G-15
Yazar: A İlke Sandıklı

Yorum ve hit bırakmayı unutmayın lütfen 🫠 Beni Instagram’dan takip ediyor musunuz? Takibinizle destek olursanı çoook memnun olurum🫠 Hesabım:@ailkesandikli Genç kadın gözlerini araladığında fark ettiği ilk şey ağzının kuruluğu oldu. Sertçe yutkunarak etrafına bakındığında kendisini yabancı bir odada bulmuş ve panikle yattığı yerden doğrulmuştu. Bu ani hareketi ense köküne bir sancının saplanmasına neden olduğunda eli gayri ihtiyari ensesine gitti ve acıyla inledi. Gözleri, pencereden sızan güneş ışınlarını filtrelemek istercesine kısılırken temkinli biçimde etrafını incelemeye başladı. Saniyeler sonra ilerideki masa ve şu anda kapalı olan laptopu görmüş; Evren'in odasında olduğunu anlamıştı. Kaşları hafifçe çatılırken düşündü. Sanki hafızasının üstüne kalabalık bir sis bulutu çöreklenmişti. Bazı şeyler kopuk kopuk görüntülerden ibaretti. Buraya neden ve nasıl geldiğini anımsayamıyordu. Aniden telaşla önce üstüne başına sonra da yatağa baktı. Bir delilik yapıp onunla sevişmiş olamazdı değil mi? Fakat her şey son derece normal görünüyordu. Böyle aptal bir ihtimali düşündüğü için kendini tokatladı. Yataktan kalkarken midesinin kazındığını hissediyordu. Kim bilir kaç saattir uyuyordu? O an, olan biten her şey bir bir aklına gelmeye başladı. Dün en son babasının odasına girmişti. Sonra tartışmaya başlamışlardı ve Cansu kontrolünü kaybetmiş gibi etrafa saldırmaya, karşısına çıkan her şeyi yıkıp dökmeye başlamıştı. Tüm bunlar olurken içeriye korumaların girip müdahale etmeye çalıştığını fakat onların bile zapt edemeyeceği kadar saldırgan olduğunu anımsıyordu. Babası ise o esnada hakaretler etmeye devam ediyor ve küçümseyici bakışlarıyla kızını kınarken onun öfkesini harlamaktan öteye gitmiyordu. O anları düşünürken içine dolan yetersizlik hissiyle ürperdi. Dakikalarca süren kriz anında en çok hissettiği iki şeyden biriydi bu. Babasının ona ömrü boyunca en çok hissettirdiği iki şeyden biri... Eli yavaşça boynuna giderken akşam boyunca bağırmaktan paralanmış boğazının acısını yokladı. Suya ihtiyacı vardı. Yavaşça yutkunarak boğazını yumuşatmayı denerken babasına söylediği şeyleri hatırlamaya çalışıyordu. Ne kadar berbat bir baba olduğundan, yalnız hissettirdiğinden ya da annesinden mi bahsetmişti? Anımsamıyordu. Tek bir kelimesini bile anımsayamıyordu. Birden aklına o geceden kalma bir anı süzüldü. Ellerinin arasında kime ait olduğunu bilmediği kan lekeleriyle hıçkıra hıçkıra ağlarken bitap düşmüş ve holün orta yerine çökmüşken kendisine uzanan elleri anımsadı. O ellerin, kendisine ikinci kez böyle çaresiz bir anda uzatıldığını ve ikinci kez kendisini o hiçliğin ortasından koparıp aldığını... Hem de tüm kızgınlığına ve nefretine rağmen... Elini boynundan çekip havaya kaldırdı ve incelemeye koyuldu. Avuçiçlerindeki kesikleri görünce anladı kanın kendisine ait olduğunu. Kim bilir nasıl olmuştu? Derin bir nefesi ciğerlerine göndermek istediği anda odanın kapısı yavaşça açılmış ve Evren tüm heybetiyle karşısına çıkmıştı. Kadını ayakta bulunca şaşırdı. Kaşları havalanırken duraksadı. " Uyandın mı? " Kadın bakışlarını ellerinden çekip adamın yüzüne çevirdiğinde sorusunu duymazdan gelmeye çoktan karar vermişti bile. Soluk mavileri adamın sağ kaşının hemen yanındaki batikonlu sargı bezini gördüğünde irileşmiş ve dudakları aralanmıştı. " B-ben mi yaptım? " diye sordu cevabını anımsamak için kendini zorlayarak. Evren bu soru üzerine bakışlarını yere indirmiş ve tek omzunu hafifçe silkmişti. Bu evet demekti. Cansu gerçekten de şaşkındı, hatırlamıyordu ona vurduğunu. Nasıl ya da neyle yapmıştı ki bunu? Adama doğru bir adım atarken güçsüz sesiyle mırıldandı. " Çok derin mi? " Evren bakışlarını yeniden kadınınkilere kaldırdığında başını hafifçe iki yana salladı. " Önemsiz. Boşver. Açsındır, yemek söyleyeyim. Ne yersin? " diyerek konuyu değiştirdiğinde kadın da tam önünde durmuş, onun cebinden çıkarttığı telefondan yemeksepetine girmesini izlemeye başlamıştı. " Boğazım çok kötü. Çorba içebilirim sadece. " dedi kadın bu kez çatallı sesiyle. Evren se…