GÜN BATIMINDA BAŞLAYANLAR

Yeni bir ritim

Yazar:

GÜN BATIMINDA BAŞLAYANLAR - sakurameryo kitap kapağı
GÜN BATIMINDA BAŞLAYANLAR kitap kapağı

​Ertesi sabah güneş İzmirin üzerine doğduğunda Kordon boyu fırtınanın tüm izlerinden arınmış pırıl pırıl parlıyordu. Kafeyi erkenden açmış tezgahın arkasında her zamanki rutin işlerimi yapıyordum ama içimde darmadağın olan o eski düzenden eser yoktu. Elimin her limona gidişinde aklımda sadece dün gece mutfak tezgahına yaslanıp bana bakan o kumral saçlı kız vardı. ​"Şef" sesini duyduğumda kalbimin göğüs kafesimi zorladığını hissettim. ​Başımı kaldırdım. Ada kafenin kapısında duruyordu. Kulağında her zamanki gibi ritmik yüksek enerjili bir şarkının dışarı taşan sesleri vardı. Sırtınd tenis çantası, üzerinde o canlı kort kıyafetleriyle tam karşımdaydı. Ama bu kez gözlerinde o eski, beni uzaktan süzen "deccal bakışları" yoktu. Dudaklarında sadece ikimizin bildiği o fırtınalı gecenin tatlı sıcacık tebessümü saklıydı. ​Kulaklığını boynuna indirdi ve tezgaha doğru yaklaştı. Aramızda sadece birkaç santim kalana kadar durmadı. ​"Dün geceden sonra..." dedi, sesi Kordon’un sabah rüzgarı gibi hafif ve uçarıydı. "Kortta topu ıskalayacak kadar dengemi kaybettim. Bu tamamen senin suçun şef." ​"Ben sadece limonlu çay yaptım," dedim gülerek, gözlerimi gözlerinden ayırmadan. "Fırtınayı koparan sendin." ​Ada hafifçe öne doğru eğildi, parmak uçlarını tezgahın üzerindeki sarı tenis topunun üzerinde gezdirdi. "Artık saklanmak yok değil mi? Annem İstanbul ya da korttaki o kurallar... Hiçbiri dünkü fırtınanın içinde yaktığımız o şeyi söndüremeyecek." ​"Söndüremez" dedim kararlılıkla. Elini yavaşça tuttum. Bu kez ellerimiz buz gibi değildi ikimiz de o yeni bağın getirdiği güvenle sıcacıktık. ​Kafenin kapısından giren Yakup Amcanın öksürük sesiyle hızla ellerimizi çektik. Yakup Amca gözlüklerinin üzerinden ikimize, sonra da tezgahtaki o el ele tutuşan halimizin bıraktığı enerjiye baktı. Yüzünde muzip bir gülümseme belirdi . ​"Ege oğlum" dedi bıyık altından gülerek. "Kafenin havası değişmiş sanki. Limon kokusuna başka bir bahar karışmış." ​Ada arkasını dönüp raketini omzuna taktı, göz kırparak kapıya doğru yürüdü. "Ben korttayım şef. Bu yeni ritimle sana karşı hiç şansım yok ama... yine de kaçırmaman gereken bir maç var." ​Kafeden çıkışını izlerkeniçimdeki tüm fırtınaların nihayet doğru limanı bulduğunu biliyordum. Biz artık sadece bir kafe çalışanı ve bir tenisçi değildik Kordon'un fırtınasında birlikte yanmayı seçen iki ruh olmuştuk. ​Aralarındaki bu yeni bağın getirdiği tatlı, çekingen ama bir o kadar da cesur haller hikayeye çok yakıştı!

Bölümün tamamını WritePad'de oku