G-10
Yazar: A İlke Sandıklı

Hit ve yorum bırakmayı unutmayın :) Genç kadın şaşkın bakışlarını, karşısındaki adamın kahvelerinden ayırmazken; adam uzanıp masanın üzerindeki kupayı eline almış ve içine kısa bir bakış atıp dudaklarına götürmüştü. Cansu'nun kaşları çatıldığında Evren tek omzunu silkti. " Ee anlat? " Kadın bir Evren'in umarsız bakışlarına bir de elindeki kupaya bakarken sinirini belli etmemek için alaycı bir tavra büründü, bir kez daha. Evren'i kışkırtmak istemişti fakat bunu yapacağını da tahmin etmemişti doğrusu. Kollarını göğsünde kavuştururken tek kaşını havaya dikti. " Ne bu şimdi? Korumalarla konuşmamı da mı yasakladı, pek sevgili patronun? " Adam kahvesinden bir yudum daha alırken gözlerini, kadının mavilerine dikti. " Ne konuşmak istiyorsan benimle konuş, insanları görevinden alıkoyma. " Cansu, onun bu ukala tavrına dik dik bakmakla yetinmiş ve yanından geçip içeriye girmişti. Tam odasına yönelmek üzereyken, karşı odanın açık kalan kapısını fark etti ve içeriye göz atmadan duramadı. Kapının tam karşısındaki pencerenin önünde bir masa, masanın üstünde ise açık bir laptop vardı. Merakı onu laptopta neye baktığını görmek için dürtse de laptopun hemen yanında açık olan kutuyu görür görmez olduğu yerde durmuştu. Kaşları daha da derinden çatıldığında kendisinin peşinden içeriyee giren Evren'e hitaben konuştu. " Ortalıkta bırakma şunları. Evimde silah falan görmek istemiyorum. " Adam boş olan eliyle gri tişörtünün eteğini kaldırıp belindeki silahı işaret etti. " Üstümde. " Cansu masadaki temizlik setine bakarken omuz silkti. " Her neyse işte... " Hemen sonra odasına girmek üzere arkasını dönmüştü fakat Evren'in sorusu onu bir kez daha durdurdu. " Kullanmayı biliyor musun? " Genç kadın soruyu duymuş fakat duymazlıktan gelmeyi tercih etmişti. Adamı yanıtsız bırakıp odasının kapısını açtı ve içeriye girdi. Silahlardan hoşlanmıyordu. Evet, kullanmayı biliyordu. Hem de çok küçük yaşta öğrenmişti bunu. Fakat pratikte kullanmayı asla tercih etmemişti. Gardırobuna yaklaşırken kafayı dağıtmak için dışarıya çıkmanın iyi bir fikir olacağına karar verdi. Her ne kadar Evren peşine takılmak isteyecekse de bunu önemsemedi. Günlerdir dört duvar arasında pineklemekten usanmıştı. Ortamlardan hiç bu kadar uzak kaldığı da olmamıştı üstelik. Neredeyse yüzünü unutturacaktı insanlara. Sonra ansızın, aklına en sonki skandalı geldi ve alt dudağını dişledi. İnsanların onu unutması o kadar kolay olmazdı muhtemelen. Genç kadın yaklaşık iki saat sonra siyah mini şortu ve üstüne giydiği mor bluzu ile hazırdı. Eline deri ceketini ve çantasını almış, gözlerine güneş gözlüğünü takmıştı. Saçlarını hemen her zaman düz kullanırdı, çünkü doğal hali düzdü. Fakat bu defa uçlarını hafiften maşalamaya karar vermişti. Bu görüntü onu daha sempatik gösteriyordu. Yüzünde yalnızca kırmızı bir ruj ve gözaltlarında bir kat kapatıcı vardı. Makyajla pek arası yoktu. Zaten pek ihtiyacı olduğu da söylenemezdi. Fakat cemiyet içinde ünlü bir isim olduğu için dışarıya çıkarken çok özenli hazırlanırdı. Ayaklarına giydiği siyah deri kovboy botlarına son bir bakış atıp odasından çıktı ve Evren'in kapalı kapısının önünde durdu. Pek adeti olmasa da sorun çıkartmak istemediğinden kapıya iki kez hafifçe vurmuştu. O, içeriden herhangi bir ses duymayı beklerken kapı aniden açıldı. Genç kadın irkilerek geriye doğru minik bir adım attığında Evren, karşısında dikilen kadını tepeden tırnağa yavaşça süzmüştü. " Bir yere mi gidiyorsun? " diye sorarken kahvelerini kadının mavilerine kaldırdı. Cansu elinde tuttuğu deri ceketi üzerine geçirirken başnı hafifçe salladı. " Günlerdir evde bunaldım. Biraz kafa dağıtmam gerek. " Evren tek elini ensesine atıp kaşırken odasının içine doğru bir bakış atmıştı. bitirmesi gereken işleri vardı fakat kadına itiraz etmek de istemiyordu çünkü istediğini yaptıramadığında muhakkak arıza çıkartıyordu. Açıkçası onun çocukluklarıyla uğraşacak gücü ve zamanı da yoktu. Derin bir nefes alırken yeniden kadına döndü. " Tamam, bekle beş dakikaya geliyorum. " Cansu hızla başını salladı. Ad…