Gönül yarası

2.bölüm

Yazar:

Gönül yarası - İlknur algül morkoç kitap kapağı
Gönül yarası kitap kapağı

Ahşap kapının ardında dönen anahtarın o soğuk, metalik sesi, odanın taş duvarlarına çarpıp zihnimde yankılandı. Esaretimin mührü vurulmuştu. Dizlerimin bağı çözüldü, sırtımı yatağın kenarına yaslayarak buz gibi taşa bıraktım kendimi. Berzan’ın o odada fırtınalar koparan sesi, kulaklarımda gitgide büyüyen bir çınlamaya dönüşmüştü. “Bir saat sonra bu konakta bizim imam nikahımız kıyılacak!” Sadece bir saat... Avuçlarımı taş zemine bastırıp hıçkırıklara boğuldum. Gözyaşlarım, kaderimin fırlatılıp atıldığı o yabancı toprağın tozuna karışıyordu. İstanbul’daki o rutubetli evimiz, annemin dikiş makinesinin sesi, babamın yorgun yüzü geldi gözümün önüne. Buradan kaçış yoktu, bu yüksek duvarları aşmaya gücüm yetmezdi. Gururum parça parça olmuştu, canımdan çok sevdiğim hayallerim saniyeler içinde avuçlarımdan kayıp gitmişti. Ben adaleti savunmak için hukuk okuyacaktım, şimdi ise adaletsizliğin tam göbeğinde, bir ağanın insafına terk edilmiştim. Zaman acımasızca aktı, her saniye göğsüme bir ağırlık gibi oturdu. Tam o sırada kapının kilidi yeniden döndü. Korkuyla irkilip başımı kaldırdım. Berzan, kapının eşiğinde belirdi. Üzerindeki o karanlık asalet zerre değişmemişti ama bu kez elinde bembeyaz, kenarları ince oyalı bir başörtüsü tutuyordu. Adımları bana doğru gelirken her bir basışında konak sarsılıyor sandım. Yanıma ulaştığında hiç ikiletmeden, kaya gibi sert parmaklarıyla kolumdan tutup beni tek bir hamlede ayağa kaldırdı. Bedenim titriyordu. Gözlerimden sicim gibi yaşlar süzülürken ilk kez gururumu bir kenara bıraktım. Yalvarır gibi, gözlerinin içindeki o dipsiz kömür karasına baktım. "Yapma..." der gibiydi bakışlarım, "Beni bu ateşe atma." Fakat Berzan’ın gözlerinde ne bir acıma emaresi vardı ne de geri adım. O sarsılmaz bakışlarını doğrudan ela gözlerime mühürledi. Elindeki beyaz başörtüsünü yavaşça saçlarımın üzerine yerleştirdi. Parmakları tenime değdiğinde içim ürperdi. Örtünün uçlarını çenemin altından bağlarken, bakışlarındaki o korumacı ama bir o kadar da hükmedici tavır nefesimi kesti. Hiç konuşmadı. Sadece bileğimi kavradı ve beni peşinden sürüklemeye başladı. Geniş koridorlardan geçtik, konak çalışanlarının meraklı ve ürkek bakışları üzerimizdeydi ama Berzan hiçbirine bakmıyordu. Beni büyük, loş ve buram buram eskitilmiş ahşap kokan başka bir odaya soktu. Odanın ortasında, önündeki küçük sehpada kalın bir kitapla oturan, ak sakallı, sarıklı yaşlı bir imam duruyordu. Yanında ise şahitlik etmek için bekleyen iki yaşlı aşiret adamı vardı. Berzan beni imamın karşısındaki sedire oturttu, kendisi de hemen yanıma yerleşti. Bileğimi bıraktığında tenim cayır cayır yanıyordu. Yaşlı imam gözlüğünün üzerinden bize baktı, sesini temizleyip kalın ve tok bir sesle konuşmaya başladı: "Euzubillahimineşşeytanirracim bismillahirahmanirahim... Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle, burada bulunan şahitlerin huzurunda nikah akdini gerçekleştirmek için toplandık." İmam önce Berzan’a döndü: "Miroğlu aşiretinden, Ömer oğlu Berzan... Mehir olarak belirlediğiniz altınları ve şartları kabul ederek; Murat kızı Mihra’yı kendine eşliğe, zevceliğe kabul ettin mi?" Berzan’ın sesi odada bir kanun gibi yankılandı, tek bir an bile tereddüt etmedi: "Kabul ettim." İmam soruyu tekrarladı: "Kabul ettin mi?" "Kabul ettim." "Kabul ettin mi?" "Kabul ettim." İmam ardından ağır ağır bana doğru döndü. Bakışları yüzümdeki o gözyaşı izlerinde, titreyen dudaklarımda gezindi ama buradaki herkes için töre ve ağanın emri her şeyden üstündü. Sorusu göğsüme saplanan bir hançer gibiydi: "Murat kızı Mihra... Sen de mehir olarak belirlenen haklarını kabul ederek; Ömer oğlu Berzan’ı kocalığa, eşliğe kabul ettin mi?" Boğazım düğümlendi. Kelimeler dudaklarımın arasında sıkışıp kaldı. Yanımda oturan Berzan’ın varlığını, üzerime çöken o ağır baskıyı iliklerime kadar hissediyordum. Odadaki herkes nefesini tutmuş benden çıkacak o kelimeyi bekliyordu. Gözlerimden akan yaşlar beyaz başörtüsünü ıslatırken kafamı yavaşça yanımda bir dağ gibi duran Berzan’a doğru çevirdim. Bakışlarımda çare…

Bölümün tamamını WritePad'de oku