15. Bölüm: Geçmişin Kanlı Mührü
Yazar: Sessizligi.Yazan R.B

Sevgili okuyucu… Şimdi seni, henüz on yaşında ruhu katledilmiş bir çocuğun enkazına davet ediyorum. Hazır mısın? Çünkü bu satırlar, masallara hiç benzemez. ⚖️ Okuldaydım , teneffüstü. Diğer tüm çocuklar gibi neşeyle koridorlara dökülmek yerine, her zamanki gibi sınıfta kalmayı seçmiştim. Zaten bugün, Rusya'daki bu kasvetli okulda geçireceğim son gündü. Eşyalarım çoktan toplanmıştı, yarın bu soğuk şehri arkamızda bırakıp İstanbul'a dönüyorduk. Ve bugün, kasım ayının 17'siydi. On yaşına basıyordum. Göğsümün kafesinde inatla çırpınan o minik, aptal umuda engel olamıyordum. “Belki bu kez hatırlarlar” diyordu içimdeki çocuk. Tabii ki boşuna bekliyordum. Ailemin ne doğum günümü hatırlayacağını ne de bunu umursayacağını çok iyi biliyordum. Hayatım boyunca yalnızca dört yaşıma kadar bir doğum günü görmüştüm. Onu da sırf "köklü bir aile" olduğumuzu dışarıya, ellerin gözüne sokmak için yapmışlardı. Herkesin önünde yalandan, kusursuz ve mutlu bir aile tablosu sergilerdik. O masalarda ne bir çocuğun saf heyecanı vardı ne de yüzümdeki tebessüm gerçekti. O kutlamaların benim için değil, soyadımızın ihtişamı için yapıldığını Rusya'ya ayak bastığım an anlamıştım. İstanbul'da olmadığımız, magazinlerin ve kameraların aklından bile geçmediğimiz o günlerde kimsenin bizimle ilgilenmediğini acıyla fark etmiştim. Annem yine de kendi aramızda doğum günü kutluyormuş gibi bir tiyatro sahnelemeye devam ediyordu, her şey o ismin parıltısını korumak içindi. Dört yaşımdan beri, her yeni yaş günümde o aptal umutla sevilmeyi bekledim. Çocuktum işte. Nefes’tim, o anlarda ismim gibi nefes alıyordum, yani almaya çalışıyor ama her nefeste biraz daha boğuluyordum. Çok zordu. Canımın acısını belli etmemek için zorla da olsa gülümserdim. Ama sonra anladım. Ne kadar çabalarsam çabalayım, sırf kız çocuğu olduğum için asla sevilmeyecektim. Bu yüzden yavaş yavaş Neva oldum. Zihnimi kemiren o zehirli soru hiç susmadı. Neden? Kızları, kadınları neden bu kadar aşağılıyorlardı? Neden erkekleri her zaman daha yüksek, daha büyük gösteriyorlardı? Oysa bence gerçeğin uzaktan yakından alakası yoktu. Kadınlar çok daha iyiydi, kızlar çok daha güçlüydü. Erkek dediğin. kocaman bir hiçti. Sırf bir erkeğin pipisi var diye mi bu kadar büyütüyorlardı bu varlıkları? Ama ben büyüyünce bu dünyayı düzelteceğime söz vermiştim. Büyüdüğümde bu adaletsiz dünyayı düzeltecektim. O gün, bu kararla kendi hayatımı da altüst edeceğimi, bilerek ya da bilmeyerek her şeyi yakacağımı henüz bilmiyordum. Çok büyük başarılar kazanacak ama en değer verdiğim şeyi kaybedecektim. Yine de aldığım kararın arkasında duracaktım. Bu dünyayı Neva düzeltecekti. Ve Neva'nın içindeki o küçük çocuk, Nefes, sonunda hak ettiği gerçek nefesi alacaktı. Başaracaktım. İstanbul'a dönünce belki hayatım güzelleşir diye düşünüyordum. Belki okulum güzel olurdu. Yani, böyle düşünmek istiyordum. Aslında her şeyin güzel olmayacağını, içten içe çok iyi biliyordum. Babam yine işleri için dönüyordu İstanbul'a, tabii ki biz de onunla birlikte dönüyorduk. Şirket işleri. Bir de yetim çocuklara yardım edecekti babam. Gözlerimi kapatıp acıyla gülümsedim. Yüzlerce yetime babalık yapan o adam, kendi kızını canlı canlı yetim bırakmıştı. Her şeyin gösteriş için olduğunu biliyordum, bu canımı en çok yakan şeydi zaten. Herkese karşı güler yüzlü, şefkatli bir hayırsever olan babam, sıra bana gelince ortada yokmuşum gibi davranıyordu. Yoktum sanki onun için, hiç var olmamışım gibi. Bu kayıtsızlık beni içten içe mahvediyordu. Hep ilaçlarla ayaktaydım. Annemin o buz gibi sözleri kulaklarımda çınlardı hep . “Hasta bir kızdan varis mi olur?" Aslında mesele hastalık falan değildi, onların istediği tek şey, her şeye Kerem'in sahip olmasıydı. Bir kadının varis olamayacağını kafalarına kazımışlardı. Ama yanılıyorlardı. Çok büyük yanılıyorlardı. Bir kadın isterse, bütün dünyayı yerinden oynatıp yönetebilirdi. İlaç içmekten midem bulanmış, bu hayattan bıkmıştım. Sadece normal bir çocuk olmak, normal bir hayat yaşamak istiyordum. Ama ben hiç normal bir çocuk…