne kadar hiçbir korumaya istediğini yaptıramamış değilken şimdi içlerinden biri çıkıp ona ne yapacağını söylüyordu öyle mi? Kollarını göğsünde kavuştururken kaşlarını çatmıştı. " Emir vermedim, ne yapacağımızı haber verdim. " dedi dümdüz bir sesle. Cevap verirken durmamış ve arkasına bakmamıştı fakat adımları yavaşlamıştı. " Öyle mi? Ama ben sana, beni takip etmeni emrettim. " dedi bu defa genç kadın kelimelerin üstüne bastırarak. Sesinde burada emirleri ben veririm, haddini bil tınısı hakimdi. Karşılığında ise aynı kayıtsızlıkla yanıt aldı. " Ben artık yalnızca babandan emir alıyorum. " Evren bunu söylerken bahçe kapısındaki korumalar kapının düğmesine basıp açılmasını sağlamıştı bile. Genç kadın adamın peşinden uzun adımlarla giderken öfkesinden kuduruyordu. Bu nasıl bir saygısızlık, nasıl bir kendini bilmezlikti böyle? O kimdi ki? Basit bir koruma. " Daha dün hanım diyordun şimdi ne değişti? " diye sordu sesini duyurabilmek için bağırarak. Korumalar meraklı gözlerle o ikisinin atışmasını izliyorlardı fakat onlarla uğraşacak hali yoktu o an. Cansu bu defa yanıt alamadığında ipleri tekrar eline almak arzusuyla yanına vardı ve açmış olduğu araba kapısını sertçe ittirdi. Kapı tok bir sesle kapandığında Evren, açık kahvelerini karşısında sinirden nefes nefese kalmış kadının soluk bakışlarına dikmişti. " Hala vazgeçebilirim farkındasın, değil mi? " diye sordu kadın. Henüz hiçbir şeyin olup bitmediğini hatırlatmak istercesine... Ancak Evren o kadar umursamazdı ki, hiçbir kelimesi adamı bırakın öfkelendirmeyi, rahatsız dahi etmiyordu. " Soyadının getirdiği imkanlardan mı? " diye sordu dümdüz bir ifadeyle. Genç kadın kulaklarına kadar kızardığında ise kendi yanıtladı sorusunu. " Sanmıyorum. " Hemen sonra az evvel kapanan kapıyı tekrar açmış ve şoför koltuğuna yerleşmişti. Arabayı çalıştırırken genç kadının binmesini bekliyordu bir yandan. Cansu sıktığı dişlerinin arasından " Ukala! " diye tıslarken öfkeyle etrafına bakındı. Korumalar anında kendilerine çeki düzen vermişti. Genç kadın hırsından ölmek üzereydi adeta. Gözlerinin dolacağını bile sandı o an fakat çabuk toparlandı. Bu işin içinden kendi özsaygısını yitirmeden nasıl çıkabileceğini düşündü. Ancak hiçbir yol bulamadı. Bildiği tek şey babasının parasına mecbur olduğuydu. Yağız'la yaşamaya başlasa bile onun dövme stüdyosundan gelen üç kuruşla hiçbir bok yapamayacaklarını bilecek kadar aklı başındaydı. Ayakları istemeye istemeye yolcu kapısına yöneldiğinde üzerindeki bakışlara karşılık vermiyordu. Yola çıkmalarının üzerinden on dakika henüz…

Bölümün tamamını WritePad'de oku