Bölüm 3
Yazar: Kemal Yavuz

K Emine önde, Kemal ve Barış arkada merdivenleri çıkarlar. Koridorda hafif bir sessizlik hakimdir. EMİNE: (Kemal’in odasının kapısını açar) Kemal bey oğlum, burası senin odan. Hiç dokunmadık, annen her gün elleriyle havalandırdı, kokun gitmesin diye uğraştı durdu. KEMAL: (Kapıda durur, içeriye bakar) Sağ ol Emine abla. EMİNE: (Hemen yanındaki kapıyı gösterir) Barış evladım, burası da senin odan. Bir eksiğin, bir isteğin olursa çekinme, seslen bana hemen. BARIŞ: (Gülümseyerek) Sağ ol abla, eksik olma. Çok teşekkürler. Kemal içeri girer, kapıyı arkasından yavaşça kapatır. Valizini kapının kenarına bırakır. Odanın içinde ağır adımlarla yürür. Her şey bıraktığı gibi; yatağın örtüsü, masanın üzerindeki biblolar, kütüphanedeki kitaplar... Kemal elini masanın üzerinde gezdirir, hafifçe o temizlik kokusunu) hisseder. 15 yıl önce bu kapıdan çıkarken hissettiği o ağırlık, odaya girmesiyle tekrar üzerine çöker. Yatağın kenarına oturur, ellerini dizlerine koyar. "Buradayım işte," diye mırıldanır kendi kendine. Barış odaya girer girmez valizini yatağın üzerine koyar. Kemal’in aksine o çok daha pratiktir. Valizini açar, kıyafetlerini hızlıca dolaba yerleştirmeye başlar. Ama bunu yaparken gözleri sürekli odanın içinde döner. Pencereye gider, perdeyi çok hafif aralayarak bahçedeki korumaların nerede durduğuna, hangi açıyı gördüklerine bakar. Odayı bir misafir gibi değil, bir operasyon üssü gibi süzer. Dolaba son tişörtünü koyarken aynadaki yansımasına bakar, üstünü başını düzeltir. Barış için burası bir tatil yeri değil, Kemal'in yanında durması gereken yeni bir mevzidir. SAHNE: HOLDİNG / FİKRET’İN MAKAMI - İÇ - GÜN FİKRET YAVUZ (60) bastonuna dayanarak masasının önünde ayakta durmaktadır. PINAR (35) elinde tabletiyle ajandayı kontrol etmektedir. FİKRET: Bugünlük işleri erteleyelim Pınar. Kemal gelmiş... Yanında da o bahsettiği Barış ile. Sen de hazırlan, birazdan çıkarız. Pınar şaşırır, tabletindeki takvime kısa bir göz atar. PINAR: Ama Fikret Bey, lojistik biriminin müdürüyle çok önemli bir toplantınız vardı. Hatırlarsanız yeni rotalar için... Ne yapalım? Fikret, elini havada sallayarak lafını keser. Yüzünde "o konu kapandı" ifadesi vardır. FİKRET: Ertele. Zaten gelip her seferinde aynı şeyleri anlatıp duruyorlar, vaktimi çalmasınlar. Sen hazırlanmana bak, eve geçiyoruz. Pınar, Fikret’in bu tavizsiz kararını sorgulamaz. Tableti hafifçe göğsüne bastırır, başıyla onaylar. PINAR: Anlaşıldı efendim. Hemen haber veriyorum. Fikret’in Eve Varışı: Siyah araçlar malikanenin bahçesine girer. Kapıdaki korumalar ceketlerini ilikler. Fikret ve Pınar araçtan iner. Barış’ın Kulakları: Barış odasında valizini yerleştirmeyi bitirmiştir. Dışarıdaki araç seslerini duyunca pencereye yaklaşır, perdeyi milim aralar ve Fikret ile Pınar’ın gelişini izler. Kemal’in Hazırlığı: Kemal aynada kendine bakar. 15 yılın yorgunluğunu yüzünden silmeye çalışır. Kapısı tıklanır; gelen Barış’tır: baban geldı kemal Fikret ve Pınar içeri girer. Ceketler alınır, ortamda ağır bir hava vardır. O sırada merdivenlerin başında Kemal görünür, yanında Barış vardır. Kemal ağır adımlarla aşağı iner. Fikret merdivenin dibinde durup bekler. FİKRET: Kemal... Hoş geldin. Niye haber vermedin geleceğini? Karşılardık seni şanına yakışır şekilde. KEMAL: (Babasının gözlerinin içine bakarak) Geldim ya baba... Önemli olan o değil mi? Kemal, babasının eline uzanır. Fikret elini geri çekmez ama Kemal'in öpmesine de müsaade etmez; elini sertçe sıkar, tokalaşırlar. FİKRET: El öpme yaşını geçirdin artık Kemal. Bak, saçlarına ak düşmüş. Eskiler hep bu saçların beyazlamasını dert çekmeye bağlardı... Sen ne derdi çektin ki gurbet ellerde saçların böyle erkenden beyazladı? KEMAL: (Bozuntuya vermez) Eskileri bilmem ama... "Yaşanmışlıklar" diyelim beyazın sebebine. Fikret, Kemal’in omzunun üzerinden Barış’a döner. Gözlerini kısarak onu süzer. FİKRET: Sen de Barış olmalısın. Kemal bana değil de annesine bahsederdi senden zaten. Benimle telefonda konuştuğu o iki…