G-22
Yazar: A İlke Sandıklı

Evren artık tahammül edemiyormuş gibi hırsla susturdu genç kadını. " Cansu yeter artık! Ne iktidarsızım, ne geyim, ne de aseksüelim. Sadece rastgele biriyle yatmıyor olduğum gerçeğini neden almıyor kafan? " derken kadının üstüne yürüyerek onu kapının eşiğine kadar uzaklaştırmayı başarmıştı. Cansu birden tek kaşını kaldırıp sordu. " Bana taş mı geldi yani şimdi? " Evren sesli bir şekilde nefes verdikten hemen sonra kadını kovarcasına bir el hareketiyle karşılık verdi. " Çık dışarı, duş almam gerek. " Kadın muzip bakışlarını adamın epeyce geniş göğsünden kasıklarına indirdiğinde çarpık biçimde gülümsedi. " Tamam size iyi duşlar. " Bunun üzerine Evren gözlerini devirip kapıyı kadının suratına çarpmıştı. Fakat çok geçmeden kapı yeniden açıldı ve adam ellerinin arasında gelişigüzel tuttuğu yastık ve pikeyi kadının üstüne fırlatıp kapıyı yeniden kapattı. Cansu yere düşen eşyalarını aldıktan sonra ne yapacağını bilemeyerek salona adımlamıştı. Çok geçmeden adam duştan çıkmış ve üzerine temiz bir siyah tişört ile gri eşofman altı geçirip salona girmişti. Cansu oturduğu koltukta dikelirken bakışlarını adamın gergin yüzünde dolandırdı. " Neden odanda yatmıyorsun? " sorusunu işittiğinde ise iç çekti. " Güvenli gelmiyor bu ev bana. " Evren kısa bir an düşünüp gözlerini salonda gezdirdikten hemen sonra başıyla boş koltuğu işaret etti. " Tamam ben şunda yatarım, sen onda. " Cansu bu teklife sesini çıkartmadı. Şu an için daha iyi bir seçeneği var gibi de gözükmüyordu. Dakikalar içerisinde ikisi de ayrı koltuklara çarşaflarını sermiş ve uzanmışken; genç kadın düşünmekten uyuyamıyordu. Tekrar bir saldırı olur muydu? Ya babasının evine? Bu defa kıl payı kurtulmuştu fakat ikincisinden kurtulacağı ne malumdu? Yattığı yerde sıkıntıyla soluna döndü. Biraz da o pozisyonda düşünmeye başlamıştı. Kafasında bin bir çeşit kötü senaryo cirit atıyordu resmen. Derin bir iç çekti. Acaba biraz viski içse gevşer miydi? Ama o zaman da tetikte kalamazdı... Bu kez de sağına doğru döndüğünde Evren'in uykulu kalın sesi karanlık salonda çınladı. " Uyu artık. " " Söylemesi kolay... " diye homurdandı. Pikesini başına kadar çekerken mermiden bu şekilde korunabileceğine dair inancı olmasa da; bu hareket kendini iyi hissettirmişti. İki saate yakın süre kendini uyumak için zorlamış ve en sonunda yorgunluğuna yenik düşüp sızıp kalmıştı. Sabaha karşı sokaktan gelen bir patlama sesiyle olduğu yerden sıçrayarak gözlerini açtı ve çığlık çığlığa kendini koltuktan attı. Evren de hem sese, hem de kadının çığlığına uyanmış ve kalkıp önünde diz çökmüştü. Kadın transa girmiş gibi yerde kıvranırken ellerini omuzlarına yerleştirip sakinleştirmeye çalıştı. " Şş Cansu... Cansu egzozdu sadece. " Fakat Cansu ne işittiğini anlayabiliyor ne de mantıklı düşünebiliyordu. Gözlerinden boşalan yaşlar dudaklarından firar eden hıçkırıklara eşlik ederken; Evren kadını dirseklerinden tutup doğrultmaya çalıştı. " Cansu, bana bak. Güvendesin. " Genç kadın yüzün üzerinde atan nabzıyla ağlamaktan şişen gözlerini adamın endişeli kahvelerine çevirdiğinde sertçe yutkundu. Adam sağ elini kadının yanağına yerleştirip iri baş parmağıyla gözaltını silerken fısıltıyla tekrar etti. " Güvendesin. " Cansu durulur gibi olduğunda, adam artık onun kendisini algılayabildiğini fark etmişti. Başını salladı hafifçe. " Nefes al hadi. " dedi yumuşacık bir sesle. Genç kadın ona itaat edip burnundan derin bir nefes çekti içine. " Çok güzel. Bırak şimdi. " Dudaklarının arasından sesli bir şekilde bıraktı. " Tekrar. " Birkaç kez nefes alıp verdiğinde artık sakinleşmeyi başarmıştı fakat yine de geri yatmaya gönlü el vermiyordu. Kızaran gözlerini cama çevirdiğinde pürüzlü bir sesle sordu. " Motor muydu? " Evren de elini kadının bedeninden ayırmıştı. " Evet. " Cansu alt dudağını dişlerken dizlerini kendine doğru çekti. " Çok erken, uyumak ister misin? " diye sordu Evren bu kez. Fakat karşılığında, kadın hızla dolan gözlerini onun yüzüne dikmiş tıpkı küçük bir çocuk gibi korkuyla bakmıştı. Evren bir an afalladı bu görüntü karşısın…