1. Bölüm
Yazar: ati

Defne telefonu üçüncü kez çaldığında açtı. "Evet?" Karşı taraftan birkaç saniye ses gelmedi. "Defne?" Annesinin sesi normalden farklıydı. "Ne oldu?" "Nineni kaybettik." Defne cevap vermedi. Yatağında doğrulup pencereye baktı. Karşı apartmanın çatısına konmuş iki güvercin birbirini kovalıyordu. Sokakta bir çocuk bağırıyordu. Bir araba korna çaldı. Dünya devam ediyordu. Ama annesi az önce dünyanın durması gereken bir cümle kurmuştu. "Defne?" "Nasıl yani?" "Bu sabah." Defne gözlerini kapattı. "Nasıldı?" "Doktorlar kalp krizi diyor." Doktorlar. Kalp krizi. Sabah. Kelimeler havada asılı kalıyordu. Ninesi bir hafta önce onunla telefonda konuşmuştu. Sesinde hiçbir şey yoktu. Hatta her zamanki gibi fazla enerjikti. "Köşke gelmiyorsun artık." "Okul var." "Bahane." "Nene..." "Sana göstereceklerim var." Defne o an gülmüştü. "Neymiş onlar?" "Gelince görürsün." İşte o konuşma şimdi aklına saplanmıştı. Sana göstereceklerim var. "Defne?" "Dinliyorum." "Cenaze yarın." "Tamam." "Bu akşam yola çık." "Tamam." Telefon kapandı. Defne uzun süre hareket etmedi. Yirmi iki yıllık hayatında hiç kimseye ninesi kadar yakın olmamıştı. Ailesiyle ilişkisi her zaman mesafeliydi. Annesi sürekli çalışan, sürekli kontrol eden bir kadındı. Babası ise evde olsa bile yok gibiydi. Ama Nermin Hanım farklıydı. Defne'nin çocukluğundaki bütün güzel anıların içinde o vardı. İlk bisiklet. İlk deniz tatili. İlk kalp kırıklığı. İlk sır. Her şey. Telefon tekrar titredi. Mesaj gelmişti. Annesinden. "Şoför seni almaya gelecek." Defne mesajı okudu. Sonra telefonu yatağa bıraktı. Şoför. Tabii ki. Gülsoy ailesi hiçbir şeyi normal yapmazdı. --- Akşam saat sekizde siyah araç apartmanın önünde durdu. Defne valizini bagaja koydu. Şoför başıyla selam verdi. "Başınız sağ olsun." "Sağ olun." Yol boyunca konuşmadılar. Şehir ışıkları geride kaldı. Otoyol başladı. Sonra küçük yollar. Sonra ağaçlar. Sonra çocukluğunu geçirdiği kasaba. Defne camdan dışarı baktı. Her şey küçülmüş gibiydi. Market. Park. Eski sinema. Sanki yıllar içinde kasaba değil de kendisi büyümüştü. Köşkün demir kapıları göründüğünde midesi kasıldı. Kapılar yavaşça açıldı. Araç içeri girdi. Gülsoy Köşkü. Çocukken ona saray gibi gelirdi. Şimdi ise biraz ürkütücü görünüyordu. Işıkların çoğu yanıyordu. Bahçede insanlar vardı. Araç durdu. Defne indi. Tam kapıya yönelmişti ki bir ses duydu. "Defne." Durdu. Bu sesi tanıyordu. Dönmek istemedi. Ama döndü. Aras. Altı yıl. Tam altı yıldır görmemişti. Yine uzundu. Yine aynı sakin yüz ifadesi vardı. Ama çocuk değildi artık. Hiç değildi. "Merhaba." Defne'nin sesi beklediğinden daha soğuk çıktı. Aras başını salladı. "Başın sağ olsun." "Teşekkür ederim." Sessizlik. İkisi de ne söyleyeceğini bilmiyordu. En azından Defne bilmiyordu. Çünkü altı yıl önce olanlardan sonra konuşacak bir şey kalmamıştı. "Uzun zaman oldu." "Oldu." Aras gülümsedi. Ama gözleri gülmüyordu. "İyi görünüyorsun." "Sen de." Yalan. İkisi de iyi görünmüyordu. Defne bakışlarını kaçırdı. "İçeri girmem lazım." Aras yol verdi. "Tabii." Defne yürümeye başladı. Tam kapıya ulaşmıştı ki arkasından bir ses geldi. "Ninen son günlerde senden bahsediyordu." Defne durdu. Yavaşça döndü. "Ne dedi?" Aras birkaç saniye sustu. "Yakında her şeyi öğrenecek diyordu." Defne kaşlarını çattı. "Ne öğrenecekmişim?" "Onu söylemedi." Defne cevap vermedi. İçeri girdi. Ama kalbinin ritmi değişmişti. Çünkü Nermin Hanım gizemli konuşmayı severdi. Fakat hiçbir zaman sebepsiz yere yapmazdı. --- Salon insan doluydu. Akrabalar. Komşular. İş ortakları. Tanımadığı insanlar. Hepsi aynı ifadeyle dolaşıyordu. Üzgün görünmeye çalışan yüzler. Defne kalabalığın içinden geçerken kuzeni Kerem ona sarıldı. "İyi misin?" "Değilim." "Ben de." Kerem gerçekten üzgün görünüyordu. Defne rahatladı. En azından samimi biri vardı. "Ne oldu?" Kerem omuz silkti. "Sabah odasında bulmuşlar." "Tek başına mıydı?" "Evet." Defne düşündü. Bir şeyler yanlış geliyordu. Nermin Hanım yalnız yaşamayı sevmezdi. Ev sürekli insan dolu olurdu. "Doktor ne dedi?" "Kalp." Yine aynı cevap. Kalp. De…