GÖZLERİMİN YALANI

BÖLÜM 9: AŞKI BULMAK

Yazar:

GÖZLERİMİN YALANI – Ilgın kitap kapağı
GÖZLERİMİN YALANI – Ilgın kitap kapağı

1 Hafta Sonra İlkbaharın geldiğini nasıl anlardınız? Tepede güneş, hafif ılık esen bir rüzgarla baharın geldiğini anlıyordum ben. Dışarısı tam tarif ettiğim gibiydi tam dışarı çıkıp arkadaşlarla günün keyfini çıkartmalık bir havaydı. Ben ne yapıyordum peki? Sınav kağıdımı doldurmakla meşguldüm maalesef. Gözetmenin son saniyeler demesiyle son soruya attığım o son nokta, sadece dönemin son sınavını değil, haftalardır uykusuz gecelerime mal olan o acımasız maratonu da resmen bitirmişti. Kalemimi sesli bir tıkırtıyla masaya bırakıp kâğıdı görevliye uzattığım an, omuzlarımdan tonlarca ağırlığın kalktığını hissettim. Günlerden cumaydı, sınavlar nihayet tarihe karışmıştı ve bitiş ziliyle birlikte dışarıdaki özgürlük çanları çalmaya başlamıştı. Amfiden çıkıp kalabalığa karışır karışmaz telefonum titreşti; Sude’lerden 'Kutlama mekanı belirlendi. Oturuyoruz her zamanki yerimizde, sen de çabuk yanımıza geliyorsun!' mesajı ekranı aydınlatmıştı. Sınavlardan sonra buluşup o haftanın stresini atacağımız planı yapmak için canım okulumun kafesine doğru adımlarımı hızlandırmıştım ki, köşede elleri cebinde bekleyen o silueti gördüm. Malum itirafımızın üzerinden tam bir hafta geçmişti ve Emre, araya giren o yoğun sınav günlerinden sonra ilk defa bu kadar uzun ve özgür bir akşamı beraber geçireceğimizin sinyaliyle bana doğru gülümsüyordu. Bütün hafta ders notları ve sınav kaygısıyla ertelediğimiz her şey için, bu akşam kusursuz bir başlangıç olacaktı. Ona doğru adımlarımı yönlendirip yanına geldiğimde birbirimize sıkı sıkı sarıldık bir haftanın özlemini gidermek amacıyla. Burnuma dolan o ferah deniz kokusunu derin içime çekerken kollarımı boynuna daha sıkı sardım, yüzümü göğsüne gömdüm. Etraftakilerin kalabalığı, konuşan insanlar... hepsi bir anda sessizliğe gömüldü. Sanki dünyada sadece ikimiz kalmıştık. Elleri hâlâ belimde, benimkiler ise onun boynuna dolanmış bir şekilde ayrıldık. “Bizimkilerin yanına niye geçmedin?” diyerek en cilveli halimi takındım. Bunu bir başkası ilk haftadan yapsa onun yerine utanabilirdim ama konu karşımdaki dehşetül vahşet kişi olunca böyle davranmadan kendimi alıkoyamıyordum. Artık kimseyi yadırgamak yoktu, eğer ilişkinizin canım cicim ayındaysanız ya da haftasındaysanız ki biz öyleydik, bu çok normal geliyordu artık benim için. O da benden az değildi! Resmen içimin gittiği o gülüşünü takınmıştı. Zaten ondan burnuma gelen ferah deniz kokusu beni çileden çıkartmıyormuş gibi bir de bu gülüşü başıma çıkmıştı resmen. “Sensiz gitmek istemedim, güzelim.” Güzeli unutmuştum resmen, birde güzelim vardı! Bu şeyler benim resmen çıldırmama sebebiyet veriyordu. Kalbime indiriyor resmen. Tam da buydu işte yaşadığım şeyleri özetleyen kelime; bir kelimesiyle, kokusuyla, davranışıyla bütün dünyayı unutturabiliyordu bana. Gözlerinin içine baktığımda, bir haftadır biriken o yorgunluğun ve özlemin tek bir bakışla buharlaşıp gittiğini hissettim. "Bensiz gitmek istememek mi?" diye kıkırdadım. Böyle ince düşünceli olması çok hoşuma gidiyordu ve onda en sevdiğim özelliklerden biriydi şu anlık. Vücutlarımızı birbirimizden ayırıp bana elini uzatmıştı tutmam için. Kenetlenen ellerimizde arkadaşlarımızı arıyorken bir masa diğer masalara göre çok ses çıkartıyordu ve o masada tabii ki bizim arkadaşlarımız vardı. Girdiğimiz hiçbir ortamda onları aramakta zorlanmıyordum. Herkes toplanmıştı, biz de boş sandalyelere oturduk. Bu sefer kare masada oturuyorduk dört kişilik. Ben baş köşeye oturmuştum, sol tarafımda bana yakın olan yerde Sude, onun yanında Atakan vardı. Sağ tarafımda ise İnci ve Kaan. Biz kızlar olarak toplanmıştık bir tarafa. Karşımda ise Emre vardı. Masada neler ver neler yok diye bakınırken herkes tatlı ve kahve ikilisini yapmıştı biz gelene kadar. “Bizi niye beklemediniz yiyip içmek için?” diye soru attım ortaya sesimi ciddi tutmaya çalışarak. Beni tanıyorlarsa buna takılmayacağımı ve şaka yaptığımı bilirlerdi ne kadar ciddi tutsam bile sesimi. İnci bana dönüp, “Hayatım, asıl tatlıyı yemek için senin gelmeni bekledik. Bu bizi kesmez ü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku