7
Yazar: sıla

Bölüm görselleri

Elinle koysan da bulunmam. 🐟🐟🐟 Çantamı yatağıma doğru gelişigüzel fırlattıktan sonra kendimi de halının üzerine bıraktım. Of, of yine of. Toprak ile başka bir sohbetimiz olmamıştı ama gün içinde bana attığı bakışları yakalamıştım, farkında değil gibi davransam da. Şimdi ona yazıp dikkatini üzerimden çekmesini sağlamalıydım. Kalçamı kaldırıp cebimden telefonumu çıkardım ve tekrar yatış pozisyonuna geçtim. tazefasulye: Ne sıkıcı bir gündü ya. tazefasulye: Beden dersinde ayağım takıldı ve yere yapıştım. tazefasulye: Dizim ağrıyor. tazefasulye: Hocaya koşamadığımı defalarca söyledim ama dinlemiyor. Bizim bugün beden eğitimi dersimiz yoktu. Tamam, bu pek zekice bir plan değildi ama aklıma gelen başka bir şey de yoktu. tazefasulye: Ay bugün beden dersim olduğunu ifşalamış oldum. tazefasulye: Beni bulmaya biraz daha yaklaştın. topraksoysal: Seni bulmak istediğimi düşündüren ne? tazefasulye: Bana birisi böyle yazsa merak ederdim. tazefasulye: Herkes merak eder. topraksoysal: Bana aşıksın falan deyip triplere girmen lazımdı. topraksoysal: Bir gariplik var sanki sende. tazefasulye: Yok, sadece modumda değilim. topraksoysal: Neden? tazefasulye: Dedim ya düştüm. tazefasulye: Kolum ağrıyor. topraksoysal: Az önce dizin ağrımıyor muydu? Kırdığım potun gerginliği ile elimdeki telefonu yüzüme düşürdüm. "Burnum!" Yerden doğrulup burnumu ovuşturdum. "Aptal Toprak, aptal Pelin. İkinizden de tiksiniyorum." Yenir bir mesaj geldiğinde hâlâ sızlayan burnumu görmezden gelmeye çalışıp yatağıma oturdum. topraksoysal: ? tazefasulye: İkisi de ağrıyor. tazefasulye: Tamamen yere yapıştım. tazefasulye: Kötüydü baya. tazefasulye: Geçmiş olsun diyeceğine boş boş sorular soruyorsun sen de. topraksoysal: Geçer geçer, ölmezsin. tazefasulye: Sağol ya. Duyduğum kapı sesiyle odadan koşarak çıktım. Annemi tam kapıyı kapatırken yakalamıştım. "Hoşgeldin anne." Yorgun gözüküyordu. "Hoşbuldum kızım." dedi buna rağmen gülümseyerek. "Bize pizza aldım." Elindekileri alıp mutfağa doğru yürüdüm. "Yaşasın." Bugün yemek yiyemezdim çünkü almam gereken kaloriyi çoktan aşmıştım. Annemin bunu bilip bir de bununla uğraşmasına gerek yoktu. Biliyordum ki yine hiçbir şey yemiyorsun diye söylenecekti, ben de ona dayanamayıp yiyecektim ve geceyi pişmanlıkla geçirecektim. Pizza kutusunun kapağını kaldırdığımda gördüğüm mantarlı pizza ile gülümsedim. Bu babamın en sevdiğiydi. O öldüğünden beri tüm pizzaları böyle yiyorduk. Annemin ve benim önceden kokusuna tahamül edemediğimiz mantar şimdi aramızda sessizce babamı anışımız gibiydi. Peçeteleri koparıp tezgaha serdim ve birkaç dilim pizzayı üzerine yerleştirdim. Pizza görünmeyecek hâle gelene kadar kapattıktan sonra pizzaları çöpe gönderdim ve altta kalan çöpleri elimle yukarı çıkardım. "Ben odamda yiyeceğim, ödevlerimi bitirdikten sonra yanına gelirim." Annem yatak odasından bana seslenip onayladığında ben de odamın yolunu tuttum. Masaya geçmeden telefonumu aldım. topraksoysal: Kim olduğun önemli değil. topraksoysal: Yani demek istediğim, ne zaman söylemek istersen söylersin. topraksoysal: Gerilmene gerek yok. Kaşlarımı çattım. Bu kibarlığın sebebi neydi şimdi? Cevap vermek yerine geri çıktım. Uygulamadan da çıkacakken gözüme Pelin'in profili çarptı. Düşünerek yaptığım bir hareket değildi. Bir kafede, cam kenarındaki masada çekilmişti, parmaklarımla yaklaştırdım fotoğrafı. Saçları yerli yerindeydi her zamanki gibi, onu daha da güzelleştiren gülümsemesi yüzündeydi. Derin bir nefes verip ekranı kapattım. İçim daralmıştı birdenbire, telefon ekranında kendimi gördüm. Kahverengi, omzumda biten saçlarım kabarmıştı. Sıradan kahverengi gözlerim, yan döndüğümde kemeri buradayım diye bağıran bir burnum vardı. Yüzümde küçük küçük dokuz tane ben vardı ve onlardan nefret ederdim. Yaklaşmadıkça belli olmazlardı ama bana hep çok çirkin gelirlerdi. Lisenin başlarında bir kızın "Yüzündekiler ne?" diye sorduğunu hatırlıyordum. Benin ne olduğunu bilecek yaştaydık ama o bana acıyor gibi bir yüz ifadesi takınıp sormuştu. Şu an kızın yüzünü hatırlamıyordum a…