Gümüş Terazi

18.Bölüm: GEÇMİŞİN EN GÜZEL YANI

Yazar:

Gümüş Terazi – Sessizligi.Yazan R.B kitap kapağı
Gümüş Terazi – Sessizligi.Yazan R.B kitap kapağı

S evgili okuyucum. Çocukluğun o masum yeşilliğinden nezarethanenin soğuk demirlerine uzanan bu yolda, geçmişin hayaletleri yakanı bırakmıyor. Masadaki boş sandalye ve mutfaktaki yarım kalmış kahkahalar bize asıl gerçeği fısıldıyor. Bazı yaralar kapanmaz, sadece derinleşir. Hazır mısın? Çünkü Gümüş Terazi’nin kefesinde artık kimse masum kalmayacak. ⚖️ Bahçede oturmuş, önümde uzanan yeşilliğin ortasında koşturan Duru ile Kerem’i izliyordum. İkisi o kadar iyi anlaşıyorlardı ki, aralarındaki o neşeli didişme bazen içimdeki bütün o karanlık odaları aydınlatmaya yetiyordu. Kerem her zamanki gibi Duru ile uğraşıyor, çocuk aklı işte, sürekli onunla yarışıyordu. Ama işin en tatlı yanı, Kerem’in bilerek numara yapıp hep Duru’yu kazandırmasıydı. Çocuktuk henüz, o masum, dertsiz günlerimizde her şey ne kadar da basitti. Ben de başlarında bir koruyucu gibi durmuş, yüzümde istemsiz bir tebessümle onları seyrediyordum, ta ki bahçenin devasa demir kapısı gıcırtıyla açılana kadar. Kafamı o tarafa çevirdiğim an, babamı ve yanında yabancı bir adamı gördüm. O adamın da yanında küçük bir çocuk vardı ama o an odaklandığım tek şey bu değildi, kulaklarımı tırmalayan o ani çığlık sesiyle yerimden nasıl fırladığımı bile anlamadım. Hızla Duru’ya doğru koştum. Yerde oturmuş, dizini tutarak ağlıyordu. "Noldu?" diye soluk soluğa yanına çöktüm. Ağlamaklı gözlerle bana baktı. "Abla, Kerem beni itti.” Kerem hemen arkamızda bitmişti, hem üzgün hem de hırsla doluydu yüzü. "Yalan söyleme turuncu, itmedim ben seni.” Sonra bana döndü, o çocuk masumiyetiyle gözlerimin içine bakarak. "Abla, ben onu itmem, biliyorsun. Ayağı takıldı, yemin ederim," dedi. "Tamam, sakin olun," dedim ikisini de yatıştırmaya çalışarak. Duru’ya döndüm, sesimi olabildiğince yumuşak tuttum. "Duru ablam, çok mu acıyor?" "Evet abla, çok acıyor ayağım," dedi burnunu çekerek. Başımı Kerem’e çevirdim. "Git, Duru’nun anannesini çağır gelsin, hadi Kerem." Kerem arkasına bile bakmadan koşarak uzaklaştı. O an, Duru birden gülmeye başladı. Şaşkınlıkla ona baktım. "Duru?" dedim, sesimdeki şaşkınlığı gizlemeye çalışarak. Kıkırdayarak ayağa kalkmaya çalıştı. "Abla, şaka yaptım ben.” Gözlerimi devirip hafifçe nefes verdim. "Ama bizi çok korkuttun ablacım." "Kerem’le oyun oynamak istedim ben sadece," dedi masum bir yüz ifadesiyle. Ben de kendimi tutamayarak gülümsedim. "Ah, siz ikiniz, yemin ederim beni herkesten çok yoruyorsunuz." Tam o sırada Kerem nefes nefese koşa koşa yanımıza geri döndü. "Abla.” diye bağırdı soluk soluğa. "Duru’nun anannesi markete gitmiş, evde yok.” Ona sakince baktım. "Kerem, sakin ol. Duru şaka yapmış, bir şeyi yok, gayet iyi." Kerem’in o an yüzü kıpkırmızı oldu, öfkeden deliye döndü. "Turuncu kaç, yakalarsam seni, sonun kötü olacak.” Duru hemen cırtlak bir çığlık atıp arkasına bile bakmadan kaçmaya başladı. Kerem de peşinden koştu. Ben arkalarından seslendim ama sesimi duyan kimdi? "Yavaş olun, düşeceksiniz. Sonra yine azarlanan ben olacağım.” Dayanamayıp ben de ayağa kalktım ve yerime, sandalyeme geri geçtim. Duru koşa koşa gelip arkama saklandı, eteklerime tutundu. "Abla kurtar. Keroş beni dövecek.” Kerem soluk soluğa yetişti, ellerini dizlerine koymuş soluklanıyordu. "Abla çekil, onun o turuncu saçlarını tek tek yolacağım.” "Ben sizin aranıza girmem.” dedim ellerimi teslim olur gibi kaldırarak. O kadar çok kovalatmaca oynamışlardı ki, sonunda ikisi de soluk soluğa yoruldu. Duru kendisini çimenlerin üzerine bıraktı. "Yeter, yoruldum ben.” Kerem de yanına çöktü. "Tamam kızım ya, vurmayacağım, korkma korkak turuncu." İkisi yan yana, yeşil çimenlerin üstüne bağdaş kurup oturdular. Duru kafasını kaldırıp muzip bir gülümsemeyle baktı. "Keroş.” Kerem gözlerini devirdi. "Kızım, sana kaç defa diyeceğim bana Keroş deme diye? Benim adım Kerem.” Duru da inatla çenesini kaldırdı. "Sen de bana turuncu diyorsun. Benim de adım var, neden turuncu diyorsun ki?" "Çünkü turuncu saçların var." "Banane. Ben de Keroş diyeceğim." "Demeyeceksin dedim sana.” "Diyeceğim. Keroş, Keroş, Keroş.” diye tutt…

Bölümün tamamını WritePad'de oku