GÖZLERİMİN YALANI

BÖLÜM 10: HER ŞEYİ YAK

Yazar:

GÖZLERİMİN YALANI – Ilgın kitap kapağı
GÖZLERİMİN YALANI – Ilgın kitap kapağı

Gözlerimi açtığımda araba hafif bir virajı dönüyordu. Camdan dışarı baktığımda, İstanbul'un o boğucu griliğinin yerini, Balıkesir'in iç ısıtan yeşillikleri ve taze yola yansıyan akşam güneşi yer almıştı. İçimdeki o ağır yükün gerçekten de uçup gittiğini, radyodan -çok kısık olsa da- gelen şarkıyla birlikte zihnimdeki tüm pürüzlerin silindiğini hissettim. Yan koltukta arabayı süren Emre’ye göz ucuyla baktım; yüzündeki o sakin ve huzurlu ifade, doğru yerde olduğumun en büyük kanıtıydı. Uzun yolculuğu geride bıraktığımızda, Emre arabayı sakin bir sokağa, müstakil ve bahçesinden sarmaşıklar sarkan evin önüne yanaştırdı. Arabayı durdurduğunda kalbimin atış hızındaki o tanıdık ama bu kez tatlı heyecan yeniden yokladı beni. "Geldik sevgilim," dedi Emre, emniyet kemerini çözerken bana dönüp tatlı bir gülümsemeyle. "Burası bizim buradaki evimiz." Etrafa bakındığımda, her sene geldiğimiz yerin bambaşka bir semtinde olduğumuzu fark ettim; burayı görsem hemen tanırdım. Onun kız kardeşi merkezde okuyordu bildiğime, ama o okul ile buranın arası neredeyse iki saat sürüyordu. Üstelik burada bir evleri olduğunu da ilk defa görüyordum. Bunu benden neden saklamıştı, bilmiyordum bile. Arabadan indiğimiz gibi kapı açıldı ve dışarı fırlayan genç bir kız, doğrudan Emre’nin boynuna atladı. "Abii! Sonunda gelebildiniz, yolda kaldınız sandım!" Emre kardeşine sarılırken gülerek saçlarını karıştıştı. "Trafik malum. Hem seni tanıştırmak istediğim biri var..." diyerek beni işaret etti. Emre’nin kız kardeşi Zeynep, meraklı ve pırıl pırıl gözleriyle bana döndü. Hafifçe gülümsedim. "Sen Açelya olmalısın! Abim telefonda sürekli senden bahsedip duruyordu, sonunda tanıştığımıza çok memnun oldum," diyerek doğrudan sarıldı bana. İçimdeki o ilk tanışma gerginliği anında eriyip gitti; Zeynep’in o samimi enerjisi beni sarıp sarmalamıştı bile. Ayrıldığımızda baktığım ilk yer yine gözleri oldu. Kehribar ve bal renginin en derin tonlarını barındıran gözleri, doğrudan bana bakıyordu. Abisiyle benzediği tek özellik belirgin, kavisli kaşlarıydı. Abisinin zıttı olarak yüzü çillerle doluydu ve onda bu çiller o kadar güzel duruyordu ki… Çillerin en yakıştığı insan olabilirdi. Başı hafifçe sağ omzuna doğru eğmiş, bedeni omuzlarından aşağıya doğru inen krem rengi, ince ve dokulu bir elbise ile karşımdaydı şu an. Zeynep’i incelemeyi bıraktıktan sonra Emre’ye dönüp, “Demek benden bahsettin?” diye sorduğum sırada karnım, herkesin susmasını kollamış gibi yüksek sesle guruldamıştı. Zeynep ve Emre gülmemek için zor duruyordu ama anlayışla karşılamış olmalılardı ki ikisi de bir şey demedi. Bu sessizliği Zeynep’in zarif sesi böldü, “İçeri geçelim, dışarıda beklemeyelim.” dediğinde beni bu durumdan çekip çıkarttığı için görüp görebileceğim en iyi görümceydi. “Hem birimiz aç, sofrayı kurmuştum zaten.” diye benimle şakalaşarak cümlesine devam etti. Emre yanıma gelmiş, içeri doğru adımladığımız sırada Zeynep’in önümüzde olmasını fırsat bilerek elini belime götürüp beni kendine yaklaştırmıştı. Ardından yanağıma küçük bir öpücük bırakıp, “Sevdin mi kardeşimi?” diye sordu. Daha da rezil olmamak adına elimi karnıma götürüyordum guruldamasına engel olmak için. Öğlen hiçbir şey yemediğim için pişmanlık duyuyordum şu an. Bunu düşünmeyi bırakıp sorduğu soruya, “Sevdim, güzel yemek yapıyorsa daha da çok sevebilirim.” diye cevap verdim gülerek. En sonunda içeri girdiğimizde bizi dar ve uzun bir koridor karşıladı. Zeynep önden dümdüz ilerleyip bir kapıyı araladı. “Burası mutfak ama genellikle yemeği balkonda yiyoruz,” diye açıkladı omuzunun üzerinden. O mutfağı tanıtırken, sağ tarafımdaki açık kapıdan içeriye bakındım. Misafirler için hazırlandığı her halinden belli olan bu şirin oda; solundaki küçük ikili koltuk, tam karşısındaki tek kişilik yatak ve koltuk ve yatağın karşısındaki boşluğa yerleştirilmiş televizyon ünitesiyle oldukça sıcak ve samimi duruyordu. Bu odada da balkon vardı ve buna rağmen bu küçük alan, olabilecek en akıllıca şekilde dekore edilmişti. Bu küçük odanın hemen yanında ise sal…

Bölümün tamamını WritePad'de oku