BÖLÜM 3: BULUŞMA TEKLİFİ
Yazar: Ilgın

Güneşin ilk ışıkları içeri sızarken, kısa süren bir şaşkınlıkla Emre’yi izliyordum. Aklımda bir sürü soru vardı: Neden burada uyandım, beni odama getiren kişi Emre miydi, beni niye buraya getirmişti? Şu an ne yapmam gerekiyor bilmiyordum. Hiçbir şey olmamış gibi yüzümü yıkayıp diğerlerinin mi yanına gitmeliydim yoksa onun uyanmasını mı beklemeliydim? Bunları düşünürken hafifçe kıpırdadığını duydum Emre’nin. Uyuma numarası mı yapmalıydım yoksa uyanmasını mı bekleseydim? Daha ne yapmam gerektiğine karar veremeden gözlerini açmış ve ovuşturmuştu bile. “Günaydın,” dedi sevimli bir şekilde. Yeni uyanmış biri olarak nasıl bu kadar enerjik olabilirdi ki? Ben uyandığım an dünyanın en gergin insanı oluyordum. Ama bugün o günlerden biri olmayacaktı çünkü yanımda birisi vardı. Onun gibi sevimli bir şekilde “Günaydınn.” Diyerek karşılık verdim. “Yanlış anlamazsan eğer bir şey soracağım sana,” Başını sor der gibi eğdi, “Niye sandalye de uyudun ve dün gece salonda uyuduğumu hatırlıyorum, beni buraya taşıyan sen misin? Niye?” Bir anda seri bir şekilde tüm sorularımı sormuştum. “Bir tane soracağım dememiş miydin?” dedi şaşırarak ama yüzünden de o sevimli gülüşünü eksik etmemişti. Ah Emre’cim ah, bu daha iyi halim, takır takır kaç tane soru sorduğumu görsen aslında daha da şaşırırsın. Mahçup bir şekilde gülümseyip, “Biraz fazla soru sormuş olabilirim ama merak ettim cevaplarını,” dedim, anlayışla karşılamışa benziyordu. Şaşkınlığı geçince, “Seni buraya ben taşıdım çünkü koltukta dışa dönük kısımda sen yatıyordun ya, İnci’ye dönüktün ve diğer tarafa dönecekken yere, yani üstüme düştün.” Üstüne mi düşmüştüm? Bizim yattığımız koltuğun yanında yer yatağında yatıyordu ve düştüğüm an yere değil de üstüne düşeceğim gerçeği aklıma geldi ve öyle de olmuştu. “Ben de koltuğa yatmanı istemedim o yüzden odana götürdüm seni,” dedi. Sonra biraz durakladı, diğer soruları nasıl cevaplayacağını bilmiyormuş gibi. “Bunu dediğimde garipsemeni istemiyorum, sen uyurken sanki evimdeymiş gibi hissettim. Benim bi’ tane kız kardeşim var, onu küçükken ne zaman salonda uyurken görsem hep odasına taşır ve uyumasını izlerdim. Aynısını sana yapınca evimde ve huzurlu hissedip uyumanı izledim, sonra burada uyuya kalmışım.” Dedi. Bu beni şaşırtmış hem de mutlu etmişti. Tam bir şey derken kapı çalındı, “Sayın bezmenler açar mısınız lütfen kapıyı?” Dedi Sude. “Bizden kaçırdığınız kız ile belki muhabbet etmemize izin verirsiniz.” Diye de bu sefer İnci devam ettirdi soruyu. İkisi tanıştığından beri çok yakın oldukları için hep böyleydiler. Bazen iyi ki tanıştırmışım diyorum, iki yakın arkadaşlarımın tanıştırdığım için hep beraber dolaşabiliyorduk ve birbirimizde kaldığımız her güne böyle başlıyorduk. Onaylar şekilde sesler çıkardıktan sonra ikisi de içeri girdikleri an Emre’yi görüp şaşırmışlardı. Beni bi’ nebze burada görmeyi bekliyor olabilirlerdi çünkü salonda yatmayı istemediğimden buraya gelip yatabilirdim ama Emre onlar için sürpriz olmuştu. Emre yüzlerindeki şaşkınlığı görüp duruma el atmıştı. Teşekkür ederim Emre bana yardımcı olduğun yoksa senin sakin olduğun kadar sakin olamazdım ve cevap veremezdim. “Dün yere düştü ve odasına taşıdım, sonra nasıl oldu anlamadığım bir şekilde burada uyuya kalmışım.” Dedi. Bana anlattığı olayı niye onlara anlatmamıştı ki? Acaba dün beni kardeşi gibi gördüğü için mi anlatmıştı? Kızlar bana imalı bakışlar atıp sırıttıktan sonra kahvaltı hazırlamaya başlamamız lazım diyerek ikimizi mutfağa çağırmışlardı. Herkesin üzerinde mahmurluğu vardı. Mutfağa doğru ilerleyip işleri halletmeye başlamıştık eğlenerek. Emre ve ben dışında herkes masaya bir şeyler götürüyordu. Ben de bardak almak için bardakların olduğu dolaba doğru elimi uzatıp dolabın kapağını açacakken Emre de benle aynı anda elini uzatmasıyla ellerimiz birbirine değmişti. Emre hemen elini çekti. Kısa bir sessizlik oldu. Bu sessizliğin ardından Emre, “Dün gece," dedi, sesi sabahın sessizliğinde daha derin geliyordu. "Filmin bazı yerlerinde ekrandan çok seni izlediğimi fark ettim. Projeni…