Gri Şehrin Mavisi. Ateşböceğim

Bir An Bir Ömür

Yazar:

Gri Şehrin Mavisi. Ateşböceğim – Nur kitap kapağı
Gri Şehrin Mavisi. Ateşböceğim – Nur kitap kapağı

Gece saat 03:00 suları... Eskişehir Yolu bomboş. Ankara’nın bu kuru, insanın ciğerini yakan ayazında motoru sağa çektiğimde, kaskın içi benim için bir sığınak değil, adeta bir hapishaneydi. Vizörün arkasında biriken o sıcak damlalar, dışarıdaki buz gibi havayla yarışıyordu. ‎Hava hem ölüm kadar hem de yalnızlık kadar soğuktu. ‎Motorun o hırçın sesini kestiğim an, dünyanın tüm ağırlığı omuzlarıma bindi. Sustum. Sadece içimdeki o bitmek bilmeyen fırtınanın hıçkırıkları kaldı. Ellerim ve kollarım gidonun üzerinde zangır zangır titriyordu. 21 yaşındaydım ama ruhum yetmiş yaşındaydı yorulmuştum hem de çok yorulmuştum. ‎Aklıma o gün gün gelince hıçkırıklarım daha da arttı. ‎Doğum günüm ölüm günümdü artık. Kutlamadım... Kutlayamazdım, sanki ihanet etmişim gibi geliyordu. Bir kere yüzüm gülsün işte o zaman kendime kızıyordum. Boğazıma bir yumru otururdu o gün, sanki geri getirebilirmişim gibiydi biriciğimi... Ama ölüm acımasızdı. Toprağın altındaydı artık hiç ulaşamayacağım bir yerdeydi. ‎Bir daha gülüşünü göremezdim. Kokusunu içime çekemezdim. O yeşil harelerine bakıp hayaller kuramazdım. Hayat bulduğum o gözlerde kaybolamazdım... En çok da bu yakıyordu içimi, geçer miydi bu yara? Kabuk bağlar mıydı? Söner miydi içimdeki bu ateş... ‎Unutur muydum zamanla bu acıyı...Yedi yüz otuz gün geçmişti... Koskoca iki yıl geçmişti. Zaman acımasızdı, hayat acımasızdı her şey o kadar acımasızdı ki nefesim kesiliyordu. ‎"Benim yüzümden" diye bağırdım dizlerim de bana ihanet etmiş, çoktan yere çökmüştüm. ‎"Benim yüzümden öldün sen, benim suçumdu benim" ‎ Ağladığımı görse çok kızardı bana. Ağlama derdi bana ateşböceğim, ‎Akmasın gözlerinden yaşlar, sen benim evimsin hayat bulduğum gamzeli'm ‎Kaşlarını çatardı önce. O sahte öfkeli bakışını atardı. Sonra da dayanamazdı zaten. Gelip başını omzuma yaslar, saçlarımla oynardı. ‎ "Bak yine ağlıyorsun ." derdi. ‎"Sen ağlayınca benim canım yanıyor, yapma böyle." ‎Dudaklarım titredi. Canının yanması...Canı artık yanmıyordu. Çünkü artık nefes almıyordu. Artık hiçbir şey hissetmiyordu. Ben ise ikimiz adına da hissediyordum. Acıyı da...Özlemi de...Pişmanlığı da... Bu sefer kollarım değil tüm bedenim bu yük sanki fazla gelirmiş gibi titriyordu. ‎19 Temmuz 2024 onu toprağa koyduğum gündü ama bende toprağa girmiştim. O kara toprağın soğuk toprağın altındaydı. Bedenim buradaydı yaşıyordu ama ben çoktan ölmüştüm. ‎ ‎Olay Günü: ‎19 Temmuz 2024 Öğlen Saatleri ‎"Simay'ım, ekipmanını giy bak" dedim gözlerimi kaskını takan sevgilime çevirerek. Çok güzeldi benim biriciğim, doğal kızıl saçları beline kadardı, kumral tenliydi belli belirsiz çilleri vardı yüzünde öyle güzel gülümserdi ki güneş açardı uzun boylu sayılırdı bir yetmiş boyundaydı, motor severdi benim gibi masmavi renkte bir r5'i vardı. Ama arızalandığı için tamire bırakmış şimdi ise motorunu almaya gidiyorduk. ‎Ateşböceğim derdim ona hep. Çünkü o benim karanlıktaki tek ışığımdı. ‎"Giyiyorum gamzelim merak etme" diyerek kıkırdadı. ‎" Gamzeli'm mi çok romantiksiniz hanımefendi" ‎"Ee ne yapayım benim sevgilim çok yakışıklı" dedi, başını yana eğip kaskının içinden tatlı tatlı bana baktı. Nasıl erimeseydim ki ben bu bakışlara... Başımı iki yana sallayıp güldüm daha kaskım takılı olmadığı için yanağımdaki gamze ortaya çıktı. ‎Sevgilim büyükçe bir adım atıp yanıma geldi. Ne yapacağı anlamadığım için mavi gözlerimi kısarak ona baktım. Az önce taktığı kaskını çıkarttı ve kollarını aniden boynuma dolayıp gamzemin olduğu yere bir öpücük kondurdu. Yanaklarımın hızlıca kızardığını bütün kanın yanaklarımda toplandığını hissettim. Beni böyle görmemesi için boyumdaki boyunluğu hemen gözlerimin altına kadar çektim. “Birileri utandı galiba” diyerek bana baktı ve göz kırptı. Ömrümü vereceğim, içimi ısıtan o gülümsemesini göstererek kocaman bir sırıtış attı. Büyükçe bir adım atarak yanına geldim ve aniden bir kolumu sırtına diğer kolumu ise bacaklarının altından geçirerek kucağıma aldım. Bu yaptığıma şaşırarak kaşlarını kaldırdı, ağzı şokla açılmıştı. Ama bunu derken kollarını boynu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku