Gri Şehrin Mavisi. Ateşböceğim

Ayaz'dan Ege'ye

Yazar:

Gri Şehrin Mavisi. Ateşböceğim – Nur kitap kapağı
Gri Şehrin Mavisi. Ateşböceğim – Nur kitap kapağı

Bu kısım için şu şarkıyı açmanızı İnsanın hayatı ve kaderi çok ince bir çizgiye bağlıymış. Göz açıp kapayıncaya kadar dünyalar değişirmiş. Koca bir ömür, tek bir nefeste bitermiş. Ama en zoru gözlerinin önünde sevdiğini kaybetmekmiş...Kollarında sevdiğin can verirken hiçbir şey yapamamakmış. Bir daha sesini duyamamakmış. Kokusunu içine çekememekmiş. Gözlerine bir daha bakamamakmış. Her zaman sıcak olan bedeninin sıcaklığını bir daha hissedememekmiş. Üşüyen insan ölür müydü? Ölü soğukluğu, üşümekten çok mu farklıydı? Kader, yalnız kalacağını yüzüne haykırırmış. Sen ise elinden hiçbir şey gelmeden gözlerinin önünde bir canın gidişini izlermişsin. En zoru da morga girmekmiş. Yanında hastane güvenliği ve hemşireler beklermiş ki, bir şey olmasın diye. Bakardın yüzlerine... Ama onlar senin gözlerine bakamazdı. Bakışlarını kaçırırlardı. Sanki göz göze gelseniz, senin acından bir parça da onların omuzlarına binecekti, aynı acıyı onlar da çekecekti. Onlar da ne kadar acılara şahit olmuş olsalar da bazı bakışlar, bitişler ve yanışlar insanın içini parçalamaya yeterdi. Soğuk bir oda... Masanın üzerinde yatan bir beden... Bir daha hareket etmeyecek... Bir daha konuşmayacak bir beden... Dokunurdun sevdiğine... Soğuk... Çok soğuk olurdu. Göğsüne kapanıp ağlardın. Ama o, geri gelmezdi. Kendini tüketirdin. Ağlamaktan yorulurdun. Gözyaşların tükenirdi. Ama acın...Acın hiç dinmezdi. Kor gibi yanardı göğsünde. Boğazında kocaman bir yumru olurdu. Vedalar bu yüzden acıymış işte. En çok kalana zor olurmuş. Kalan, her yükü tek başına taşırmış. Bazı geceler sessizce ağlarmış. Kimse duymasın diye ağzını kapatırmış. Ama gözlerinden akan yaşlara engel olamazmış. Bazen de içinde tuttuğu her şey taşarmış. "Çok özledim seni..." "Çok özledim..." "Neden gittin?" diye haykırırmış. Bağırırmış, ağlarmış, kendisini tüketirmiş, bir destek ararmış, iki kelime edecek birisini ararmış ama yüzüne bakan olmazmış. "Geçecek" derleşmiş hep. Yıllar boyu insanların hep söyledikleri şeyleri tekrar söylerlermiş. Oysa bilmezlermiş ki o acı, bir eve düştüğünde insanın ciğerini nasıl yaktığını. "Anlıyorum" derleşmiş, aslında o an o kişinin acısını dindirmek için söylerlermiş. Lakin anlamazlarmış. Çünkü insan aynı acı kendi başına gelmeden karşısındakinin ne hissettiğini bilemezmiş. İnsan işte o zaman çok yorulurmuş. En acısı da o cenaze aracının evinin önüne gelmesiymiş. O zamana kadar kendini kandırırmışsın. "Gelecek," dermişsin. "Yine çıkıp gelecek." "Sarılacak." "Öpecek." "Kokusunu duyacağım." Ama o cenaze aracı evinin önünde durduğunda...Gerçeği anlarmışsın. Beklediğin kişi artık hiçbir zaman o kapıdan içeri girmeyecekti. Ve helva kendi evinde kavrulasıya kadar tatlı gelirdi insana. Başkasının mevlüdünde yediğin pilav sıradan bir pilavmış. Kendi evinde pişirilene kadar... İnsan bazı acıları yaşamadan anlayamazmış. Anladığında ise, artık hiçbir şey eskisi gibi olmazmış. 20 Eylül 2024 Bu gece son gecemdi. Bu şehirdeki, bu ruhsuz malikanede son gecemdi. Bu zamana kadar abim, babam ve Vural köpeğinin yanlarında durmuş, şirkete gitmiştim. Hayatımın en zor üç ayıydı ama artık bitiyordu. Tabi ki şirkette bulunduğum süre boyunca ailemin aslında ne kadar büyük ve karanlık işlerin içinde olduğunu gözlerimle şahit olmuştum. Hatta annem Hüma’nın bile kaç kere babamla, abimle ve Vural’la aynı toplantı salonlarına girip saatlerce çıkmadığını gördüm. Tabi ki yanlarında diğer yeraltı adamlarının da dahil olduğu toplantılardı bunlar. Buna sessiz kalacağımı sanıyorsanız büyük yanılgıya düştünüz çünkü bu zamana kadar gördüğüm belgelerin hepsini hem bulutta hem de çıktı şeklinde yedeklemiştim. Bu toplantı salonlarının kapılarını gizlice aralayıp fotoğraflar çekmiştim. Çoğu silah ve para sevkiyatının orjinal kağıtlarının çıktısını çıkartmıştım. Fotokopisini aldığım kağıtlara asla çıplak elle dokunmamış kağıtta parmak izi kalmasını engellemek için eldiven giymiştim. Bu dosyaları da odamdaki dolabın bir rafını sökmüş gizli bir bölme yapmıştım. Tüm kayıtlar oradaydı... Odamdaki eski bilgisayarı a…

Bölümün tamamını WritePad'de oku