G-27
Yazar: A İlke Sandıklı

Yeni bölüm için 8 hit sınırı vardır 🔥 Hemen arkalarındaki sehpanın üzerinde titremeye başlayan telefonla ikisi de girmiş oldukları transtan çıkıp birbirlerinden uzaklaştılar. Evren sertçe yutkunup kahvelerini kadının yüzünden ayırırken Cansu da sola doğru bir adım atmış ve onun etki çemberinden çıkmıştı. Adam uzanıp çalmakta olan telefonunu aldı ve arayan ismi görünce bekletmeden açtı. " Vedat? " " Abi bulduk nihayet. " Evren aldığı bilgiyle kaşlarının havalanmasına müsaade ederken tek eliyle sakalını sıvazladı. " Kimmiş? " derken göz ucuyla hemen çaprazında duran kadına bakmıştı. Cansu, gelen haberin peşine düştükleri adamla ilgili olduğunu anladığından bir yere ayrılmamış adamın telefon konuşmasını dinlemeye başlamıştı. " Düşündüğümüz gibi. Dolapdereliler'in maşası. " Evren rahatça bir soluk verirken elini bu kez de saçlarına atıp dağıttı. " İyi. Sağ ol haber verdiğin için. İlgilenirsin sen. " Sonra da telefonu kapattı ve sehpaya geri bıraktı. " Ne olmuş? " Adam, kadının kendisine yönelttiği soruyla bedenini ona doğru çevirmişti. " Bulmuş adamı. Dolapdereliler. " Cansu'nun da kaşları havalandı sonra. " Bu ne anlama geliyor peki? " Evren kahvelerini kadının endişeli çehresinde ağır ağır dolaştırırken iç çekti. " Fazladan bir düşmanımız yok anlamına geliyor ki bu iyi bir şey. " Genç kadın sessizleşirken ölü mavilerini yere indirmişti. Bir süre o parkeleri, adam da onu seyretti. O an aklına gelen şeyle başını kaldırdı birden fakat söylemek ve söylememek arasında kararsız kaldı. Sonuç olarak artık bir önemi kaldığı söylenemezdi. Ancak Evren onun hal ve hareketlerinden bir şey diyeceğini fark edip tek kaşını kaldırdı. " Ne oldu? " Cansu mavilerini adamın meraklı parıltılar barındıran kahvelerine dikerken alt dudağını yaladı. " Galiba bizi takip ediyordu zaten. " Evren'in kaşlarının arasında hafif bir çukur oluştuğunda devam etti konuşmaya. " Restoranda çaprazımızda oturuyordu. İlk o zaman fark etmiştim. Beni süzüyordu. Sonra işte barda yanıma geldi. " kelimeleri gelişigüzel, pervasızca harcarken karşısındaki adamı ne kadar huzursuz ettiğinin farkında dahi değildi. Evren başını çevirip boğazını temizledikten sonra derin bir nefes almış ve göğsünü genişletmişti. Adamın, kadının baldırını okşadığı görüntü zihnini yoklayıp duruyordu ve avuçları kaşınmaya başlamıştı. Cansu bu kez biraz hevesle sordu. " Yani işin bitti mi şimdi? " Adam bu soruyla kadınla göz teması kurmadan sehpadaki Macbook'a uzandı ve yerine geri oturup onu dizlerinin üstüne yerleştirdi. " Hayır hala bulmam gereken biri var. " Cansu'nun Sinan Fırat denen adamdan haberi yoktu. Pek çok şeyden haberi olmadığı gibi... Fakat kim diye sormadı. Hatta hiçbir şey demedi. Biraz kararsız bir şekilde etrafına bakındı ve sonra çareyi karşı koltuğa kıvrılmakta buldu. Şayet adam kafasını kaldırıp bir kez baksaydı yüzüne, anlardı uykusu geldiği için sorduğunu. Fakat bakmamış eski ciddiyeti ve dikkatiyle çalışmaya başlamıştı. Cansu salonun ışığına, pencereden sızan güneşe ve korkularına rağmen uyumaya çalıştı. Bir saat olmadan da uykuya dalmayı başarmıştı. Kadının bölük pörçük ve son derece rahatsız uykusunu adamın ayaklanması böldüğünde; telaşla doğruldu ve dili döndüğünce konuştu. " Gidiyor musun? " Evren, kadının sesini işittiğinde şaşırarak ona dönmüştü. Cansu uykulu olduğu için çatılan kaşları ve küçülen gözleriyle adama bakıyordu. Siyah uzun saçları yüzünün bir kısmını örtmüş, göğüslerini kaplamıştı. Adam bu görüntü karşısında kısa bir afallayış yaşasa da yutkunarak toparlandı ve kadını yanıtladı. " Hayır, üstüne örtmek için bir şey getireceğim. " Cansu aldığı cevaptan sonra uzunca esnemiş ve elini ağzına kapatmayı da ihmal etmemişti. " Bitmedi mi çalışman?" diye sordu bu kez. Evren onun bu sefer de huzursuzluktan çatılan kaşlarına bakarken iç çekti ve başını salladı hafifçe. " Bitti. " Halbuki aklında, çalışmayı bırakmak gibi bir plan yoktu. Fakat kadının korkudan uyuyamadığını da görebiliyordu. " Bekle de battaniyeni getireyim. " derken yeninden arkasını dönüp sakin ama uzu…