GÖZLERİMİN YALANI

BÖLÜM 11: SEVMEK

Yazar:

GÖZLERİMİN YALANI – Ilgın kitap kapağı
GÖZLERİMİN YALANI – Ilgın kitap kapağı

TETİKLEYİCİ UNSUR BARINDIRABİLİR! Dalgaların geceye karışan uğultusu kulaklarımda çınlarken, Emre’nin kollarının arasındaki o yoğun sıcaklık bir an için her şeyi, hatta kendimi bile unutturmaya yetmişti. Zihnimin en karanlık, en acımasız köşesi uykudan uyanmanmasıyla yaşadığım bu büyü çok kısa sürmüştü. Emre beni kendine bu kadar yakın tutarken, teni tenime değerken içimdeki o huzur dalgası yerini ani bir diken üstünde olma hissine bıraktı sahilde denizin tadını çıkartmak için yürürken. Geri çekilme dürtüsüne direndim ama bedenim anında kaskatı kesilmişti o karanlık geçmişimden kalan düşüncelerimle. Parmakları belimin kıvrımını sarmalarken, zihnimdeki o boğuk ses hemen kusur aramaya başladı: Acaba belim kalın mı? Belimi kavradığı an kalınlığını fark etti mi? Beni öpmek için boynuma yaklaştığında tenime doğru gelen nefesi, tenime değen dudakları cildimde alevler bırakması gerekirken beni sevmekten vazgeçmek istiyor mu düşünceleri bir saniye bile aklımdan çıkmıyordu. Boynumun o girintisini kusursuz mu buluyordu gerçekten yoksa tüm kusurlarımı görüyor muydu? Gerçek fikirlerini gözlerine yansıtmayıp beni kandırıyor muydu? Belimden elini çekip elimi tutmuştu, ellerimiz adeta birbirine kenetliydi ama o an ondan uzaklaşıp kendi gerçek bedenimi ondan gizleyerek kaçıp gitmek, ellerinin arasından sıyrılarak o karanlık kumsalda kaybolmak istedim. Emre bana baktığında gördüğü kadının, benim aynada her gün dehşetle izlediğim o kilolu, tahammül edilemez siluetle uzaktan yakından ilgisi yoktu biliyorum. Ama ya ben kendimi nasıl görüyorsam o da beni öyle görüyorsa? Bu konudan biraz bahsetmiştim ama hiçbir zaman bu düşüncelerimi ona anlatamazdım. Bedenimdeki her bir kusurun, her bir fazlalığın zihnimde devasa birer canavara dönüşmesine engel olamıyordum. Kollarının arasındayken bile kendimle olan bu sessiz ve acımasız savaşım tüm ciddiyetiyle devam ediyordu. Bu düşüncelerim sadece aşk için değildi, orta okul ve lise zamanlarımda çok fazla arkadaşım olmamıştı hiçbir zaman. Bir tek İnci vardı yanımda, benim için çok kıymetli birisi olmuştu ama onun dışında biriyle arkadaş olduğumda her zaman duvar örmüştüm aramıza. Kilolu olursam arkadaşım olmayacağına inanırdım hep. Bakışlarım Emre’ye kaydığında onun çoktan bana bakıp yüzümü incelediğini fark ettiğimde gerilmiştim. Şu an kusurlarımı daha net görüyor gibi hissediyordum. Ben de onu incelemeye başladığımda Emre'nin yüzü, sanki bir ressamın elinden çıkmış gibi, keskin ve simetrik hatlara sahip olmasından kaynaklı bu görünüşümden dolayı onu hak etmiyormuşum gibi geliyordu. Gözleri, yeşil ve mavinin büyüleyici bir karışımını barındırıyordu; sanki ormanda bir ağacın gölgesine saklanmış gibi, hem derin hem de davetkârdı. Dudakları, hafifçe aralanmış ve sanki bir şey diyecekmiş gibi duruyordu. Ona baktığım an aralanan dudaklarını kapatmış ve gülümsemeye başlamıştı. Gülümsemesiyle birlikte ortaya çıkan gamzesi, onu çekici kılıyordu gözlerimde. Başkalarına baktığımda gördüğüm görüntülerin doğrularını gösteren gözlerim bir tek benim görüntümün yalanlarını gösteriyordu bana. Dış göz olarak bize bakan biri Emre'nin gözlerinde bana bakarken aldığı ifadeyi görse ilk fark edeceği şey şuydu: hem nazik hem de huzurlu. Bana tam tersi geliyordu bu an içinde. Her an kusurlarımı görecek gibiydi. Gözlerimin içine odaklanmış, sanki ruhumun derinliklerine bakmaya çalışıyormuş gibi bir ifade vardı ama ben ruhumun ne kadar yaralı olduğunu görmesini istemiyordum. Ruhumun bir parçası Alp ile yaralanmıştı ve bunu görmesi bile beni germişti, şimdi ise en derinine kadar görmemesi lazımdı. Emre'nin bakışları git gide beni hem gerginlik hem de bir rahatlama hissine sokuyordu. Ona yakınlaştığımdan beri iki zıt duyguyu bir arada yaşıyordum. Bu durum beni gerginleştiriyordu gerginleştirmesine ama bir yerden sonra gözlerinde bir ışıltıyla karşılaştığımda ise dikkatli ve şefkatli bir bakışla karşılaşıyordum. Her bir detayımı görmesinin korkusunun yanında o kendimi az da olsa değerli ve özel hissettirmeye başladığını hissedebiliyordu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku