GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu]

Ⅲ☾ Geçmişin Hatırası

Yazar:

GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu] – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı
GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu] – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ ÜÇ | Geçmişin Hatırası ♫ ♪ ♫ Dedublüman – Belki Pimi çekilmiş bir bomba ikimizin arasında asılı kaldı sanki. Bakışlarımı bakışlarından çekip kurtarabilmemin bir yolu yoktu, onun da başka tarafa bakmasının mümkünatı... Bahadır Sorgun'un çehresindeki ifade hiç değişmedi ama benimkinin dağıldığına emindim. Beni saran bu tuhaf duygunun esiri düştüm. Sonunun kıyamet olduğunu bile bile ateşten kaçmayı düşünemeyen pervane gibi hissetmekten alıkoyamadım kendimi. Bazı anlar da zaman durur, düşünemez olurmuş insan... "Daha iyilerine layığım." Sözler dudaklarımdan dökülürken yalan olduklarını haykırıyordu. Ben kimseye layık falan değildim. Beni annem bile sevmemişti... Oysa sözlerime yalnızca güldü. Güldü! Bahadır Sorgun Kızılarslan, sanki az önce onu aşağılayan, kılıçtan geçiren sözleri ben etmemişim gibi bana güldü. Yüzlerimizin arasında hâlâ çok az bir mesafe vardı. Mesafenin yoksunluğu ikimizde de düşünememe sorunu oluşturmuş olabilirdi elbette ve bu yoksunluk kaçma isteğini kamçılıyordu! "Aynı şeyi söylüyoruz, Baş İstihbaratçı Yüzbaşı Beyza Karaaslan..." dedi manidar ses tonuyla. Yeniden ikinci ismimi kullanmaması elbette dikkatimi çekti. Bunu gerçekten sözlerimden sonra benden korktuğu için mi yapıyordu? "En iyisinin üstünde yatıyorsun onunla karşı karşıyasın şu anda!" Sözleri sarsıcıydı. Hâlâ üstünde yattığımı vurgulaması ise tam bir utançtı! "Yan yana olmamızdan iyi." Ben her zaman karşımdakinin söyleyebileceği tüm cümleleri tahmin eder o konuşana kadar kafamda ona onlarca cevap bulurdum. Hazır cevaptım. Şu an üstünde yatıyor olmam, şaşkınlıktan neredeyse dilimi yutacak olmam bunu değiştiremiyordu. Tutukluk yapan bir tabancaya hiç benzemezdim. Tek başına ayakta kalmak zorunda olan herkes gibi. "Şimdi çek elini üstümden!" Hışımla üstünden kalkıp kıyafetlerimi düzelttim. Hâlâ yerde yatmakta olan adam halinden bir hayli memnun olmalıydı. Bir kolunu kaldırıp başının altına koyduğu sırada kısa kollu tişörtünün kolları kaslarının etkisiyle sıkıştı. Boğum boğum duran kasları ile dikkat çekeceğini düşünüyorsa yanılmıyordu. Birkaç saniye beni bile bocalatmayı başardı. "Bir gün yan yana da geliriz, Kara . Bir de o gün konuşuruz bunları." "Sen bana düşman ben sana kıyamet olurum anca, Kızıl ." Eşyalarımı koyduğum köşeden aldıktan sonra hızlı olmaya özen göstererek spor salonunun çıkışına yöneldim. Daha fazla orada durmaya cesaretim yoktu. Ben Beyza Sena Karaaslan, ilk kez bir cenkten kaçıyordum! Çok tuhaftı her şey. Ben tuhaftım. Bahadır Sorgun zaten zır deli gibiydi, alenen sırnaşıyordu, aklımı bulandırmaya çalışıyordu. Onu çözmeye çalışsam kendim kör düğüm olurdum, bunu biliyordum! "Arkana bakmadan kaçacağını da görecekmiş şu fani gözlerim, ey Allah'ım sen nelere kadirsin." Şu anda onunla didişecek bir enerji hissetmediğim için karşılık vermedim ve hemen çıktım oradan. Tam da dediği gibi kaçtım. Bazen pes etmek gerekirdi ve ben o çizgiyi çok iyi bilenlerden biriydim. Doğru anda geri çekilmeyi bilmek gerekirdi. Savaş Sanatı kitabının yazarı Sun Tzu'nun da dediği gibi, "Savaşabileceğini ya da savaşamayacağını bilen kazanır." Savaşamayacağını bilmek bazen kazandırırdı! Evime gidip hemen ılık bir duş aldım. Ardından bir süre raporlar üzerinde çalışma yaptım. Timimdeki her asker için ayrı ayrı rapor tutuyordum. Her birinin hareketlerini yakından gözlemliyor, davranışlarını ayrıntılı bir şekilde not alıyordum. Kocaeli Derince Limanı operasyonundaki olayları da not etmeyi bitirdikten sonra hâlâ, köstebek budur, diyebileceğim bir kişi, bir ipucu yoktu. Bu durum giderek can sıkmaya başlıyordu. Kimseyi zan altında bırakmak istemiyordum zaten bunu yapabileceğim bir olay da yaşanmamıştı. Bu askerlerden herhangi birinin köstebek olduğunu düşünmek bile can yakıyordu. Nasıl onlardan birini suçlayabilirdim ki? Göreve giderken her birinin vatanı için canını ortaya nasıl koyduğunu gördüm. Her biri şehit olmayı diliyordu vatanı uğruna. Nasıl suçlardım, nasıl? Daha fazla otu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku