GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu]

Ⅳ☾ Baş Belası

Yazar:

GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu] – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı
GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu] – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ DÖRT | Baş Belası ♫ ♪ ♫ Dedublüman & Can Kazaz – Bunca Yıl Her an Merih'in üstüne atlayıp onu parçalayacak gibi görünen Nur'u kolundan yakaladım ve yanıma çektim. Sınırları unutup Merih'e saldıracak olursa yaşanabilecek senaryoyu düşünmek bile istemiyordum. Alışkındık zaten bu gibi durumlara. Daima Nur'un ablası gibi davranır, onun başını belaya sokmasına izin vermezdim. Çatlağın tekiydi, başına büyük bir bela alsın istemezdim. "Sakin olun artık, burası yeri değil!" Sıkılı dişlerimin arasından usulca fısıldadığımda Nur bakışlarını farklı bir yöne çevirip oflarken Merih korkudan çıtını bile çıkarmadı. "Tanışma faslınız bittiğine göre bir dakika içinde kararlaştırılan yerinizi alın, operasyon başlayacak. Tabi yüksek müsaadenizle..." Binbaşı Ahmet Kürşat'ın sözleri herkesi kendine getirtti. "Kusura bakmayın, komutanım." Diye cevap verdi mırıl mırıl bir sesle Nur. "Derhal yerlerinize!" Daha önceden planlanan konumlarımıza geçmek üzere hareketlendik. Bahadır Sorgun'dan sorumlu olduğum için elbette ördek yavrusu gibi beni takip etmek zorundaydı. Uzun zamandır emir almaya alışık olmadığından olsa gerek homurdanarak peşimden gelişine ses etmedim. Nur da bizimleydi, hep birlikte timin yanına gittik. Nur'un kısaca birkaç bilgi paylaşmasının ardından büyük depoda gizlendik ve siper aldık. Polis Özel Harekatçılar da bize destek veriyordu. Organize Suçlarla Mücadele birimine operasyondan sonra suçluları teslim edeceklerdi. Çevreyi sarıp, güvenli bir bölge haline getirdikten sonra mutlak bir sessizliğin esareti altına girdik. Sindiğim noktada görebildiğim askerlerime dikkatle bakıyordum. Her biri aslan gibiydi, kamufle olmuş, siper almış ve bekliyorlardı. Herhangi bir sorunun çıkmayacağına olan inancım büyüktü. Yanılmamayı diliyordum. Tam yanımda duran Nur'un sıkıntılı nefesini işittiğimde bakışlarım ona döndü. Ona baktığımı anladığında sıkkın bir ifadeyle bana döndü. "Geç kaldılar..." Dertli bir şekilde fısıldadı. Duyduğum sözleriyle kaşlarım çatıldı. Geç kalmışlardı. Bu tarz görüşmelere aşinaydık, tam vaktinde gelinir ve pazarlığa oturulurdu ve nihayetinde anlaşmaya varırlardı. İşte tam o an üstlerine çökerdik kara bir gece gibi. O simsar uyuşturucu kaçakçısı hangi cehennemdeydi? Kulaklığımdan önce cızırtılı bir ses duydum sonra Binbaşı Ahmet Kürşat'ın sesi geldi. " Kuzgun 'dan Kara 'ya." " Kara dinlemede." "Sıkıntı var. Gelen giden yok, beş dakika geciktiler bile!" "Saat değişmiş olabilir, komutanım. Nur, bilgileri aldıktan hemen sonra güvenlik için oradan ayrıldı." "Anladılar mı dersin?" Yutkunma ihtiyacıyla kavrulduğumu hissettim. Nur'un ortadan kaybolmasından bir şey anladıklarını zannetmiyordum ama başka bir sebepten... Benim yüzümden anlamış olabilirdi. O simsar benim kim olduğumu bulmuş olabilir miydi? "Bir istihbarat yok, komutanım." "Bir süre daha bekliyoruz!" "Anlaşıldı, komutanım!" Zaman eziyet edercesine akmaya devam ederken Nur'un ifşa olduğuna ve benim kimliğimin bulunduğuna ikna olmaya başladım. Operasyonu batırdığıma inanamıyordum. Kara kara düşündüğüm sırada toprak yoldan gelen tekerlek sesiyle herkes dikkat kesildi. Merakla neyin bizi beklediğini anlamaya çalıştık "Herkes tetikte olsun, geliyorlar!" "Anlaşıldı!" Silahımın dürbününden yolu takip ettiğim sırada peş peşe dört tane siyah cipin yaklaştığını gördüm. Dudaklarım sinsi bir gülümseme ile kıvrılırken başarının ayaklarıyla bana geldiğini düşünüyordum. Boş alanda duran arabalardan inen on küsur adamı dikkatle inceliyordum. Siyah takım elbiseli bir adam en son arabadan indi. Elinde siyah deri bir çanta vardı. İçinde pazarlamayı düşündüğü zehir olduğuna emindim. Adamın yüzünü görebilmek için dikkatle baksam da karanlıktan seçemedim. Elindeki çanta ile araba farlarının aydınlattığı alana doğru yürürken onu izliyordum. Karşısındaki adam ondan önce görüş açıma girdi. Elinde diğerinkine benzer bir çanta tutuyordu. Onda da para olduğuna emindim. İkisi de tam ortada durduğunda nefesimi tuttu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku