Bölüm 2
Yazar: Kemal Yavuz

İstanbul'un merkezindeki gökdelenlerden birinin en üst katında bulunan makam odası sessizdi. Tavana kadar uzanan camlardan şehrin büyük bölümü görünüyordu. Odanın ortasındaki geniş masanın arkasında yusuf Yavuz oturuyordu. Önündeki evrakları incelerken sağ kolu Pınar elindeki dosyayla içeri girdi. "Efendim." Yusuf gözlerini gözlerini dosyalardan ayırmadan cevap verdi. "Söyle." Pınar birkaç adım yaklaştı. "Liman ihalesiyle ilgili yeni bilgiler geldi. Çetinkol Holding'in piyasaya haber saldığı söyleniyor." Yusuf başını kaldırdı. Pınar devam etti. "'Bu ihale bizimdir. Girmeyi düşünen herkes sonucunu göze alsın.' diye açık açık konuşuyorlarmış." Odadaki hava birkaç saniyeliğine sessizliğe gömüldü. Yusuf sandalyesine yaslandı. Yüzünde en ufak bir endişe yoktu. Aksine hafif bir tebessüm belirmişti. "Biz bugünlere her havlayan köpekten korkarak gelmedik, Pınar." Sesi sakindi. Ancak bu sakinliğin altında tehlikeli bir kararlılık vardı. "Fakat bir köpek bu kadar rahat havlıyorsa..." Masadaki kalemi yavaşça bıraktı. "...muhakkak bir sahibi vardır." Pınar dikkatle dinliyordu. "Çetinkolları araştır." "Efendim?" "Her şeyi öğrenmek istiyorum." Yusuf'un bakışları sertleşti. "Kimlerle çalışıyorlar, arkalarında kim var, kimden güç alıyorlar..." Kısa bir duraksamadan sonra ekledi. "Bu kadar rahat konuşmalarının sebebini bul." "Hemen ilgileniyorum efendim." Pınar notlarını aldıktan sonra başka bir konuya geçti. "Ayrıca lojistik bölümü müdürü sizinle görüşmek istiyor. Yeni taşımacılık rotalarıyla ilgili karar verilmesi gerektiğini söylüyor." Yusuf'un yüzü anında değişti. Kaşları çatıldı. "Yeni rotalara ben mi karar vereceğim?" Pınar sessiz kaldı. "Olmadı alınacak kamyonların modelini de ben belirleyeyim." Odadaki hava yeniden gerildi. "Eğer bölüm müdürü kendi işini yapmak yerine bana soracaksa o koltukta neden oturuyor?" "Efendim, kendisi risk almak istemediğini söylemiş." Yusuf alaycı bir şekilde güldü. "Risk almak istemeyen adam ticaret yapmasın." Ardından kesin bir ses tonuyla konuştu. "Bugün çıkışını verin." Pınar başını kaldırdı. "Yerine daha iyisini buluruz." "Emredersiniz efendim." Yusuf tekrar önündeki dosyalara döndü. "Kimin geleceğine de sen karar verme. Önce adayları incele, sonra bana getir." "Anlaşıldı efendim." Yusuf elini hafifçe kaldırdı. "Bir de kahve getir bana." "Tabii efendim." Pınar odadan çıkarken Yusuf gözlerini yeniden İstanbul manzarasına çevirdi. Liman ihalesi onun için sadece bir ihale değildi. Asıl merak ettiği şey, Çetinkollar'ın arkasında duran kişinin kim olduğuydu. Siyah SUV, yüksek duvarlarla çevrili geniş arazinin önündeki demir kapıya yaklaştı. Güvenlik kulübesinden çıkan koruma aracın yanına geldi. "Hoş geldiniz. Kime gelmiştiniz?" Barış camı indirip cevap verdi. "Hatice Hanım'a." Koruma kısa bir an durdu. "İsminizi ileteyim efendim?" Barış hafifçe gülümsedi. "Oğlu Kemal geldi dersiniz." Korumanın yüzündeki ifade bir anda değişti. "Kemal Bey mi?" Barış başıyla onayladı. Koruma hemen arkadaşlarına kapının açılması için işaret verdi. Aynı anda telsizine uzandı. "Kemal Yavuz giriş yaptı. Tekrar ediyorum, Kemal Yavuz giriş yaptı." Demir kapılar ağır ağır açılırken araç malikânenin bahçesine doğru ilerledi. --- Malikânenin girişinde nöbet tutan koruma duyduğu an kapı ziline bastı. Kapıyı Emine açtı. "Hayırdır?" Koruma heyecanla konuştu. "Emine Abla... Kemal Bey geldi." Emine birkaç saniye donup kaldı. "Ne dedin sen?" "Kemal Bey içeri girdi." Emine hiç vakit kaybetmeden salona koştu. Hatice Hanım koltukta oturuyordu. "Hanımım!" Hatice Hanım telaşla ayağa kalktı. "Ne oldu?" Emine'nin gözleri dolmuştu. "Kemal geldi." Hatice Hanım bir an nefessiz kaldı. "Bizim Kemal mi?" "Evet hanımım." Hatice Hanım'ın gözleri yaşardı. Merdivenlere dönüp yüksek se…