GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu]

Giriş

Yazar:

GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu] – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı
GÖREV: Sıfır Saati [Asker Kurgusu] – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ (SİT, Savunma ve İstihbarat Teşkilatı – Kara Bereli gibi tabirler tümüyle bu kurgu için yazar tarafından oluşturulmuş, gerçek hayatla, kişi ve kurumlarla hiçbir ilgisi olmayan kurgusal rütbeler ve kurumlardır.) ▬▬▬ Gece, üstlerine çöken düşman gibi her yeri kapladığında harekete geçme vakti nihayet geldi. Şehrin kimsesiz, dar sokaklarında adım seslerine karışmış pus eşliğinde ilerlemeye başladılar. Herkesin aklında yalnızca vatan için canını ortaya koymak vardı. Türkleri bölmek isteyenler, bizi yalanlarla, zaaflarla durduramayacaklarını bilsindi! Durmak yoktu, yol tekti. Tüm dünya durdurmak için bir araya gelse de mümkün değildi, zamanında denemişlerse de zaten Türk'ü durduramamışlardı! Bakışlarını hemen yanındaki adama kaydırdı. Bu görevde de birlikteydiler. İşine konsantre olmuş görünüyordu. Yüzündeki maskeye rağmen ciddi ifadesi belli oluyordu. "Yüzündeki maskeye rağmen surat astığını görüyorum, surat asmayı kes, Pençe !" Sesini işittiğinde yüzünü buruşturdu. Ona bakmıyordu bile! Beraber yetişmişlerdi. Çok uzun zaman bugüne gelebilmek için çabalamışlardı. Eğitim alırken, ilk görevlerine çıkarken de yan yanaydılar. Elleri zincirle bağlı şekilde bir nehrin içinde de sınırın ötesinde bombardımanın ortasında da... Yıllarca aynı timde omuz omuza çarpışmışlardı. Birbirlerinin arkasını kollamışlardı, her kardeşin yapacağı gibi. Üstün başarıları sayesinde yüzbaşı rütbelerini aldıktan sonra yetiştirildikleri tim komutanlığı görevine getirilmişlerdi. Şimdi de iki farklı timin başındaydılar ama hiç değişmemişlerdi. Birbirleriyle uğraşmaktan vazgeçmemişlerdi. İki kardeş gibi birbirlerini gördükleri her an sataşırlardı. Bu, can bağıyla kardeş olmaktı. Çünkü bir asker bilirdi, yarın belki kendisi belki de arkadaşı birbirlerinin kollarında şehit olacaklardı! "Çok konuşma, Pusula ." "Huysuz götünü de alıp siktir git o zaman, Pençe !" Başını hışımla ona çevirdi. Bazen o laubali ağzını dağıtmak gibi deli bir dürtüyle doluyordu fakat yine sakin kalmayı seçecekti. Görevdeki tüm erler bu hallerine alışıklardı, dikkatleri dağılmazdı ama yine de çok uzatmamak gerekirdi. "Cümle aleme ibret olsun diye seni şu sokağın ortasına yatırır..." Bu sözleri öyle büyük bir soğukkanlılıkla söyledi ki sakin tavrı kendisini de şaşırttı... "Komutanım!" Arkadan koşa koşa gelen eri işittiğinde başını ona çevirdi. "Söyle, asker!" dedi her zamanki gibi otoriter bir sesle. "Siviller de varmış, komutanım!" "Hay sikeyim..." diye mırıldandı Pusula . "Sivil olduğuna emin miyiz, istihbaratı kimden aldık, terör destekçisi olabilirler ya da o piçler kalkan olarak sivil kullanıyor olabilir pek tabi!" "SİT'ten bildirildi, komutanım!" (SİT: Savunma ve İstihbarat Teşkilatı. Bu kitap için tamamen kurgusal olarak oluşturulmuş bir kurumdur.) "Gelen belgeyi göster, asker!" derken sesi kati çıktı. Tam o esnada yanlarına gelip selam duran askere çevirdi bakışlarını. "Kara Bereliler hazır komutanım!" (SİT, Savunma ve İstihbarat Teşkilatı – Kara Bereli gibi tabirler tümüyle bu kurgu için yazar tarafından oluşturulmuş, gerçek hayatla, kişi ve kurumlarla hiçbir ilgisi olmayan kurgusal rütbeler ve kurumlardır.) Önce istihbaratın kesinliğinden emin olabilmek için SİT ile irtibata geçtiler. Aldıkları bilgiler, istihbaratın doğru olduğunu kanıtlıyordu. Dudaklarından bir küfür yuvarlandı. O piçler sivilleri kalkan olarak kullanıyorlarsa şayet o zaman işleri zordu. Çünkü herhangi birinin çatışma esnasında zarar görmesi spekülasyonları alevlendirecekti. Halkı galeyana getirmek için bahane olarak kullanacaklardı. Demeyeceklerdi ki biz sivili kendimize kalkan yaptık, diyeceklerdi ki Türk Askeri sivil öldürdü! Başını kaldırıp karşısındaki adama baktı çattığı kaşları eşliğinde. Ne yapacaklardı? "Önce sivilleri çıkarmalıyız, Pençe !" Gözlerini yumup derin bir nefesi ciğerlerine çekti. İşlerin beklendiğinden bile pis olacağı şimdiden anlaşılıyordu. O kalleş teröristler fark etmeden, ruhları bile duymadan yapacakları oper…

Bölümün tamamını WritePad'de oku