Gümüş Terazi

Bölüm 12: Bekleyişin Bittiği Yer

Yazar:

Gümüş Terazi – Sessizligi.Yazan R.B kitap kapağı
Gümüş Terazi – Sessizligi.Yazan R.B kitap kapağı

Sevgili Okuyucu. Bu hikâyede her bölümde hem Neva’nın çocukluğuna hem de büyüklüğüne yer veriliyor. Önce çocukluğunu, ardından büyümüş hâlini okuyorsunuz. Peki neden iki farklı zaman? Çünkü küçük Neva’nın yaşadıkları, bugün karşınızda duran büyük Neva’nın nasıl bu hâle geldiğini anlamanın bir parçası. Çocukluğunda yaşadığı her olay, onun büyüdükçe ördüğü duvarların, taşıdığı yaraların ve sahip olduğu kişiliğin ardında yavaş yavaş bir anlam kazanıyor. Bu yüzden Neva’nın çocukluğuna dair okuduğunuz her parça, aslında bugününü anlamanıza yardımcı olan bir başka parça. Kısacası, her bölümde sıralama aynı: önce küçük Neva, sonra büyük Neva. İyi okumalar. ⚖️ (İçerik Uyarısı: Çocuk istismarı, zorlayıcı davranışlar ve alkol kullanımı içerir.) ───── ⚖️ ───── Gece, okulun buz tutmuş sessizliğinde zaman sanki akmayı bırakmıştı. Saat kaçtı, bilmiyordum. Tek bildiğim, donmak üzere olduğumdu. Göz kapaklarım tonlarca ağırlıkta aşağıya düşüyor, uykunun o tatlı ama tehlikeli uyuşukluğu bedenimi sarıyordu. Fakat uyuyamazdım. Beklemeliydim. Babam gelecekti. Bana mutlaka geleceğini söylemişti. Ama biliyordum, gelmeyecekti sadece kendimi kandırıyordum. Olduğum yere biraz daha sinerek beklemeye devam ettim. Saniyeler, üzerime tonlarca yük biniyormuş gibi yavaş akıyordu. Tam o sırada, sessizliği yırtan ani bir ses duyuldu. Okulun dış kapısının olduğu yönden gelen metalik bir gıcırtı. Yorgunluktan ve soğuktan bitap düşmüş bir çocuk olarak başımı kaldırdım. Titreyen adımlarla demir kapıya doğru bakışlarımı çevirdim. Karanlığın içinde yavaş yavaş siluetler belirdi. Sınıf arkadaşlarım. İki kız ve beş erkek. Hâlâ beni fark etmemişlerdi. Karanlığa, geriye doğru çekilmek istedim ama o an, kızlardan biri başını çevirip beni gördü. Yüzündeki şaşkınlık anlık bir alayla yer değiştirdi. Durdu ve mırıldandı. (Ой, смотрите, это же Нева!) “Aa, bakın, Neva bu!” Herkesin başı aynı anda bana döndü. İçime korkudan örümcek ağları gibi bir ürperti yayıldı. Zaten o okulda, bütün sınıf arkadaşlarım tarafından sürekli zorbalığa uğruyordum, şimdi bu gece yarısı, bu ıssızlıkta onlara yakalanmak en büyük kabusumun gerçeğe dönüşmesiydi. Erkeklerden biri kıkırdadı. Yüzünde pis bir sırıtışla öne atıldı ve diğerlerine döndü. (Ну что, девочки, как насчет немного повеселиться?) “Biraz eğlenmeye ne dersiniz, kızlar?” Kızlar onaylayan birer gülüşle karşılık verdi. Ve o korkunç an geldi, okulun demir kapısı gıcırtıyla açıldı, içeri adım attılar. Ben ise dehşet içinde, adım adım geri geri gitmeye başladım. Üzerime doğru gelmeye başladılar. Ama o kadar bitkindim ki, ayakta durmaya bile halim kalmamıştı, adeta bacaklarım beni taşımıyor, her an yere yığılacak gibi titriyordu. Gözlerimi onlardan ayırmadan geriye doğru sinerken, aralarından bir çocuğun elindeki şişeyi fark ettim. Elindeki şey alkol şişesiydi. Yanındaki çocuk diğerine işaret etti, o da elindeki şişeyi arkadaşına uzattı. Meğer yanlarında başka şişeler de getirmişlerdi. Kaçmaya çalıştım ama iki erkek arkamdan hızla yaklaşıp kollarımı tuttular. Beni zorla yere, diz üstü çöktürdüler. Nefesim kesildi. Tenime temas etmelerine, bana dokunmalarına katlanamıyordum, dokunmak nefret ettiğim şeydi. Bedenim zihnimden bağımsız olarak geçmişin o acı dolu anılarını yeniden hatırlamaya başladı. Kulaklarımın içinde uğultular yükseldi, dünya kararmaya, sesler birbirine karışmaya başladı. Hıçkırıklar içinde, titreyen sesimle yalvarmaya başladım. (Пожалуйста, не трогайте... Умоляю, оставьте меня!) “Lütfen dokunmayın... Yalvarırım bırakın beni!” Karşımdaki çocuk eğilip güldü ve Rusça konuştu. (Ну что, малышка, согреешься сейчас!) “Ne o, minik, şimdi biraz ısınacaksın!” Kulaklarım o kadar uğulduyordu ki, ne dediğini tam olarak seçemiyordum. Sadece kahkahaları ve uğultuyu duyuyordum. Çocuk gülerek uzandı, parmaklarını sertçe çeneme geçirdi ve yüzümü yukarı kaldırdı. Elindeki şişeyi zorla dudaklarıma dayayıp içirmeye çalıştı. Can havliyle çırpınıyor, başımı iki yana sallayarak direniyordum. Kenardan izleyen kızlardan biri alayla güldü ve bağırdı. (…

Bölümün tamamını WritePad'de oku