GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu]
Ⅴ☾ Aşkın Şafağı
Yazar: Dilan Aladağ Çetin
![GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu] – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı](https://firebasestorage.googleapis.com/v0/b/writepad-75.firebasestorage.app/o/story_covers%2FRywRtLRi87dFf0BHWazCKZuDPWE2%2F9e03K1NOTHuCbfX19vaC%2Fcover.webp?alt=media&token=57317169-f018-4148-af23-0aba6d22b9c4)
Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ BEŞ | Aşkın Şafağı ♫ ♪ ♫ Emre Aydın - Belalım Merih'in hareketine gülmekle Bahadır Sorgun'un sözlerine dumura uğramak arasında bir yerde asılı kaldım. Bakışlarım hayretle yan tarafımdaki adama döndüğünde ne diyeceğimi bilememek benim için yeni bir şeydi. En nihayetinde hazır cevap bilinirken karşısında suspus kesilişimi elbette yadırgıyordum. "Şahsi algılama, Sorgun. Beyza Yüzbaşım benim de kıymetli uzvumu tehdit etti!" Neyse ki imdadıma Merih yetişti. O düşük çenesi ilk kez bir işime yaradı. Kıs kıs sırıtarak Bahadır Sorgun'un sinirlerini iyice geriyordu. Bu da elbette benim işime geliyordu. "Merih Yüzbaşım haklı, neden şahsileştirdin ki olayı, Yüzbaşı Bahadır Sorgun?" Homurdanmaya benzer bir ses çıkarttıktan sonra öfkeyle bakışları benden çekip Merih'e çevirdi. "Ulan Merih, o gevşek ağzını çoğaltıp her kopyasını ayrı ayrı sikeceğim en son!" Gözlerim fal taşı gibi açılırken bakışlarımdaki şaşkınlıkla ona döndüm. Bu adam... Ah bu manyak herif... "Şu kabiliyetini farklı bir alanda kullansan da işimize yarasa bari, Bahadır Yüzbaşım." Öfkeli bakışları yeniden bana döndüğünde sözlerimden pek hoşlanmadığını elbette anladım. Onunla bu şekilde konuşmamdan nefret ediyordu. Umurumda değildi benim hoşuma gidiyordu. "Sana ne lazım, Beyza Yüzbaşım? Senin için hangi alanda faaliyet göstermesini istersin şu ağzımın?" Öyle bir söz ediyordu ki konuştuğuma bin pişman ediyordu her seferinde beni. Tam dişime göre bir rakipti aslında. Sürekli çatışma halinde olmak her ikimizi de yeteneklerimiz konusunda tetikte olmaya, gelişmeye iterdi. Onunla çatışmaktan bu yüzden tuhaf bir zevk alıyordum. "Mümkünse işimiz için..." Sesim nereye kaçtıysa artık mırıldanma gibi döküldü dudaklarımdan sözcükler. "Mümkün değilse?" "Sanırım bu konuşmada ben artık fazlalığım!" Farkındalık ile konuşan Merih ikimizin aynı anda kendisine dönmesine neden oldu. "Sorgun niyeti bozmuş, Beyza Yüzbaşım. Siz götü kollayın!" Normalde sinirlenmem gereken sözlere kahkaha atarken buldum kendimi. Bu cümleyi söyleyebildiğine inanamıyordum. Gözümden yaş gelene kadar katıla katıla güldüm deyim yerindeyse. Bahadır Sorgun ise hiç oralı değildi. Somurtmakla meşgul görünüyordu. Kıstığı gözleriyle öfkeyle Merih'e bakarken mırıldandığı sözleri işittim. "Kulpuna soktuğumun göt lalesi!" "Yeter, gerçekten yeter!" Daha fazla öylece duramayacağımı anlayıp derhal yanlarından ayrılmak üzere harekete geçtim. "İşim gücüm var, iki tane çocukla uğraşamam!" "Dikkat et Beyza Yüzbaşım..." diye arkamdan seslenen adama merakla döndüm, neye? "İşin de gücün de ben olmuşum." Kendimi kontrol edemesem çenem zeminle buluşacaktı şaşkınlıktan ama neyse ki kendime hâkim oldum. O kendini beğenmiş ifadesine bakarken derin bir nefes aldım. O ifadeyi dağıtmaktan onur duyacaktım. "İşim de gücüm de sensin malum senden de ben sorumluyum, Kızıl . Beni yeniden kıçını toplamak zorunda bırakma!" Hızlı adımlarla askerlerin idman yaptığı alana ilerledim. Onları talim alanına yönlendirmesi için çavuşa emir verdikten sonra o tarafa geçtim. Merih'te kendi ekibinin başına geçmişti. Bahadır Sorgun ise çıtını bile çıkarmadan yanımıza gelip askerlerin arasına karışmıştı. Olması gerektiği gibi... Bakışlarım üzerinde her adımını dikkatle izlerken iplerin olduğu tarafa doğru yürüdü. Kalın ipi tuttuktan sonra bana dönmesiyle nevrim şaştı. Edepsiz bir ifadeyle bana ipi işaret etti ve ardından koca iki eliyle ipleri kavradı. Bedenini yukarı doğru çekerken nefesimi tuttuğumu fark ettim. En olağan halde bile erotik birtakım durumlar yaratabilmesine inanamıyordum! Derhal bakışlarımı kaçırdım ve bir daha ona bakmadım. İşimiz bittikten sonra askerleri yemek yemeleri için gönderip odama doğru yola çıktım. Şimdilik bir şey yokmuş gibi görünse de ekibimdeki herkesin bakışlarında bir ifade yakalamayı başarmıştım. Ansızın bakışlarında beliren o hayal kırıklığı bir çift el gibi boğazıma dolandı, her geçen saniye sıkılaşıyordu tutuşu. Yaptığım hatanın bir affı yoktu, bili…