GÜN BATIMINDA BAŞLAYANLAR

Memnun oldum "sadece Ege "

Yazar:

GÜN BATIMINDA BAŞLAYANLAR - sakurameryo kitap kapağı
GÜN BATIMINDA BAŞLAYANLAR kitap kapağı

Pekala .dedi, elini masanın üzerine uzatarak. "Ben Ada Ada Karaca." ​Uzatılan eline baktım. Birkaç saniye önce kafamda raket kıran kızın şimdi karşıma geçmiş, dünyanın en kibar insanıymıs gibi elini uzatması o kadar absürttü ki, ister istemez sırıttım Elini sıktım. ​"Ege," dedim. "Sadece Ege" ​"Memnun oldum Sadece Ege," dedi Ada, o muzip gülümsemesiyle elini çekerken. "Eee, hani benim cheesecakeim? Laf kalabalığıyla borcunu unutturmaya mı çalışıyorsun?" ​"Borçlu olan sensin farkındaysan," diyerek tezgahın arkasına geçtim. Dolaptan taze çıkardığım üzeri hafifçe karamelize olmuş limonlu cheesecake’ten büyük bir dilim kestim. Üzerine biraz limon kabuğu rendeleyip masasına bıraktım. ​Ada, cheesecake’i görür görmez gözleri parladı. Çatalı saplayıp ağzına büyük bir lokma attı. O an, yüzündeki o "deccal bakışlı" ifadenin yerini saf bir mutluluk aldı. Birkaç saniye gözlerini kapatıp tadını çıkardı. ​"Vay canına..." diye mırıldandı, gözlerini açıp bana bakarak. "Bunu sen mi yaptn" Beğenemedin galiba?" dedim, kollarımı göğsümde birleştirerek ​"Şaka mı yapıyorsun Bu... bu inanılmaz! İzmirde yediğim en iyi şey olabilir. Sen sadece şikayetçi olmayan bir adam değil, aynı zamanda gizli bir dahi falan mısın?" ​Gururum okşanmıştı. "Yakup Amcamın çırağıyım," dedim, cafeyi işaret ederek. "Ama hedefim büyük bir usta şef olmak." ​Ada bir lokma daha alırken, "Bu yetenekle kesin olursun" dedi. Tam o sırada cafenin kapısından içeri iki kişi girdi. Üzerlerinde tenis kıyafetleri vardı ve ellerinde raketler tutuyorlardı. Ada’yı görür görmez, "Ada Buradasın demek! Antrenör seni kortta deli gibi arıyor, turnuvaya iki hafta kaldı, sen burada tatlı mı yiyorsun?" diye seslendiler. ​Ada, arkasındaki arkadaşlarına dönüp gözlerini devirdi. "Gidiyorum be, iki dakika nefes aldırmıyorsunuz" dedi. Son lokmasını da hızla ağzına atıp ayağa kalktı. Sırt çantasını tek omzuna taktı. ​Masaya para bırakmaya yeltendiğinde onu durdurdum. "Hesap o günkü raket darbesine sayıldı Ada Karaca" dedim. ​Ada duraksadı, dudakları hafifçe yukarı kıvrıldı. Arkasını dönüp kapıya dyürürken son kez bana baktı. "O zaman bu cheesecake için sana bir teşekkür borcum var, Şef Ege. Yarın sabah erkenden kortta ol. Bu sefer kafana vurmayacağıma söz veriyorum, bir iki numara gösteririm." ​Kapıdaki pirinç çıngırak sallandı ve Ada, arkadaşlarıyla birlikte Kordon’un kalabalığına karışıp gitti. ​Arkasından bakarken masadaki boş tabağı aldım. Limon kokusu hala havadaydı ama bu sefer, Kordonun dalga seslerine karışan bir de tenis topunun ritmi eklenmişti hayatıma. ​Yarın sabah o korta gidecek miydim? Kesinlikle evet. Normal bir adam gitmezdi belki ama... neyse ki ben de pek normal sayılmazdım.

Bölümün tamamını WritePad'de oku