1.bölüm
Yazar: İlknur algül

"Gözlerimi açtığımda hiç tanımadığım bir odadaydım. Burası da neresiydi? Kafam o kadar dumanlı, bedenim o kadar ağırdı ki... Sanki yıllardır bu yatakta yatıyormuşum gibi her kemiğim sızlıyordu. Doğrulmaya çalışırken etrafıma şaşkınlıkla ve korkuyla baktım; tavan yüksek, duvarlar soğuk taştandı. Tam yataktan çıkmaya yeltenirken odanın devasa ahşap kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Korkuyla yerime sindim. Gözlerim hala bulanık görüyordu, etrafı netleştirmek için birkaç kez kırpıştırdım. Kapı eşiğinde duran karaltı ağır adımlarla bana doğru yaklaşırken, zihnimdeki o sis perdesi yavaşça aralandı. Gördüğüm yüz... Hiç de yabancı değildi. Günler önce okul koridorunda çarptığım, günlerdir rüyalarıma giren o kömür karası gözlerin sahibi, tam karşımda duruyordu." Gözlerimi ondan ayıramıyordum. O ise adımlarını hiç aceleye getirmeden, o odadaki tek otorite kendisiymiş gibi ağır ağır yatağın ucuna kadar yaklaştı. Aramızdaki mesafe kapandıkça üzerime çöken o heybetli gölgesi, kalbimin göğüs kafesimi dövmesine sebep oluyordu. Jilet gibi takım elbisesinin içindeki o sert, esmer yüzünde ne bir pişmanlık vardı ne de bir tereddüt. Sadece o kömür karası gözleriyle beni baştan aşağı süzüyordu. Şaşkınlığım yerini dalga dalga yayılan bir korkuya ve öfkeye bırakırken yorganı göğsüme doğru çektim. Titreyen sesimi dik tutmaya çalışarak, zihnimdeki o deli soruları yüzüne fırlattım: "Benim burada ne işim var? Kimsin sen?!" Sorum odanın taş duvarlarında yankılandı ama onun yüzündeki o sinir bozucu, kendinden emin ifade zerre değişmedi. Yatağın tam ucunda durdu. Ellerini ceplerine yerleştirip hafifçe öne doğru eğildi. Dudaklarının kenarında, insanı çileden çıkartacak kadar ukala, tehlikeli bir tebessüm peydah oldu. O kapkara gözlerini doğrudan ela gözlerime mühürledi ve o sarsılmaz sesiyle konuştu: "Ben sana aşık oldum Mihra. Ve sen, tam olarak olman gereken yerdesin. Benim yanımdasın." Duyduğum kelimeler zihnimde adeta bomba gibi patladı. Ne aşkı, ne yanından bahsediyordu bu deli adam? Duyduğum şeyle sinir krizinin eşiğine gelmiştim. Şaşkınlığım saniyeler içinde safi bir öfkeye dönüştü. Yorganı üzerimden fırlatıp yatakta dikleştim, gözlerimden alevler fışkırıyordu resmen. Avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım: "Ne diyorsun sen be? Ne saçmalıyorsun?! Ne demek ben sana aşık oldum? Aşık oldun diye beni kaçırman mı gerekiyor! Her şeyin bir üslubu, bir yolu yordamı vardır! Kaç yaşında adamsın, bunları ben mi öğreteceğim sana?!" Nefes nefese kalmıştım ama durmaya niyetim yoktu. Yataktan çıkmak için hamle yaptım, ayaklarım o buz gibi taş zemine değdiğinde titredim ama durmadım. Karşısında dimdik durup parmağımı göğsüne doğru salladım: "Beni hemen bırak, ben gideceğim! Senin bu deli saçmalıklarını dinleyecek değilim ben!" Ben kapıya doğru bir adım atmıştım ki, Berzan’ın yüzündeki o ukala tebessüm bir anda silindi. O sakin adam gitti, yerine gözlerinden şimşekler çakan, sabrı tükenmiş bir fırtına geldi. Kolumu öyle bir kavradı ki, canımı yakmıyordu ama bir adım bile atmama izin vermiyordu. O odanın taş duvarlarını sarsacak, kemiklerimi titretecek bir sesle kükredi birden: "Bağırıp durma! Sen şu an benim yanımda olmasaydın, o piç abin seni çoktan o mafyaların eline teslim etmişti! Seni kumar masasında satmıştı lan!" İşittiğim sözlerle donakaldım. Kolumu sıkan elini unuttum, nefesim boğazımda tıkandı. Abim... Erkan... Berzan yüzünü yüzüme iyice yaklaştırdı. O kömür karası gözlerinde öyle kararlı, öyle tehlikeli bir yangın vardı ki, odadaki havayı kuruttu sanki. Dişlerinin arasından, her bir kelimesi kaderimi mühürleyen o cümleyi fısıldadı: "Seni o bataktan çekip aldım ben. Anla artık... Sen benimsin Mihra. Ve ne dersen de, ne yaparsan yap... Benim karım olacaksın!" Duyduğum kelimeler zihnimde adeta bir saatli bomba gibi patlarken, kolumu tutan elinin altındaki bütün gücüm çekildi birden. Bacaklarım beni taşıyamayacakmış gibi sarsıldı. Başım döndü, gözlerimin önündeki o taş oda yavaşça silindi ve zihnim beni acımasızca günler öncesine, o kabus gibi saniyelerin…