Gümüş Terazi

14. BÖLÜM: YAŞAYAN ÖLÜ

Yazar:

Gümüş Terazi – Sessizligi.Yazan R.B kitap kapağı
Gümüş Terazi – Sessizligi.Yazan R.B kitap kapağı

Sevgili okuyucu. "On gün boyunca o odada sessizce öldüm, bugün ise yaşayan bir ölü olarak o kapının dışına adım atıyorum." ⚖️ Geçen on gün, zihnimde ve bedenimde silinmez izler bırakan uzun bir kâbus gibiydi. O odanın içinde, o kilitli kapının ardında tam on gün boyunca ateşler içinde sayıkladım. Annemin tehdidi yüzünden kimse sesini çıkaramamış, ama o evdeki vicdanı tamamen kurumamış olan birkaç hizmetçi kadın, gece yarısı sessizce kapıyı aralayıp bir tas çorba, bir damla su bırakarak hayatta kalmamı sağlamıştı. Annemin ise umurunda bile değildim, o, çoktan benim yokluğumu kabullenmiş ya da cezalandırılmamın haklı gururunu yaşıyordu. Bugün ise o on günün ardından gelen o iğrenç sabahsıydı. Babamın ve annemin ortak baskısıyla, o hastalıklı halime rağmen o lanet okula gitmek zorundaydım. Yataktan kalktığımda bacaklarım hâlâ titriyor, günlerce süren yüksek ateşin verdiği o sinsi halsizlik kemiklerimde sızlıyordu. Aynaya baktığımda karşılaştığım yüzde ne bir canlılık ne de çocukluktan eser kalmıştı, solgun dudaklarım, çökmüş göz altlarım ve aynadaki o yabancı bakış, içeride bir şeylerin artık geri dönülmez şekilde koptuğunu fısıldıyordu. Kahvaltı masasına inmeye cesaret bile edemedim. Zaten insem de o soğuk ve yargılayan bakışların altında bir lokma bile boğazımdan geçmezdi. Midemde sadece o günlerin bıraktığı acı bir boşluk vardı. Üzerime o nefret ettiğim okul üniformasını geçirdim. Dışarıdan bakıldığında sıradan, okula hazırlanan bir kız çocuğuydum, ama içeride, o kilitli odanın duvarları arasında ruhum çoktan enkaza dönmüştü. Aşağıdan gelen o buyurgan ses, hayatın acı gerçekliğine dönmemi emrediyordu. Derin bir nefes aldım, titreyen ellerimi montumun ceplerine sakladım ve o buz gibi evden, dışarıdaki acımasız dünyaya doğru ilk adımımı attım. Okula vardığımda her şey aynıydı, ama bir o kadar da değişmişti. Sessizce içeri girdim, kimsenin yüzüne bakmadan, kimseye tek bir kelime etmeden koridorları aştım. Her zamanki gibi en arka sıradaki yerime geçip oturdum. Sınıftakilerin bakışları üzerimdeydi, o alaycı, küçümseyen, dedikoducu fısıltılar yine havada uçuşuyordu. Zaten hep böyleydi, ben hep böyleydim. Okulda yalnızdım, evde yalnızdım. Annem, babam. Ailem beni zerre kadar umursamazdı. O gün, o kilitli odada ve on günlük yalnızlıkta en acı gerçeği hücrelerime kadar anlamıştım. İnsanı ailesi sevmeyince, dışarıda kimse sevmezdi. Kendi kanından olanlar sana sırt çevirdikten sonra, dünyanın merhameti sana ne lütfedebilirdi ki? Zaman sanki işkence gibi yavaş akıyordu. Dersler bitti, zil çaldı. Herkes gülüşerek sınıftan çıkarken ben yine en son çıktım. Bu sefer kimseyi bekletmeden, kimseye sığınmadan, tek başıma o eve doğru yürümeye başladım. Adımlarım ağır, içimdeki boşluk sınırsızdı; ama artık biliyordum ki bu dünyada sırtımı yaslayabileceğim tek bir duvar bile yoktu. Eve hemen dönmek istememiştim. O evin boğucu havası o kadar ağır basıyordu ki, okuldan sonra her zamanki kısa ve güvenli yolu değil, sokaklarda biraz daha oyalanmak için o uzun, tenha yolu seçmiştim. Sanki biraz geç gidersem, evdeki o buz gibi duvarların beni beklediği gerçeği biraz olsun hafifleyecekti. Keşke o yolu seçmeseydim. Keşke her zamanki gibi adımlarımı eve doğru aceleyle çevirip o sokağa hiç girmeseydim. Yalnız başıma, dalgın adımlarla ilerlerken, yolun köşesinde önümün kilitlendiğini fark ettim. Benden epey büyük, on sekizli yaşlarında gösteren iki yabancı genç önüme dikilmişti. (А ну, выкладывай деньги.) "Hadi, çıkar paraları," dediler tehditkâr bir sesle. ( Иначе мы не позволим тебе пойти домой.) "Yoksa eve gitmene izin vermeyiz." Olduğum yerde kalakaldım. Kalbim boğazımda atıyor, korkudan nefesim kesiliyordu. Gözlerim istemsizce etrafa kaydı ama sokak ıssızdı, imdadıma yetişecek kimse yoktu. Titreyen sesimle. ( У менм_ у меня нет денег) "Üstümde_ üstümde param yok," diye fısıldadım. Bana inanmadılar. Israrla sırtımdaki çantayı almak istediler. Ellerini uzatıp çantanın askısına asıldıklarında, o ağır darbe beni sarsarak öne doğru çekti. Panikle geriye doğr…

Bölümün tamamını WritePad'de oku