G-29
Yazar: A İlke Sandıklı

Yeni bölüm hit sınırı 11🔥 Ayaklarını sehpanın üzerine uzatmış ve son günlerde sıkça yaptığı gibi kadını da göğsüne almış bir vaziyette filmi seyrederken, bir yandan da kadının tutkun olduğu ipeksi saçlarını okşuyordu. Cansu ise içinde bulunduğu vaziyetten fazlasıyla memnundu. Hatta kendisine yabancı olan bu ilgi çemberine o kadar uyum sağlamıştı ki mayıştığını hissediyordu. Suzan Hanım da severdi saçlarını böyle. O zamanlarda da hemencecik uykusu gelirdi. Fakat yıllar olmuştu sevilmeyeli. Derin bir iç çekti ister istemez ve bu, adamın bütün ilgisinin üzerinde toplanmasına neden oldu. Evren güçlü parmaklarını kadının çenesine indirip başını kendine doğru çevirdiğinde direnmedi Cansu. Adam kadının, ekran ışığında parıldayan mavilerine bakarken hafifçe çattı kaşlarını. " Filmi izlemiyorsun. " dedi, tespitte bulunur gibi. Kadın ise dudaklarını birbirine bastırdı hafifçe. " Ne düşünüyorsun? " derken çenesindeki parmakları kadının yanaklarını keşfe çıkmıştı. Hafif hafif okşadı yüzünü. " Hiç. " diyebildi kadın yalnızca. Bu yanıt Evren'i tatmin etmemişti. Baş parmağıyla kadının çenesini okşadı önce. Sonra hafifçe yukarıya kaydırıp alt dudağını sıyırdı. Cansu bu hareketiyle genç bir kız gibi heyecanlanırken titrek bir nefes bırakmıştı dudaklarının arasından. Evren gülümsedi bu haline. " Seni etkiliyor muyum? " diye sordu açıkça. Kadın onun bu kadar açık olmasını beklemediğinden şaşırmıştı. Yutkundu yalnızca. Etkiliyordu fakat bu henüz sesli dile getirebileceği bir şey değildi belli ki. Evren de üstüne gitmedi. " Sen beni etkiliyorsun. " dedi, bildiride bulunur gibi. Cansu bunun üzerine bir kez daha yutkunuverdi. Evren'in parmak uçları yanaklarının bitiminden saçlarına kaydı kadının. " Saçlarını seviyorum. " diye fısıldadı sonra. Kadın eğer tüm dikkatini ona vermemiş olsa duymazdı bunu. Çünkü arkada açık olan televizyonun sesi fazlasıyla yüksekti. Hoşuna gitti birden bu bilgi. Saçlarını kendisi de severdi. Ve hiç söylememişti fakat ona göre babası da seviyordu epey. Adam kadının yumuşacık saçlarını parmakları arasına alıp hafifçe kaldırırken eğilip koklamıştı. " Tatlı kokunu seviyorum. " dedi sonra. Kadının sessiz kalışından cesaret almış, içini döküyordu açıkça. Cansu bu kez alt dudağını dişledi. Kimseden bu kadar çıkarsız iltifat almadığını fark etti o an. Çünkü hayatına aldığı erkeklerin tamamı, ya yatağa atabilmek ya da yataktayken zevklendirmek amacıyla överlerdi onu. Fakat şimdi Evren'e baktığında, kendisini inceleyen bakışlarında gördüğü tek şey saf bir hayranlıktı. Adamın dokunuşları yavaşlamıştı şimdi. Kadının saçlarını bırakmasıyla baş parmağını sol kaşının üstünde gezdirdi yavaşça. Okşar gibi. Anlayamadı Cansu. Bir adamın, kaşlarını bile okşayacak kadar sevmesine ihtimal veremedi. Evren ise onun şaşkınlığını göz ardı ederek içinden geldiğince sevmeye devam etti kadını. Elmacık kemiklerinin olması gereken düzlüğü okşadı usulca, kirpiklerine dokundu hafifçe... Sonra eğilip burnuna minik bir öpücük bıraktı. Sakalları yüzüne battığında, kaşları çatılmıştı kadının. Bunu fark eden adam gülümseyerek geri çekil ve çatık kaşlarını düzeltti parmaklarıyla. Cansu onun bunca sevilmemişliğine rağmen nasıl böyle sevebildiğine inanamadı. Kendi bilmezdi çünkü. Mesela şu an göğüs kafesini doldurup patlatacak raddeye getiren bu sıcaklığı, ona yansıtmak, tutup göstermek istiyordu. Fakat nasıl yapacağını bilemiyordu. Ellerini kaldırıp, tıpkı adamın kendisini sevdiği gibi okşayarak sevmek istiyordu. Fakat bunu da yapamıyordu. Çünkü uzansa, tutsa yüzünü... sanki kaskatı kesileceğini sanıyordu. Sanki hiç yakışmayacağını bu hareketlerin, üzerine oturmayacağını... Fakat yine de ilgiyle izliyordu adamı. Nasıl sevdiğini, ne yaptığını ve bunları yaparken nasıl göründüğünü. Ezberlemek ister gibi büyük bir dikkatle inceliyordu ve tüm bu süreçte adamın nasıl da rahat, nasıl da doğal davrandığına şaşırmadan edemiyordu. Evren parmaklarını kadının zarif boynuna indirip, onu kapatan saçları nazikçe aşağı ittiğinde yutkundu kadın. Adam parmaklarının dışıyla ha…